ÇAKRALAR (CHAKRA)

ENERJİ ÇARKLARI: ÇAKRALAR

Enerji alanımızın içinde çakra olarak bilinen yedi enerji çarkı bulunur. Bu çakralar vücudumuzun ortasında leğen kemiğinden başımızın üzerine doğru uzanacak şekilde sıralanır. Her bir çakra belirli organlar, dokular ve endokrin salgıları için yaşam gücü sağlar. Buna ek olarak her bir çakra, vücuda, zihne ve ruha duygusal, psikolojik ve ruhsal yetenekler sağlayan bir bilinç kaynağıdır. Çakralar, su girdaplarıyla aynı şekilde dönen enerji tünelleridir. Bu mükemmel enerji tünellerinin en geniş olanı alanın en dışındakidir ve son nokta endokrin salgısı olacak şekilde vücuda doğru huni şeklinde daralarak sıralanırlar. Çakraların vücutla kesiştiği nokta avuç içi genişliğinde bir alandır. Endokrin salgısında huni kendini ters çevirir, vücudun içinden dönerek geldiği için büyüyerek ve genişleyerek sırtın dışına ve oradan da alanın en dış noktasına doğru ilerler. Çarka tüneli alandaki enerji tellerini ya da liflerinin akışını ve tek şekilliğini bozmaz, onları besler ve alan içindeki düzen ve dengenin korunmasında onlara yardım eder.

Yedi birincil çakranın, ilki leğen kemiğinin ortasında bulunur ve KÖK ÇAKRA olarak bilinir, ikinci çakra, göbeğin üç dört parmak aşağısında yani alt karnın ortasında yer alır ve SAKRAL ÇAKRA olarak adlandırılır. Üçüncü yani SOLAR PLEKSUS ÇAKRA göbeğin üç dört parmak yukarısında yer alırken, dördünce çakra göğüsün merkezinde bulunur ve KALP ÇAKRASI olarak bilinir. Beşinci çakra boğazdadır ve bu nedenle adı BOĞAZ ÇAKRASI’dır. Altıncısı, iki gözün arasında ve kaşların ortasındadır ALIN ÇAKRA olarak bilinir. Yedinci ve son çakra ise, başın en üst kısmındadır. Ve adı TAÇ ÇAKRA’dır.

Bu yedi çakranın yanı sıra ellerin avuç kısımlarında, dizlerin arka tarafında, ayak tabanlarında ikincil ve el-ayak parmaklarında da yirmi adet üçüncül çakra bulunmaktadır.

Bu özet bilgiden sonra, çakraların temeldeki yapılarını ve işlevlerini daha sonra da tek tek çakraların esasta görevlerinin neler olduğunu ve hayatımıza nasıl yansıdığını ele alalım.

ÇAKRALAR: ENERJİ KÜRELERİMİZ

chakra_map10

Çakra Sistemi

BİLİNÇ VE HAYAT

Eğer elimizi kalbimizin üzerine yumuşak bir biçimde koyar parmak uçlarımızla giysimize hafifçe dokunur ve saat yönünde döndürmeye başlarsak rahatlama hissederiz. Eğer elimizi yavaşça ve oval biçimde döndürmeye devam edersek vücudumuzun rahatladığını ve ısındığını hissederiz. Yavaş yavaş vücudunuzun bu bölümünde bir gariplik hissetmeye başlarsınız, kalp bölgeniz şükranla erir gibi olur. Derin nefes alın ve bunun bütün benliğinizi ısıtmasına izin verin. Bu egzersizi yapan kişiler eninde sonunda ağlamaya başlarlar. Ağlamaya başlamalarının sebebi rahatlamış, sıkıntılarını atmış ve bütün sorumluluklarını kenara bıraktıkları bir diyara, koşulsuz sevginin olduğu yere gitmeleridir. (Bu egzersizi elinizi kalbinizin üzerinden ters yönde çevirerek yapın, aradaki farka dikkat edin)

Bu egzersizi yaparken iyileştirici dokunuşu kendi kalbinize, kalbinizi çevreleyen enerjiye uygulamış olursunuz. Bu egzersizi yaparsanız aklın vücudun ve bedenin uyumunu bir anlığına yakalamış olursunuz. Aynı zamanda ruhunuzla etkileşime geçmek için kullanacağınız ve belli yollarla etkileyebileceğiniz gücü de elde ettiğinizi fark edeceksiniz. Kısacası bunlar iyileştirici dokunuşun güçlü bir yoludur. İyileştirici dokunuşun uygulayıcısı olan birinin çakra bilgisi vazgeçilmez bir teşhis aracıdır. Çakralar aynı zamanda büyük iyileşmelerin oluşabileceği yerlerdir. İnsanları çakra dengesizliklerine göre anlayabiliriz, ama daha önemlisi, iyileştirici dokunuşu çakra yollarıyla uygulayarak onlara büyük bir yardım da bulunabiliriz. Sonuç olarak çakralar sizin niyetinizi sergiler, çünkü niyetleriniz kendinizi ifade ettiğiniz çakralarda kendini gösterir. Eğer siz bir iyileştirici olarak kalp çakranızı kullanıyorsanız, yönlendirdiğiniz enerji diğer yeteneklerinizi de tetikler ve kullanabilir. En uzaktaki enerji zihninize gelir ve sizin hayatta kalmaya dair en derin ve pratik bilgilerinizi ortaya çıkarır. En sonunda çakralar şairlerin her zaman dediklerini kanıtlıyorlar, hayattaki en büyük birleştirici ve bütünleştirici güç: SEVGİ’dir.

VÜCUT, AKIL VE RUHUN BİR OLDUĞU YER

Vücut, akıl ve ruhun birliğini hiçbir şekilde hiçbir şey çakralardan daha iyi anlatamaz. Çakra Sanskritçe “Tekerlek” veya “Hareket Daireleri” anlamına gelen bir kelimedir. Çakralar yoğunlaşmış yaşama kuvvetinin ruhlarıdır, bazılarının söylediği gibi enerji odaklarıdır veya enerji santralleridir. Vücudunuzun ön tarafından düz bir hat üzerinde belkemiğinizin altından (kuyruk sokumundan) başlayarak başınızın üzerine kadar dizilmişlerdir. Bu temel çakraların yanı sıra, ellerinizde bulunan ikincil ve üçüncül çakralarınızı iyileştirici dokunuşlar esnasında, enerji iletmek için kullanırsınız. Ayaklarınızdaki ikincil ve üçüncül çakraları ise uygulama yaparken kendinizi topraklamak amacıyla kullanırsınız.

Çakraların fonksiyonlarından biri de yaşama kuvveti için bacalar olarak hareket etmeleridir. Her birimiz sürekli olarak yaşamımızı sürdüren sınırsız bir Elekromanyetik Enerji akışının içinde bulunuruz. Yaşama kuvvetinin içinde nefes alırız, onu beş duyumuzla algılarız, onu alanın içinde yönlendirir ve yedi çakra aracılığı ile kendimize çekeriz.

Çakralar genel fiziksel temelde pek çok seviye için anlaşılabilirdirler. Yaşama kuvvetini belli organlara ve salgı bezlerine yönlendirirler. Gerçekten de çakraların yerlerine bakıldığında, vücudun en aktif bölgelerine –beyin, gözler, konuşma merkezi, kalp, orta organlar, sindirim, salgı bezleri ve cinsel organlara denk geldiklerini fark edeceksiniz. Bu bölgeler açıkça büyük enerjiye ihtiyaç duyarlar ama tersini de söyleyebiliriz çünkü devasa faaliyetlerinde vücudun aynı bölgeleri en çok enerjiyi üreten bölgelerdir. Bunlar, karşılığında dünyamızı şekillendiren düşünceler ve hayallerin doğmasına yol açan vücut bölgeleridir. İlişkileri ayakta tutan anıları çağırırlar, ışığı ve rengi içerler, gıdaları çiğner ve sindirirler, kanı temizler ve pompalarlar, yaşamı yaratır ve idame ettirirler. Kısacası, yaşamı tecrübe ettiğimiz ve hatta yaratılışına katıldığımız temellerdir.

Bu çakraların sadece fiziksel olmalarından çok daha fazlası vardır. Bu yedi koni yanlarında neredeyse hepimizin zaten farkında olduğumuz duygusal ve fizyolojik bağlantılar taşırlar. Örneğin; kalp, sahip olduğumuz bilgilerimizi kalbi duyguların merkezi olarak tanımaktadır. Bazı insanlar için “kalbi çok geniş” veya “aslan yürekli” veya “kalpsiz biridir” deriz. En derin sevgimizi ifade etmek için “sana kalbimi veriyorum” diyebiliriz. İşte diğer çakra bölgeleri de böylesine kendilerine has özellikler ve bağlantılara sahiptirler. Örneğin; beyine zeka bölgesi olarak bakılır. Oysa ki, tarafsız düşünceler ve mantık beyin aracılığı ile insanlığın hemen hemen her fiziksel, fizyolojik ve duygusal yanına doğrudan bağlantılıdır. Bir insanın karakterini değerlendirmeye çalışırken ruhuna bakabilmek için gözlerini ararız.

Aslında her çakra kendine özel değerler kümesini sunan belirli bir bilincin alanıdır. Hiçbirimiz varlığımızda yedi bilinç seviyesinin hepsini bir araya getirememişizdir. İki, üç veya daha fazla çakra tarafından uyandırılmış ve motive edilmiş olabilirsiniz ama yedi bilinç seviyesinin hepsinde uyanık ve etkin olmak çok nadir görülür. Bu bilgi bizi önemli bir noktaya getirir. Hayatımızda en etkili olabilen bir, iki veya üç çakra fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarınızı, değerlerinizi ve ruhsal bilincinizi belirler. Bugünün dünyası ilk üç çakra tarafından yönetilir. Bu yüzden çakralar bir çeşit kişisel, fizyolojik ve ruhsal gelişim merdivenini temsil ederler. Her birimiz şu anda dünya bakışımızı yönetenden bir üstteki çakraya ilerlemeyi deneriz. Bunun sonucunda, büyümemizdeki ve gelişimimizdeki bir sonraki adımı temsil etmeye çabaladığımız değerler ve bilinç çakranın içinde saklıdır. Çakralar temel bilinçten kendimiz ve hayat hakkında daima genişleyen bir bakış açısına kadar nasıl ilerlediğimizi göstermek için yükselen bir sıra ile tanımlanmışlardır.

Görüldüğü üzere çakra merdiveninde yükselmek hayatın çok sık ortaya çıkardığı en büyük meydan okumaları kaçınılmaz olarak sunar. Çakraların birinin veya daha fazlasının tıkanmış veya kısmi olarak kapalı olması o çakranın içinde yer alan ilgili değerler ve anlayıştan yeterince etkilenemediğimiz anlamına gelir. Aynı zamanda yaşama kuvvetinin, vücudun o bölgesinde sönümleneceği anlamına da gelecektir. Ancak, bir veya daha fazla çakra kapalı olsa bile sınırlı bir kapasitede etkinlik gösterirler. Vücudun ilgili bölümüne yaşama kuvveti sağlamaya devam ederler. Eğer çakra bir seviyede etkinlik göstermeseydi kısa sürede ölürdük. Fakat çakra zayıf bir durumda etkinlik gösteriyorsa, ilişkili olduğu vücut bölgesi de zayıflamış olur. Buna ilave olarak, o çakra tarafından temsil edilen değerler ve bilinç bizi etkiliyor ise de o kadar güçlü olmazlar. İlgili organlar ve salgı bezleri yavaş yavaş körelir ve sonuç olarak bir çeşit hastalık belirtileri ortaya koymaya başlarlar. Bizim çakra tarafından temsil edilen yaşamın parçasını anlamaktaki eksikliğimiz kaçınılmaz olarak bizi çatışma ve krize sürükler. Bir kişinin sorunlarını ve yedi çakranın düzenlenebileceği bölgeleri anlayarak iyileştirici dokunuş uygulayıcısı belli fiziksel ve fizyolojik sorunların neden ortaya çıktığını anlayabilir. Bunu yaparken vücut, akıl ve ruh ile çalışılır ve hastalığa sebep olan temel nedenler iyileştirilir.

Şimdi hayatımızdaki iyileştirici dokunuştaki önemi daha iyi anlamak için yedi çakrayı ayrı ayrı inceleyelim.

7_root5

Kök Çakra

1 – KÖK ÇAKRA (VARLIĞIN TEMELİ)

Sanskritçe’ “MULAHADRA” veya ilk çakra ya da  temel çakra olarak geçen ilk enerji halkası belkemiğinin altında bulunmaktadır ve alt bölgeleri sarmaktadır. Karşılığında heyecanlı olaylar veya algılanan tehlikelere tepki olarak içgüdüsel ve hemen cevap vermek için adrenalin salgılayan adrenalin bezlerine yaşama kuvveti sağlamaktadır. Bu çakra kalın bağırsak, leğen kemikleri, bacakları ve ayaklara yaşama kuvveti sağlamaktadır. Aynı zamanda sinir ve dolaşım sistemlerinin idamesinden de sorumludur. Bu çakra tıkalı, bloke edilmiş veya kapanmış ise ortaya çıkan fiziksel belirtilerin arasında kabızlık, hemoroitler, obezite, siyatik ağrısı, artrit, diz sorunları, iştahsızlık hastalığı ve intihar vardır.

Kök Çakra hayatınızı fiziksel varlığa bağlamaktan sorumludur. Dünya üzerindeki enerjik ve ruhsal temelinizin merkezidir, hayatta kalma içgüdülerimizin kaynağıdır. Yaşadığınız ana bağlı olmanızı ve varlığınıza karşı olası tehditlerin, hayatta kalmak ile ilgili her tepkinin farkında olmanızı sağlar; kaçma veya savaşma içgüdüsü bu bilinç merkezinden doğar. Bunu aksine, varlığınıza karşı kendinizden kaynaklanan iştahsızlık veya intihar teşebbüsü gibi herhangi bir tehlike bu çakranın mevcut değerlerinin ve bilincinin bir bozukluğudur.

Kundalini Yoga ve Ayurvedik Tıp Kök Çakranın koku duyumuzdan sorumlu olduğunu öğretir. İnsanın koklama duyusu kendimizi genellikle iyi koku alıcılar olarak düşünmesek de oldukça gelişmiştir. Bu demek oluyor ki,  burnumuzun yardımıyla bir şeyi hatırı sayılır bir mesafeden algılayabileceğimiz anlamına gelir. Bu çerçevede koku duyumuz kendimizi koruma aracı olarak gelişmiştir de diyebiliriz. Örneğin; Koku bize bir şeyin zehirli veya tehlikeli olup olmadığını onu yemeden veya söz konusu nesneye çok yaklaşmadan önce fark etmemizi sağlar (Çocuklar ve yetişkinler tiksindirici veya tehlikeli gördükleri bir şeyin tadına bakmaya cesaret etmeden önce bilinmeyen veya yabancı yiyecekleri daima burunlarına götürüp koklarlar). Bu, çakranın genel olarak hayatı idame sorumluluğu ile doğrudan ilişkilidir.

Kök Çakra, toprak  ve kırmızı renk ile ilişkilidir. Çakra bağlılık, belli bir miktar durgunluk, kabullenme ile tanımlanır. Kök çakra kabullenme duygusu ile bizim bir numaralı önceliğimiz olan hayatta kalma üzerinde odaklı kalmamızı teşvik eder. Ve aklımızı parçalayacak olan çok fazla zıt düşüncenin ve bilgi parçalarının bizim bilincimize girmesini engeller. Bu da bağlılık özelliğinin bir parçasıdır. Kök Çakranın manevi prensibi; doğal yaşam gücü ve zevki, denge ve dünya’ya güven duymaktır. Ana prensibi ise varolma ve yaşama iç güdüsüdür. Eğer kök çakrada problem yoksa kişinin endişe, korkuları yok olur ve dünya da güven içinde olur. Kişide yaşama isteği ve yaşamdan zevk alma gözlenir. Kişi dünyadaki her şeyi ve herkesi olduğu gibi önyargısız ve koşulsuz sevgiyle kabullenir.

Kök çakranın temizlenme yöntemlerinden birkaçını şöyle özetleyebiliriz;

  • Toprak üzerinde 10 ile 20 dakika oturmak (soğuktan ve ıslaktan kendinizi koruyarak yapılmalıdır)
  • Alın çakrası ile kök çakranın dengelemesi,
  • Ayak ve bacak ağrılarında şifa taşı obsidiyeni kullanmak yararlı olur.
  • Köklenme meditasyonu çakra üzerinde etkili bir temizlenme yaratır,

KÖKLENME MEDİTASYONU

Ayakta durunuz, ayaklarınızı omuz hizasında açınız. Reiki kanalınız açık olmalı ve meditasyonun bütünün ve kendinizin en yüksek hayrına olmasını talep edin ve niyet edin. Kollarınızı tepe çakranın üstünden vücudunuzun iki yanına koyarken mekandaki evrensel yaşam gücü enerjisini bir süre hissetmeye çalışın. Sonra, beyaz kristalimsi bir ışığın tepe çakranızdan girdiğini imgeleyin. Bu İlahi ışık bütün çakralarınızdan akıp toprağa yönelirken, enerji merkezleriniz, birbiri ardına çalışıyor ve dengeleniyor. Beyaz ışığın gücüyle çakra çiçekleri neşeyle gülümsüyor ve enerjileri yükseliyor, farkındalıkları büyüyor..

6_sacral3

Sakral Çakra

2 – SAKRAL ÇAKRA (CİNSELLİK VE TUTKU)

Sanskritçe’de SWADHISTHANA veya merkez çakra olarak bilinir. Göbeğin iki üç parmak altında ilk bel omuru bölgesinde yer almaktadır. Çakra kanalı üreme organları, böbrekler, mesane, kan, sindirim asitleri ve benzeri vücut sıvıları, erbezleri, leğen kemikleri, yumurtalıklar ve bağırsaklara yaşama kuvveti sağlamaktadır. Aynı zamanda yaşama enerjisi ile gelişen bir odak sağlamaktadır. Sakral Çakra tat alma duyusu ve derin hayati nefesten de sorumludur. Çin tıbbına göre derin nefes almayı böbrekler mümkün kılar, böbrekler güçlü ve canlı iken nefesi ciğerlerin altına doğru çekerler. Böbrekler zayıfsa nefes sığdır ve kişi gergin, sinirli ve korku doludur. Ayrıca boğaz çakrasına bağlı yaratıcılığımızın da merkezidir. Çakrada ifade bulan yaratıcılığın, estetik güzelliğin ve üreticiliğin dışa açılımı boğaz çakrası ile ortaklaşa gerçekleşir. Tat alma duyusunu da şu şekilde de açıklayabiliriz, çakranın hormonları “östrojen ve testosteron”, erkek ve dişil beden işlevselliğini sağlar. “Tat” alma duyusu burada devreye girer, yaşamdan haz duymayı hissettirir. Ayrıca çakranın ana biyolojik fonksiyonları cinsel organların idamesi, cinsel ilişki güdüsü, fiziksel mutluluk isteği ve bununla ilgili tüm sosyal konulardır. Kişi yalnız başına tüm bu gerçekleri yaşayamaz ve bunun sonucunda sakral çakra bizi kök çakranın bireyselleşmiş durum ifadesinden bir eş ve sosyal etkileşim arayışına yönlendirir. Hayatı sevgi, çoşku ve neşe ile sürdürmek kişinin yaşam kalitesini ve enerjisini yükseltir.

Sakral çakranın bloke edilmesi, bağlı organlarla ilişkili hastalıklarla sonuçlanır ve çakrayı tıkayan çok önemli diğer bir faktör de bir başka varlığın obsesif, takıntılı bir şekilde takipçisi olmak, yanlış spiritüel öğretmen, veya öğretileri takip etmektir. Doğru olmayan bir öğretiyi ve şekilcilikleri izlemek, üretkenlikleri ve yaratıcılığı engeller. Çakrada tıkanıklık olduğunda, kişide cinsiyet problemleri, kadın-erkek kimliklerinin oturmaması, özgüven eksikliği, bedenini sevmeme, duygusal felç görülür. Bu çakra süzülmemiş ilkel duyguların, cinsel arzuların ve yaratıcılığın merkezi olduğu kadar kişinin imgeleme eşiğini de yükseltir. İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özelliklerden biri de “imgeleme”, yaratıcı güçtür. Anda kalmak bu çakra olumlu etkiler. Tüm hastalıkları kendimiz oluştururuz. Her deneyim biraz daha büyümemize yardımcı olur. Geçmiş ve gelecek bütünün içindedir. Şimdide kalarak, anı yaşamak endişe ve kaygılardan bizi kurtarır. Turuncu renk veya portakal rengi ve tüm biyolojik yaşamın kaynağı olan su elementi ile tanımlanır. Su, yeni yaşamı döller ve üretir. Suyun veya denizin yüzeyinin altında yer alan çok büyük gücün ve gizemin vücuda gelmesi olarak sembolize edilir.

Sakral çakranın temizlenme yöntemlerinden birkaçını şöyle özetleyebiliriz;

  • Çakranın temizlenmesinde; ay taşı, carneol, jasper taşlarından yararlanılır. Yasemin, sardunya ve sandal ağacı aromaları da düşünme ve hissetme eşiğindeki titreşimlerde bir bütünlük sağlar, yaratıcılığı kamçılar. Ylang  ağacının çiçeklerinden elde edilen aroma ise kişiye huzur verir, güven duygusunu arttırır ve engellenmiş, karışıklık içindeki asi duyguların dengelenmesini kolaylaştırır.
  • Sakral çakra ve Boğaz çakrayı dengeleme yaparak çalışmak, bu iki çakra arasındaki ilişkiyi düzene sokar, dengeyi sağlamaya yardımcı olur. Ayrıca renklerin eşlik ettiği meditasyonlar derin temizlik sağlar, kendimize Reiki uygularken çakraların renkleri ile imgeleyerek çalıştığımızda çok daha etkin bir arınma gerçekleşir.
  • Çakralar da beynimiz gibi depolama ve hatırlama yeteneğine sahiptir. Yaşanan tüm olayları çakraların içinde bulmak mümkündür. Reiki çakra meditasyonu yaparken iç gözümüzle bakmak ve kendimizi gerçek duygularımız ile algılamak, çakraların güçlenmesini sağlar ve blokajların oluşmasını engeller.
  • “Bedenimi ve kimliğimi sevgiyle kabul ediyorum. Bu, benim hayatım. Hayatımdan ve kendi bedenimde yaşamaktan zevk alırım” onaylaması çakrada dengeyi ve temizliği sağlar.

KÖK ÇAKRA VE SAKRAL ÇAKRALAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

Şimdi bir an için duralım ve ilk iki çakranın üzerine değer sistemlerinin yaşamımızı değişik yollardan nasıl etkilediğini düşünelim. Hayatın idamesi ve ayrılık ile ilgili olduğundan kök çakra bizim hayattaki tehlikelerin farkında olmamızı ve eş, sevgi ve cinselliğe olan arzumuzun farkında olmamızı ve sevgiye dayalı karşı cins arayışının en doğru şekliyle sakral çakraya ilerlememizi sağlar.

Cinsellik karşıtların, yani kadın ve erkek, yang ve yin, gökyüzü ve yeryüzünün birleşmesidir. Tüm geleneksel, ruhsal ve dini uygulamalarda ama özellikle doğudakilerde insanın cinsel deneyimi ilahi karşıtların birleşmesi olarak görülür. İnsanları evrensel yapbozun iki parçası sevgi ile bir araya geldiklerinde ortaya çıkan uyum ve düzene bakabilmeleri için bir yol olarak görülür. İşte bu yol, insanların hayatın yaratılışı için gerekli ilahi dramaya katılmalarının bir yoludur.

5_solarplexus3

Solar Pleksus Çakra

3 – SOLAR PLEKSUS ÇAKRA (GÜÇ, HAKİMİYET VE EGO)

Sanskritçe’de MANIPURA veya mücevher merkezi diye adlandırılır. Midenin girişinde ve sekizinci göğüs omuru bölgesinde yerleşmiştir. Sırtın alt kısmı, sindirim sistemi, mide, karaciğer, dalak, safra kesesi, deri, pankreas fonksiyonları, göbek deliğinin üst kısmında yer alan üçüncü çakranın kontrol ettiği bölgelerdir. Solar Pleksus çakra, Pankreasa yaşama kuvveti sağlamaktan sorumludur. Aynı zamanda elektromanyetik enerjiyi karaciğer, safra kesesi, dalak ve mideye yönlendirir. Pankreas tabii ki kan şekerinin hücrelere yakıt olarak gitmesini sağlayan insülin yaratmaktan sorumludur. Bu yüzden çakra metabolizma ve hücrelerin temel çalışması ile ilişkilendirilir. Metabolizma gerçekte hücrelerin içinde minicik bir ateştir; minik fabrikalar gibi hücrelerin içinde işlerini yapabilmeleri için kan şekeri (glikoz) yakılır. Bunun sonucunda solar pleksus çakra geleneksel olarak ateş elementi ile ilişkilendirilir. Bu bağlamda çakranın ateş sıcaklığı, enerjiyi ve aktiviteyi sembolize eder. Güneşi yani güç merkezini simgeler. Bedenimizin duygusal enerji yaydığı bölge burasıdır. Temel duygusu; kararlılıktır, ayrıca kişiliğin temelini temsil eder.

Psikolojik ve ruhsal olarak, solar pleksus çakra kişisel gücünüz ve kendinizi idare etmeniz ile ilgili tüm bağlamları ifade eder. Çakra akıl ile ve sarı renk ile temsil edilir. Tatmin olmanın, huzurun ve refahın titreşimlerini taşır. Eğer başka kişilerin denetimi altına girerseniz veya onlar sizi kontrol altında tutarlarsa rengi koyu sarı olur ve küçülür. Eğer güç kazanma ve kontrolü elinizde tutma durumu söz konusu ise çakra büyük ve kirli sarı bir renk alır. Çakranın insan varlığı olarak ifadesi; EGO’dur. Manevi Prensibi; Kişiliğin gelişmesi, yaşantıların tecrübeye dönüşümü, güç, kudret, yaşam bilgeliğidir. Kendinizi ve isteklerinizi ifade edebilmek, söyleyebilmek ve başarmak için yola çıktığınız şeyi başarmanız için kapasite sağlar. Bu yüzden çakranın atmosferi bütünüyle tutku, kaba kuvvet ve evcilleştirilmemiş bir akıldır.

Çok utandığımızda genellikle üçüncü çakramızda fiziksel basınç veya rahatsızlık hissederiz. Tutkularımızın kuralsız olduğunu ve kişisel gücümüzün belki de kendi inancımızla veya ortamdaki şartlarla veya belki de ikisi ile de birden sınırlandırılmış veya bloke edilmiş olduğu gerçeğine bizim dikkatimizi çeker. Bu noktada seçilebilecek iki nokta vardır, ya kendinizi yansıtıp, yaratıcı olur ve duruma yeni bir yaklaşım getirebiliriz ya da daha fazla utanca, kızgınlığa yol açabilecek şekilde zorlarız ve irademizi güçlendiririz. Solar Pleksus çakranın sık sık şiddet ile ilişkilendirilmesinin sebebi budur. Çakrada problem oluştuğunda kendisi ile ilgili olan organlarda da hastalık olur. Kişide, her şey kendi isteği doğrultusunda görme, iç ve dış dünyada egemen olma isteği belirir. İç huzursuzluk ve tatminsizlik yaşanır. Eksiklik duygusu, kırgınlık, karşılıklı bir şeylerin yapılmasını istememizden dolayı, beklentiler meydana gelir, bağımlılıklar – bunlar mide bulantılarına neden olur. Çakra iyi çalışmıyorsa ve baskı altında kalındığında, kişi kendisini midesi bulanıyorken veya sinirli bir halde bulabilir. Aşırı çalışma durumunda ise her şeyi kontrol altında tutma ve aşırı kıpır kıpır olma halini gözlemleyebiliriz. Bu çakra normal çalıştığında kendini tanıma ve kabullenme olur, başkalarının fikirlerine saygı duyulur ve önem verilir. Tüm eylemler kozmik yasayla uyumlu olur.

Solar Pleksus çakranın etkilendiği düşünceler ve tıkanma nedenlerini şöyle özetleyebiliriz;

1. GÜÇ/ KORKU Varolma korkusu, arzusu, güçlü kişilik, otorite sahibi kişilerden korkmak, sürekli güçlü olmaya yönelik düşünme, ırkçılık ve milliyetçilik düşünceleri, geçmiş yaşamlarda yenildiğini hissetmek.

2. KONTROL Başkaları tarafından kontrol edilme korkusu, kontrolü kaybetme korkusu, geçmişteki deneyimlerinizde kontrol dışı kaldığınızı veya başkaları tarafından kontrol edildiğinizi hissetmek.

3. BAĞIMLILIK Sahiplenme hissi ve maddeye karşı olan bağımlılık. Kumar, sigara ve içki bağımlılıkları. Bunlar açgözlülükle de birleşirse bu çakra dengesini iyice yitirir.

4. SORUNLU İLİŞKİLER VE KİŞİLİĞE YÖNELİK DAVRANIŞLAR Aile içi ilişkilerin sorunlarla yüklü olması, aile bireylerine karşı sevgisiz, saygısız, küçültücü ve yaptırımlarla davranılması, gerekli saygının gösterilmemesi çakranın enerjisini düşürür. Fiziksel ve ruhsal hastalıklara açık hale getirir.

5. ANDA KALMAMAK Geleceğe yönelik içeriği, sevgisiz ve aşırı planlamalar, aşırı gelecek endişeleri özellikle mideyi etkiler. (Planlar yapılmalı ama o günün ve anın şartlarına göre değiştirilme esnekliğine sahip olunmalıdır.)

6. DOĞRU BESLENMEME Üçüncü çakra, yiyip içtiklerimizle bağlantılıdır. Kötü ve dengesiz beslenme bu çakrayı yorar. Hayvanlar ölürken adrenalin salgıladığı için tabağımıza “korku” halinde gelen et, boyalı ve gazlı meşrubatlar, olumsuz uyarıcılar içeren çay ve kahvenin kafein içermesi, alkol, uyuşturucu kullanımı bu çakrayı tahrip eder. Beslenmede biyolojiye uygun en güzel reçete, doğal beslenme veya ona en yakın olandır. Taze sebze ve meyveler, tahıl ve tahıl ürünleri, süt, süt ürünleri ve yoğurttur. Gergin, stresli kişiler yediklerini iyi sindiremez. Stresli bir kişinin mide kasları, oluşan gerginlikten dolayı olması gerektiği gibi doğal akışında hareket edemeyeceğinden, kişi sindirim zorlukları yaşayacaktır. Hızlı ve koşturma içinde yenilen yemekler de kolay sindirilemez. Unutmamalıyız ki, “Ne yersek o oluruz!”

Solar Pleksus çakranın temizlenme yöntemlerinden birkaçını şöyle özetleyebiliriz;

  • Bu çakraya Reiki ile çalışılırken birinci sembol ile çalışılması tavsiye olunur. Çakra eşitlenmesi ise mutlaka yapılmalıdır. (sol el kalp çakrasında sağ el solar pleksusta)
  • Sarı topaz, sitrin, kaplan gözü taşlarını ve lavanta, limon, kekik ve bergamot aromalarını çakra temizliğinde kullanmak bu çakranın enerjisini artırır. Lavanta yağı aşırı çalışan çakrada sakinleştirici ve rahatlatıcı bir etkiye sahiptir. Bergamot ağacınının meyvelerinden elde edilen yağ, içeriğinde büyük miktarda ışık barındırdığından, yaşam enerjimizi güçlendirir ve öz güven verir. Limon ve kekik yağları özellikle sindirim sistemini rahatlattığından dengeyi sağlar.
  • Hoşgörü penceresinden bakarak olayları olduğu gibi kabul edip sevgiye dönüştürme çalışmaları ve “Güvendeyim. Emin ellerdeyim. Herşeyi olduğu gibi kabul ediyorum. Ben özgürüm. Şükürler olsun” onaylaması bu çakrayı dengede tutar.

KÖK ÇAKRA, SAKRAL ÇAKRA VE SOLAR PLEKSUS ÇAKRALAR ARASINDAKİ İLİŞKİ

Kök çakra, Sakral çakra ve Solar Pleksus çakralarda açıkça bir bilinç ilerlemesi görülebilir. Ayrılığımız ve yalnızlığımızla yüzleştikten sonra, bizi en azından bir insan ile birleştiren ve böylece kendimizin ve kendi önceliklerimizin ötesine götüren cinsel ilişkiye yöneltiliriz. Solar Pleksus çakra bizi tekrar kendimize döndürerek şahsi gelişim ve kişisel güçlenme üzerinde odaklanmamızı sağlar.  Bir başka açıdan baktığımızda sistemde Solar Pleksus çakra birinci çakradır, Kök çakra ve Sakral çakraların her ikisi de sizinle, bireyle ilgilenir. Kök çakra hayatta kalmanız ile daha ilgili iken Solar Pleksus çakra isteklerinizi gerçekleştirmeniz için güç kullanımı ile daha fazla ilgilidir. Ancak bu iki çakra arasında bulunan Sakral çakra ile temsil edilen bir evrim adımı vardır.

Sakral çakra bir kadın ve bir erkeği tipik olarak çocuk doğması ile sonuçlanan bir ilişkiye götürür. Her ebeveynin bildiği gibi çocuklar bir yetişkini kendilerine bakmaya zorlarlar, ebeveynlerinin onları sevmesini ve yeteneklerinin ve becerilerinin gelişmesini isterler. Çocukların ihtiyaçlarının karşılanabilmesi ve hayatta kalmaları için ebeveynler çocukları sevgi, düzen ve anlayışla büyütme ihtiyacı ile gerilirler. Kendilerini disipline etmeleri ve hatta baktıkları çocuklar için kendi isteklerini ertelemelidirler. Aslında kendi ihtiyaçlarını ve hatta bazen kendi hayatlarını feda etmektedirler. Kadınlar çocuk doğururken hayatlarını kaybederler ama hamileliği iyi karşılarlar. Babalar çocuklarının bu tür sevgi ve ilginin tadını çıkarması ve tam olarak gelişebilmesi için eşlerinin dikkatini ve annesel sevgisini feda ederler. Babalar da çocukları için hayatlarını verirler. Son olarak sevgi, fedakarlık ve kendini geliştirme ister ki, bu da Sakral çakranın kaçınılmaz olarak Solar Pleksus çakrayı götürdüğü anlamına gelir. Asıl olarak, Sakral ve Solar Pleksus çakralara uyanmak gerçekten de Solar Pleksus çakranın üzerindeki dünyalara açılmaları için fedakarlık yapmaktır, çünkü kadın-erkek ilişkisi ve kendini geliştirme bizi neticede sevgiye ihtiyaç duyan karmaşık bir ilişkinin içine koyar.

SOLAR PLEKSUS ÇAKRANIN KRİZİ

Solar Pleksus çakra kendi gücümüzü kullanmamızı, kendi kaderimizden sorumlu olmamızı teşvik eder. Yani, kendini idareyi başarır. Böyle bir bilinç bizi kaçınılmaz olarak iki krizden birine götürür.

İlk kriz, kendini idarenin çelişkisi olan demagojidir. Aslında insanlar gelişimlerinde ilerledikçe kaçınılmaz bir egonun yerleşmesi ile oluşan bir kuyudur. Daha yetenekli, daha başarılı ve daha kibirli olurlar. Kendi kaderlerinin hakimi olduklarına dair yanlış inancına kapılıverirler. En sonunda bu onları soyutlayabilir ve hayatlarına zarar verebilirler. Bu Solar Pleksus çakranın bizi götürebileceği karanlık yollardan sadece biridir.

Ancak ikinci kriz, kendimizi yas, üzüntü, tüm isteklerimize ulaşamadığımız için kendinizi suçlamaya giden yolda bulmamızdır. Buradakiler hayal kırıklıklarımızın çoğunu etkileşim haline koyarak, kendimize neden bunu yapmadım? veya neden şu olmadım? neden yol üzerinde daha iyi tercihler yapmadım? gibi zor ve kritik sorular sorarken buluruz. Bu etkileşimdeki sorular bir yaşam krizini, Solar Pleksus çakranın zorunluluklarının-çoğunlukla da kendi kaderimizin hakimi olmak için aşırı isteğimizin, hayatta başarısız olduğumuz sonucuna varmaya zorladığı bir orta yaş krizi meydana getirmesi anlamındadır. Kendimizi karar verdiğimiz kadar ayrıntılı idare edemeyiz. Olmak için yola çıktığımız büyük insanlar gibi olamayız. Yani sık sık Solar Pleksus’ta kilitlenen acı ve üzüntü bu çakra üzerinde tahribat yaratırken, ilerleyen dönemlerde bizi hastalıkların bekleme sürecini doğurur.

Solar Pleksus çakranın iyileştirilmesiyle, ki özellikle hayatın zor olduğunu ve daha geniş terimlerle hayatı görebilmemiz için bizi daha yüksek bir bakış açısına çağıran dördüncü çakra yani kalp çakrasına hareketimize bağlar. Modern kültürümüz hepimizi bağımsız, kendine yeterli ve kendi kaderinin hakimi olmaya zorlamaktadır. Kültürlerimiz bizi açıkladığımız bu üç çakralarda yaşamaya yönlendirmektedir. Oysa ki iyileşmemiz dördüncü çakra yani kalp çakraya doğru hareketimizde yatmaktadır. Bizi Kalp çakraya götüren; SEVGİ’dir.

4_heart4

Kalp Çakra

4 – KALP ÇAKRA (BİRLİĞE UYANMAK)

Kalp çakra geleneksel olarak “vurulmamış” anlamına gelen Sanskritçe ismi ANAHATA ile bilinen dördüncü çakra kalbe yaşama kuvveti sağlar. Kalp çakrasının adı “ANAHAT” beş duyunun hakimiyetinin ötesinde duyulan evrensel bir ses çıkartmak anlamına gelmektedir. “Vurulmamış” bir ses olması kaynağının olmadığı ama var olduğu anlamına gelir. İlgili organları sırtın üst kısmı, kalp, göğüs kafesi ve boşluğu, kan dolaşımı sistemi, deri’dir. Aynı zamanda  timus bezine, ciğerlere, kollara ve ellere yaşama kuvveti sağlar.

Kalbin ana prensibi, hayatın akışına tam bir güvenle teslimiyet olmaktır. Ayrıca sevme yeteneğinin gelişimi, sabır, özveri, acıma, kendini verme, adama ve şifa çalışmalarındaki merhamet, çakranın manevi prensiplerini oluşturur.  Çakrasının insan varlığı olarak ifadesi; Kozmik ailenin bir üyesi, gerçek insan aşamasına geçiştir (Özümüzdeki insana geçiş: İnsan Tanrı’nın özünden yaratılmıştır ve kozmik aileye dahildir. Bilinç yükseldiğinde kişi kozmik frekansa geçmiş olur).

İyileştirme kalpten başlar ve iyileştiricilerin kendileri eğer kendilerini diğerlerine yardım etmeye gerçekten adamışlarsa bu çakradan çalışırlar. Kalp çakrası tüm çakraların kendilerini ifade ettikleri ana yoldur. Bu açıdan kalp çakrası eşsizdir ama evrensel sevgi ihtiyacını gösterir. Böylece bütün iyileştirme şekilleri, tüm düşünceler, tüm bilgiler eğer sevgi ve merhamet ile ifade edilirse uzun vadeli bir iyileşme, temizlenme ve denge yaratılır.

Bir kişinin bilinci Solar Pleksus çakradan kalp çakraya ilerlediğinde hayatında bazı krizler ile karşılaşır. Bunun sebebi kalp çakrasının kısa süre sonra bilinçteki en dramatik değişiklikleri getirmesidir. Konuyu daha da açıklarsak; Ayurvedik tıpta kalp çakrası hava elemanı ve dokunma ilkesi ile ilişkilendirilmiştir. İyileştirici dokunuş bu çakradan yapılır. Kalp çakrası insanlar arasındaki birliği, gerçekte ortak olarak sahip olduğumuz hayatı görme kabiliyetidir. Birlik içinde ve toplu terimlerle anlaşılan her şey kalp çakrasından gelir. Kalp çakrası, insanları sevgi gizeminde birleştirir. Buna gizem diyoruz çünkü sevginin bir kişiyi diğerine bağlama, bir aileyi, bir toplumu, bütün olarak insanlığı birleştirmek için tanımlanamayan bir gücü vardır. Sevgi büyüdükçe, halkası yaşamın birliği ile daha da derin tecrübe edilecek şekilde genişler.

1.2. ve 3. çakralar : Alt (maddi) çakralardır. 4. Çakradan itibaren frekans yükselir ve manevi çakralar başlar. Bu çakra iyi çalışırsa hastalıklı ya da acı çeken bölgeye enerji göndererek o bölge iyileştirilir. Öfke, kızgınlık, nefret ve kırgınlık burada nötrleştirilir. Kalp çakrasının enerjisi çok kuvvetlidir ve açıldığı zaman başkaları üzerinde de iyileştirme özelliği gösterir. Yeşil renk tedavi ve uyumun rengidir. Pembe ise ilahi sevgiyi yansıtır. Kalp çakrasında problem varsa sevgi ile ilgili sorunların varlığı görülür. Tüm kalp hastalıkları sevgisizlikten ya da sevgi ile ilgili problemlerden kaynaklanır. İnsanlar sevgiden bahsederler ama gerçek sevgiyi çoğunlukla bilmezler. Hep beklentiler doğrultusunda severler. Sevilmek için önce sevmeyi bilmeliyiz. Kendini sevemeyen, kimseyi sevemez. Sevgi emektir. Sevgi özveridir. Sevgi koşulsuzdur. Kendimizi seversek, yalnızlık ve sevgisizlik çekmeyiz. Koşulsuz sevgiye en yakın örnek anne-evlat ilişkisidir. Çünkü anne onun, kendisinden bir parça olduğunu bilir. Bütünün içinde herkes Yaradan’ın çocuklarıdır ve bütündür. Ayrım yapmadan Yaradan herkesi sever. Bunun farkında olan kişi içinde huzur ve sevgiyi dolu dolu hisseder. Huzur; tek gerçeğin sevgi olduğunu bilmektir.

Kalp çakrasının normal çalışması halinde kişide, şefkat, yardım etme duygusu, yargılamadan, beklemeden, koşulsuz sevme eylemi gözlenir ve ilahi sevgi yaşanır. Şifa verebilmek içinde kalp çakrasının açık olması gerekir. Şifa veren kişinin aurası yeşil renktedir.

Kalp çakrasının etkilendiği düşünceleri şöyle özetleyebiliriz;

1. İLİŞKİLER Özensiz ve sevgisiz ilişkiler, kalp merkezini olumsuz etkiler ve karmalara yol açar. Damar tıkanıklığı, göğüs kanseri, fibro kistler ve kalp ile ilgili diğer hastalıklar, kalp çakrasının problemleridir. Çocuklar, sorumluluğunu aldığımız Yaradan’ın bizlere armağanlarıdır. Onlar bize, koşulsuz sevgiyi öğrenmemiz yolunda verilmiş en büyük rehber ve armağandır.
Yaşlılık ise ikinci bir çocukluk dönemidir. Sabır, sevgi ve bağımlılıklarımız için sunulmuş bir dönemdir.

2. SEVGİ Ruhani aşk ve yüksek benlik, romantik veya platonik aşklar, aile sevgisi gibi her türlü sevgi hissi, kalp çakrası ile ilgilidir.

3. KİŞİSEL BAĞLILIKLAR Akrabalık düşkünlüğü veya bir kişiye düşkün olma. (Denge)

4. UNUTMA VE UNUTMAMA Kendisine, başkalarına (aile üyesi, arkadaş v.b veya memlekete, insan gurubuna, hükümet temsilcisi veya organizasyona) yapılan şeyleri unutma veya unutmama.

Sevgi alma veya verme konusundaki korkular, çakranın büzülmesine ve kirlenmesine neden olur. İlişki bağımlılığı geniş ve tıkalı bir çakraya neden olur. Kirli bir kalp çakrası gerçek aşkın derin mutluluğunu deneyimlemeyi engeller.
Herkesin bir başka kişiyle aşk, dostluk, cinsellik gibi deneyimler yaşamaya ilişkin bazı korkuları olabilir. Çoğu kişi aşk ilişkisinde acıyı ferdi olarak denemiştir. Sonuçta acıyı ve aşkı birleştiririz. Bu da kalp çakramızda engeller oluşturur. Kontrolü kaybetmemize ve aşkın derinliğini hissetmememize neden olur. Bizim özümüz ruhsal aşktır. Aşk bizim gücümüzün, sahip olduğumuz herşeyin ve isteklerimizin kaynağıdır.
Kalp çakrası, sezgileri ve geleceği hissetmeyi geliştirmede merkezi bir noktadır. Kalp çakramızı daha fazla temizleyip açarsak büyük bir kuvvet, doğruluk ve sevgiye sahip oluruz. Çok çalışan bir kalp çakrası aşırı sevgi, şefkat, acıma duygularını ortaya çıkarırken, az çalışan bir kalp çakrası kişinin sevgisiz ve hoşgörüsüz olmasına neden olabilir. Nedensiz sırt ve kalp ağrıları kalp çakrası tıkanıklıklarının mevcut olduğunun kanıtıdır.

Kalp çakrasının sevgide ve dengede kalması için temizlenme yöntemlerinden birkaçını şöyle özetleyebiliriz;

  • Doğa ortamında veya açık alanlarda yapılan solunum egzersizleri çok yararlıdır. (yavaş ve derin nefes alıp, bir süre sonra verilen oksijen Kİ enerjisini bedene taşır.)
  • “Kendimi bağışlıyorum, olduğum gibi kabul ediyor, onaylıyorum, seviyorum ve tüm sevgimle özgür bırakıyorum.“; “Ben sevgiyim”, “Ben sevginin merkeziyim”; “Herşeyi olduğu gibi sevgiyle kabul ediyor ve sevgiyle özgür bırakıyorum.” gibi sevgi ile ilgili onaylamalar, kalp çakrası temizliğinde kullanılır. Bu onaylamalar saf niyetinizle birleşince tüm olumsuzluklar, olumlamaya dönüşecektir.
  • Solar pleksus çakra ile birlikte yapılan dengeleme yöntemi, alt ve üst çakra merkezlerini eşitler. Bu dengeleme çalışmasında sol el her zaman kalp çakrasında sabit olarak durur. Sağ el, 3-5’er dakika aralıklarla sıra ile önce solar pleksusta, sonra ikinci çakrada durur. Maddi çakralardan sonra sağ el manevi çakralara geçer ve önce boğaz daha sonra alın ve taç çakralarında durur. Ellerin çakralarda kalış süresi en az 3 dakika en fazla ise içinizden gelen süre kadar olmalıdır.
  • Reiki sembolleri, yeşim, zümrüt, turmalin veya pembe kuvars ve gül aroması eşliğinde yapılan çalışmalar sevgi eşiğini yükseltir, çakrayı temizler, iyileştirir ve aktive eder.
3_throat4

Boğaz Çakra

5 – BOĞAZ ÇAKRA (SES VE DUYUŞ ALEMİ)

“Arınma” anlamına gelen Sanskritçe VISHUDDHA olarak tanımlanan boğaz çakrası, boğazın üstünde hem troid ve paratroid bezlerine hem de gırtlak, boyun, ense, ciğer, broşlar, kulaklar, yemek borusu, ses telleri, çene, dişler, alciğerlerin üst kısmı, omuz ve kollara hayat sağlar. Bu çakra  konuşma merkezi ve duymayla ilgilidir. Negatif enerjilerden koruyucu özelliği, eskiçağlardan beri bilinip kullanılan, özgürlüğü ve sakinliği temsil eden “mavi” çakranın rengidir. Elementi, beşinci boyutun saf sevgi enerjisi, işitme ve koku alma çakranın duyu organlarıdır. Bu çakra; iletişimin, ifadenin merkezidir, alt çakralarla taç çakra arasında bağlantı kurar. Boğaz çakra Yaradan’ın flütü olarak adlandırılır. Varoluşun üst aşamalarına geçiş kapısı olan bu merkez, üst boyutlarda ve yükselmiş üstatlar arasında kişinin kendini ifade etmesinde aracıdır. Dış dünyaya açılan bu çakra, varoluşun seste yankılanmasıdır. Yaradan’ın flütü, düşünce ve duyguları ses vibrasyonuyla dışarıya iletirken; kulaklar, dışarıdaki iletiyi içeri alır. Hem içe hem dışa açılma özelliği taşıyan tek çakra boğaz çakrasıdır. Boğaz çakrasının arzuyla gerçekleştirdiği konuşma, kalbin tatlı melodisini taşımalıdır. Bu enstrümanı, iletişim zinciri içinde sesle etkileşen düşünceleri olumlu ve güzel değerleri ifade etmek için kullanmak gerekir. Dışarı açılan bu enerji kapısı, virüs ve bakteri gibi negatif enerjilere bekçilik görevi yaparak, bedeni beklenmedik misafirlerden korur. Aynı zamanda, solunum yoluyla alınan zehirli maddelerin süzgecidir. Hava kirliliğine neden olan endüstriyel duman ve gazlar, bu çakrayı olumsuz etkiler. Sigara bu çakrayı tahrip eden nedenlerin başında yer alır. Bu çakranın uyumlu çalışması durumunda duygularımız, düşüncelerimiz ve iç bilgeliğimiz özgürce ifade edilir. Konuşma ve yaratıcılık tamamen açıktır. Diğer insanların düşünceleri sizi yolunuzdan saptırmaz. Bağımsızlık ve özgürlük korunur. Bütünlük duygusu hissedilir. Gülmek, eleştirinin barınmadığı espri yeteneğini geliştirmek, sevginin gücünde kalmak, hoşgörü ve nötr kalmak, “lütfen” ve “şükran” sözcüklerini kullanmak bu çakranın enerjisini yükseltir. Bu çakra iyi çalışmadığında ise, duygular ifade edilemez, bastırılır, derin konuları ifade ederken boğaz düğümlenir. İnsanlardaki iletişim kopuklukları bu çakranın problemli olmasından kaynaklanır. Bu çakrada sorun olduğunda, diğer insanlardan daha kolay grip olunur, vücuda beta mikrobu vb. alınır.

Boğaz çakra fikir, sembol ve iletişim dünyasına geçiştir. İlk üç çakra maddi varoluş ve kişilik ile ilgilidir. Kalp çakra üst dünyalara geçiş noktası, ruh dünyasına açılan kapıdır. Boğaz çakrası yedinci çakra olan Tepe çakrasına kadar bilinç seviyesi artarak ruh ve özdeksel olmayan varoluş konularına odaklanır. Sonuç olarak üst üç (Boğaz, Alın çakrası ve Tepe çakrası) çakralardaki bilinç daha arınmış, ince ve manevi olur. Boğaz çakrada kişi iç enerji, ses ve ışık dünyasına geçtiği gibi, sözcükler ve düşünceler ile de cehaletin karanlığını aydınlatarak bize çatışmaların çözümü ve öteki ile uzlaşmanın yolunu gösterir. Alt üç çakradaki (Kök, Sakral ve Solar Pleksus) bilinç esas olarak düalistiktir, sen ve ben arasında açık bir ayrım yaparlar. Ayrıca insanları ve durumları ya iyi ya da kötü olarak tanımlama eğilimindedirler. Kalp çakraya girdiğimizde anlayış pek fazla değildir fakat boğaz çakraya doğru olan yolumuzda iletişimimiz gittikçe evrensel bir hal almaya başlar. Sözcüklerimiz insanları anlayış ve sevgide birleştirdikleri için daha büyük önem kazanırlar. İnsanlar artık yalnız iyi ya da kötü olarak değil mutluluktan kaçmaya ya  da onu bulmaya çalışan kişiler olarak görülürler.  “Arınma” sözcüğü boğaz çakranın özü olan düşünce ve değerlerin arınmış ve mükemmel olduğunu, boğaz çakraya ulaşan kişilerin ise manevi ideallerin arılık ve mükemmeliyetin olduğunu ifade edebildiğini gösterir. Yargılamak, ego yelpazesinde bulunan kibir, ben merkezcilik, kuşku, öfke, nezaketsizlik, maddesel gücün peşinde olmak çakrayı tıkar ve ona zarar verir. Çekingenlik ve suçluluk duygusu bu çakrada gerginlik yaratır.

Boğaz çakrasını temizlenme yöntemlerinden birkaçını şöyle özetleyebiliriz;

  • Çakranın taşları olan akuamarin, turkuvaz, mavi kalsidon ve lapis kullanılır. Aromalardan ise okaliptus bitkisinin aroması kişiyi iç sesine yönlendirir ve ruhun titreşimlerini daha rahat hissetmeyi sağlar. Lavanta ve adaçayı aromaları da negatif enerjiyi alır ve gevşetir. Meditasyonlarda ve Reiki uygulamalarında, Beşinci ve ikinci çakra mutlaka eşitlenmelidir.
  • Boğaz çakrasının temiz tutulması emek ister. Enerji düşüklüğüne davet ettiren mikroplar, hastalıklara neden olurlar. Gece boyunca üretilen asit, ağız temizliğinin önemini belirler. Diş çürümeleri ve kötü kokuları gidermek için de, dişler en az günde iki kez fırçalanmalı ve düzenli ağız bakımı yapılmalıdır.
  • Çakraya ait onaylamaların ses vibrasyonları hücrelerin farkındalığını arttırır. Onaylama şu şekilde olmalıdır; “Tüm sınırlamalarımdan kurtuluyorum kendimi özgürce ifade ediyorum.”  ayrıca “Allahu Ekber” mantrası ise üç veya yedi kez yüksek sesle tekrarlandığında bu çakrayı temizler ve rahatlatır. Bunun açık ve temiz havada yapılması tavsiye edilir.
  • Tuzlu su ile gargara yapmak çakralardaki negatif enerjiyi temizler.
  • Özgüveni arttırmak ve doğa ile bütünleşmek, kişinin yaşam kalitesini ve boğaz çakrasının enerjisini yükseltir.

KALP ÇAKRASI VE BOĞAZ ÇAKRALARI ARASINDAKİ İLİŞKİ

Boğaz çakra ve kalp çakrada nedeni bilinmeyen bir ayırma düzeyi gözlemlenir. Kalp çakrası maddesel düzleme fazlasıyla bağlıdır, diğer insanları ve yaşadığımız hayatı derinden düşünür. Boğaz çakrası ise maddesel yaşamın geçiciliğini anlar, kalıcılığın ve sonsuz doğruların gerçekte nerede yattığını açık şekilde görür. Burada vurgulanmak istenen saf gerçek, Kalp çakradan Boğaz çakraya geçişte, bu geçici dünyadan sonsuz manevi dünya adına feragat edilmesi gerektiğidir.

2_thirdeye6

Alın Çakra

6 – ALIN ÇAKRA (ERDEM VE ŞEKİLLER)

Sanskritçe ismi AJNA “emir” olarak bilinen alın çakrası düşünce merkezi ve denetimini sağlar, beynin ortasında yer alır. Üçüncü Göz, Alın Çakra, Ajna Çakra veya Bilgelik gözü olarak bilinir. Yüksek zihinsel güçlerimizin, hafızamızın ve irademizin merkezidir. Sinir sisteminin merkezidir. Görme merkezidir. Bilincin geliştirilmesi ve üçüncü gözün açılmasıyla düşüncelerin denetlenmesi öğrenilir. Birçok otorite çakranın endokrin sisteminin yönetici bezesi olan hipofiz bezi ile ilişkili olduğunu söyler. Bu salgı bezi, hemen hemen tüm endokrin işlevlerini kontrol eder. Böylece vücudun günlük işlemlerini, büyüme ve gelişimini etkiler. Çakranın temel duygusu bilgeliktir. Çakranın insan varlığı olarak ifadesi; Büyük bir bütünün parçası olma hali (alt çakralarda “ben”(ego) vardı burada BİZ var). Manevi prensibi; Sezgilere güvenmedir.

Alın çakrası konsantrasyon ve bilincin farklı durumlarını kontrol ettiği söylenir. Bu her şeyi bilmenin alemidir. Kişi bu bilinç düzeyine ulaştığında duyu-ötesi algı, kehanet, öngörüler, psikokinezi ve diğer doğaüstü tecrübeler meydana gelir. Maddesel var oluşun ötesinde olduğu için Alın çakranın bağlı olduğu bir element yoktur, ayrıca kozmik kanun, ahenk, mükemmel düzen ve titreşimin alemidir. Bu nedenle Alın çakrası mükemmel bir bilme ve bilgelik dünyasıdır.

Bu çakra uyumlu çalışırsa sezgi artar. İç farkındalık gelişir. Dünya değişik algılanır. Maddi dünya saydam görünür. Bilinç ise ilahi alanın bir aynası olur. Hayatın zor ve kolay akışı özgür iradenin sonucudur. Düşüncelerin sorumluluğuna sahip çıkılmalıdır. İstemediğiniz şeyi üretemezsiniz. Size olumsuz yaklaşanları, ruhsal gelişmenizi sağladıkları için sevgi ile kucaklayabilirsiniz. Düşünceleriniz neyse, yaşam akışınızda odur. Hoşlanmadığınız neyi değiştirmek istiyorsanız önce düşüncelerinizi değiştiriniz. Kimseye kızmadan ve yargılamadan baktığınızda, pozitif düşüncede, hoşgörüde, bağışlamada ve sevgide olmak kolaylaşır.

Bu çakra yetersiz çalışılırsa, unutkanlık ve ruhsal gelişimi reddetme, güç gösterileriyle başkalarını etkileme gibi davranışlar ortaya çıkar, algılar bozulur ve bu, baş ağrılarına sebep olur. Aynı zamanda, bağışlayamamak, alın çakrasının tıkanma nedenlerinin başında yer alır. Affetmeyi başaramadığımız zaman gönlümüzde kalır ve tüm dikkatimizi o insanın veya o olayın üzerine yoğunlaşır. Kin ve nefret, yıkıcı ve kötülüğe neden olan kızgınlık ve olumsuz düşünceler negatif enerji üretir.

Alın Çakra, sevginin yolunun olduğu gibi kabullenme ve bağışlamadan geçtiğini bize anımsatır. Önce kendimizi sonra başkasını bağışlayalım. Bu çok önemlidir. Kendini sevemeyen, bağışlayamayan başkalarını bağışlayamaz. Biz, hayatımızda yaratmış olduğumuz her şey için, kesinlikle sorumlu olduğumuz anlayışına sahipsek, geriye koşulsuz bağışlamanın sorumluluğuna sahip çıkmak kalır.

Altıncı çakrayı temizleme yöntemleri,

  • Kokulardan lavanta, nane, yaseminle rahatlayarak denge kurmak,
  • Ametist, mor safir taşları ile çalışmak,
  • Çakranın olumlaması olan “Bilmem gereken her şeyi bütünün içinde biliyorum. Hatırlamam gereken herşeyi hatırlıyorum. Bulunduğum anın farkındayım. Reiki ile bana gelen Yaradan’ın ışığını ve sevgisini kabul ediyorum.” ile çalışmak çakranın temizliğinde büyük bir önemi vardır.
1_crown3

Tepe Çakra

7 – TAÇ ÇAKRA (TEKLİK)

Taç çakrası olarak bilinen yedinci çakraya Sanskritçede “SAHASRA” yani “bin” ya da “bin taç yaprağın ışığı” denir. Kafanın arkasında bıngıldağın hemen üstündedir. Bu çakra beyin zarı ve merkezi sinir sisteminin büyük bölümünü besler. Birincil işlevi anlayışı birleştirmek ve tüm düşüncelerin bilinç durumlarını bütünlemektir. Taç çakrası tüm duyuların ve kabiliyetlerin eş zamanlı kılınması, böylece dünyanın uyumlu hale getirilmesinden sorumludur. Taç çakrasında meydana gelen bozukluklar depresyon, akıl hastalığı, öğrenememe ya da düşünce, durum ve insanları kavrayamama sorunu olarak ortaya çıkar. Taç çakrası Hinduların Brahman olarak tanımladıkları bilinç ötesi aşkın bir halidir.

Taç çakra diğer görevleriyle birlikte ruh halini korumaya yarayan bir endokrin organı olan beyin epifizi ile ilişkilidir. Gerçekte çoğu kişi beyin epifizinin sözde Alın çakrasın da olduğuna inanmıştır. Dikkate değer biçimde, epifiz gerçekte ışığa çok duyarlıdır. Kış mevsimindeki gibi ışıktan mahrum kaldığında beyin epifizi sinir taşıyıcısı Seretonin’i tüketen melatonin hormonundan bol miktarda salgılar. Beyin, seretonini mutluluk, olumlu düşünceler gibi duyguları desteklemek ve yoğunlaşma yeteneğini geliştirmek için kullanır. Seretonin ayrıca derin ve dinlendirici uykunun kimyasal temelidir.

Beyin epifizi yeterli ışıktan mahrum kaldığında daha fazla melatonin üretir; bu da seretonin seviyesini düşürür. Bu da mevsim değişikliğine bağlı depresyona (SAD) sebep olur. Bir çok kişi SAD yani mevsim hastalığına kışın ya da doğal ışıktan geniş sürelerle mahrum kaldıklarında yakalanırlar. Tedavi sadece kişinin güneş ışığına ya da bütünleşik tayf ışıklandırmaya daha fazla maruz kalma süresi ile ilintilidir. Bu epifizin daha az melatonin hormonu üretmesini dolayısıyla da seretonin miktarının artmasını sağlar. Böylece mutluluk duyguları, olumlu hisler, ve sağlıklı uyku sağlanarak depresyon ortadan kalkar.

Taç çakra hepimizin geri döneceği hayat okyanusunu temsil eder. Nihai ve tanımı olmayan aşk ve saadet halidir. Taç çakra bir nevi ruhsal odaklamadır. Bu ilahilik bilincidir. Taç çakra açıldığında başın üstünde karıncalanma, titreşim veya dolaşan enerjiler hissi oluşur. Taç çakra uyandığında çoğu zaman olağandışı deneyimler yaşanır. Başın üstüne inen bilinç-üstü bir ışık yaşanabilir, bunun yanı sıra derin bir vecd hali yaşanır.

ENERJİ SPİRALİ

(ÜST VE ALTI-CENNET VE YERYÜZÜNÜ AHENKLİ KILMAK)

Çin akupunktur sisteminin hayat enerjisi “Kİ”nin (Reiki) vücutta kanallarla ya da Meridyenlerde aktığı varsayımı doğru olduğunun göstergeleri mevcuttur. Enerji ayrıca özellikle birincil ve ikincil çakralardaki spiral ya da burgaçlardan akar. Ek olarak, yaşam gücü yedi çakrayı tamamlanmış bir bütün olacak şekilde birleştirerek örer.

Daha önce belirtildiği üzere, her çakra vücudun belirli bir bölgesine yoğun yaşam gücü akışı sağlar. Ayrıca her çakra varlığımıza bütünlenmesi gereken belirli bir bilinç türünü temsil ederler. Spiral enerji olmasaydı yedi liderin bir Devleti yönetmesi gibi bilincin birbirlerine karşı çalışan yedi büyük alt bölümü olurdu. Bunun özellikle fiziksel ve zihinsel düzeylerdeki etkisi kaos olarak ortaya çıkardı. Bu nedenle enerji sarmalı, yedi çakranın fiziksel, psikolojik ve manevi işlevlerini birleştirerek bütünlüğü yaratır.

Spiral enerjinin sadece bir ipliğin yedi düğmeyi bir gömlek üzerinde tutması gibi ayrı bir düzeni vardır. Bu çizginin kendisi kalp çakrasında başlar, kalpten çıkarak aşağıya solar pleksus’a yani üçüncü çakraya doğru döner. Burada tekrar vücuda girer ve arkada yukarı döndüğü yerde var olur ve tekrar boğazın arkasındaki boğaz çakrasına girer. Enerji beşinci çakra olan boğaz çakrasından dışarıya vücudun önüne hareket eder aşağıya büyük bağırsak ve üreme organlarının olduğu alanda bulunan sakral çakraya doğru döner. Buradan yarım daire halinde yukarıya hareket eder ve vücuda kafanın arkasındaki altıncı çakra yani üçüncü gözden tekrar girer. Enerji altıncı çakradan vücudun önüne doğru ayrılarak aşağıya tekrar geniş yarım daire içinde iner ve leğen kemiğinin temeline kök çakrasına girer. Enerji daha sonra leğen kemiğinden yukarıya başın üstündeki taç çakrasına doğru yay çizer ve taç çakrasının içine yani bütün bilgilerin ve ruhun hayat planın da burada olduğu mekana gelir. Böylece enerjinin çakra sistemindeki hareket düzeni 4,3,5,2,6,1, ve 7’dir.

Eski insanlar ruhun yeryüzündeki yolculuğunun önceden planlanmış olduğunu kişinin yaşam planı bilgisinin her birimizin içinde yattığına inanırlardı. Bizim görevimiz kendimizi bilmek ve böylece burada yeryüzünde olduğumuzu gerçekten anlamaktır.

About these ads

4 thoughts on “ÇAKRALAR (CHAKRA)

  1. Geri bildirim: ALIN ÇAKRA (ERDEM VE ŞEKİLLER)-Agnia | KIRK YAMA

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s