BAŞTAN KALBE VE KALPTEN KARINA YOLCULUK

Kalp, gerçeğe açılan kapıdır. Kafadan kalbe hareket edin.

Herşeyi kafaya takarız. Bu bizim tek sorunumuzdur; tek bir sorun. Ve tek bir çözüm vardır: Kafadan aşağıya kalbe inmek; tüm sorunlar kaybolur. Kafa yaratmıştır onları. Birden bire herşey öyle açık ve öyle saydam olur ki, kişi kendisinin nasıl sürekli sorun icat ettiğine şaşırır kalır. Gizemler kalır, ama sorunlar kaybolur. Gizemler çoğalır, ama sorunlar buharlaşır. Gizemler ise güzeldir. Çözümlenmeleri gerekmez. Onlar yaşamalıdır. – OSHO-

reiki-1Bir çoğumuz, birkaç anlık romantik aşk dışında genellikle beynimizde yaşarız. Bu anlar çok seyrek gerçekleşir ve kontrol edilemez. Romantik aşk ile, kendimizi koşullandırdığımız duygusal bir bağ oluştururuz. Bu açıdan ele alınacak olursa; aşk bağlanmaktır. Özgür olmak istiyorsak, eninde sonunda bu bağdan kurtulmamız gerekir.

Koşulsuz sevgi ise tümüyle farklı bir durumdur, akıl ve duygu sınırları kalkar. Ruhumuzun çiçekler açtığı ruhsal yolculuğumuzun sonunda oluşan muhteşem bir oluşumdur. Yolculukta, önemli olan adım beyinden kalbe, sonra da kalpten karına inmektir. Koşulsuz sevgi sadece karından gelir.

Beyinle yaşamak, herşey için rasyonel açıklamalar isteyen hesaplar yapmak demektir. Bu sadece akılla çözülür. Bir çok modern toplum, kalpten gelen bir yaşama çok az değer verir. Bu eğilimi göstermiş olanlar da zaten hemen kaybolup gittiler. Aldatma, hırs ve kişisel çıkarlar, sevgiden çok daha güçlü hale geldi. Oysa sevgi çok daha farklı bir güç ve açıklık sunar. Böyle bir güç de Reiki’nin sağladığı en büyük avantajlarından biridir.

Walter Lübeck “Reiki-Kalbin Yolu” adında bir kitap yazdı. Bu benim ilk Reiki kitabım için aklımda olan bir başlık idi, çünkü Reiki’yi çok iyi açıklıyordu. Walter’in kitabının adının böyle olduğunu öğrenince, benimkinin adını değiştirdim ve “Reiki Ateşi” yaptım. Reiki, enerjiyi beyinden kalbe getiren bir yöntem. Kalbe iniş işleminde bizi ani duygusal patlamalar sarabilir. Reiki ile tanışana kadar, tam olarak yaşamamış olduğumuzu düşünür, yetişkin hayatlarımızda kendimizi ilk defa canlı ve enerji dolu, sadece beyinleri ile yaşayan insanlardan çok daha iyi hissederiz. Ama işte mesele burada başlar.

Seminerlerimde, çoğunlukla katılımcılar, insan bünyesinin olumsuz yanları anlatıldığı zaman biraz bozuluyorlar. Herşeyi kalpten hissetmek, bu karanlık kavramlara bakmamak, öğrenmemek için kolay bir mazaret olabilir, ama onlara gözlerimizi kapatmakla onları yok edemeyiz. Onlara bakmalı, öğrenmeli ve salıvermeliyiz…İşte ruhsal gelişim o zaman başlar.

Yeniçağ ortamlarında, “yüksek” ve “düşük” çakralar genellikle yanlış anlaşılıyor. Yüksek çakralar, düşük çakralardan daha iyi sayılıyor, çünkü daha düşük enerji ile çalışıyor. Ne var ki bu yanlıştır. Aslında tam aksidir; Karın, bilincin yeridir. Amacımız, Hara’mızda (göbeğimizin 3 parmak altında yerleşik) ruhsal şuuru bulmaktır. Hara, diğer insanlara, egoizmle değil, ruhsal boşluktan yola çıkarak bağlanmayı öğrendiğimiz yerdir.

Karnın, ham fiziksel gücün tek yeri olduğu da bir başka yanlış anlamadır. Hara’nın fiziksel gücü, işin tam başlangıç noktasıdır. Ruhsal merkezlerimizin her birinin çeşitli halleri vardır. Hara’nın en düşük hali bile, kesin fiziksel güçtür. İkincisi ise irade gücüdür. Haramızı geliştirmezsek kendimize ait bir irademiz olmaz. Uzak Doğu dövüş sanatlarında en çok bu merkezin kuvvetlenmesi için uğraşılır. Ancak bu karın kavramına çok takılmamak gerekir, çünkü aynı şekilde bazı insanlar da kalp kavramına takılırlar. Kalp çok müthiş birşey. Duygusal bağlarla doldurulmuş ve içinde herşeyin nasıl olup olmaması hakkında iyi ya da kötü birçok manevi kavramlarla dolu…Kalbi arındırmak zor bir aşama, ama bu soğuk ve duygusuz olmamız anlamında değildir. Belki, bilinçlenme ilk önce karına doğru inerse, öyle gerekiyor gibi görünebilir. Bu bana ilk kez olduğunda, önce kendimi çok yanlız ve üzgün hissetmiştim. Duygusal bağ, benim başkalarına ve çevremdeki dünya’ya bağlanmam için tek yoldu. Gün batımının güzelliği veya başka birinin gülümseyişi kalbimde duyguların akmasını sağlıyordu. Sonra birden, karnımda bir boşluk duygusu oluştu. Bu içsel boşluk başkalarına yönlendi ve onların boşluğuna, varlığın içindeki çekirdeğe ulaştı. Sonra birdenbire, karnımda boşluk duygusundan başka birşey olmadığını hissettim. Bu içsel boşluk duygusu başkalarına doğru yöneldi, kendi çekirdekleri içersinde bulunan onların kendi boşluklarına ulaştı. Bir süre, hiçbir memnuniyet duygusu yaşamadım. Evet, dış dünya ile olan bağlantımın tümüyle değişmiş olduğunu fark ettim. Karnımda düşük derecede bir Reiki ateşi yanmıştı ve buna alışmam birkaç ay sürdü.

Dr.Usui, Joshin Kokyuu-Ho nefes alma tekniği (bir önceki yazımızda bu tekniği bulabilirsiniz) ile, Hara’yı harekete geçirmek için çok güçlü bir yol öğretiyor. Karına doğru mümkün olduğu kadar derin nefes almak, bize fiziksel güç ve Reiki enerjisi ile bağışıklık sistemine de güç sağlamaktadır.

Tüm Yönleriyle Reiki – Frank Arjava Petter

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s