Yola Işık Düşünce 2 – Korkut Keskiner

2010 garip başladı. Zaman zaten hızlıydı, ivmelendi, hızın hızlanması arttı. Etki-tepki yasası çok hızlı cevap vermeye başladı. Artık enerji akışları çok daha hızlı. Eğer bir şey olacaksa, çok hızlı gerçekleşiyor.

Yılbaşından bu yana en çok yollar ve yoldaşlar değişti. Bir çoğumuz işlerini, evlerini, şehirlerini değiştirdiler, ya da değiştirmeyi düşünüyorlar. Emeklilikler üzerine kafa yorduk. Ama asıl değişiklik, soyut yollarda oldu. Mesela reiki öğrencilerinin sayısında inanılmaz bir patlama yaşadık. Mesela bir çok öğrenci, hiç akıllarında yokken, birden hoca olmak istediler. Yeni öğretileri merak ettik, denedik, öğrendik. Unuttuğumuz çalışmaları hatırladık, ara verdiğimiz şifa çalışmalarına geri döndük, fikirlerimizi yaymak istedik. Bazıları merkezler açtı, bazıları internete yüklendi. Ama temelde sadece bir tek güdü var, daha fazla sayıda insana faydalı olmak istiyoruz.

Daha fazla sayıda insana imza atmak, daha fazla insanın yükselişine katkıda bulunmak istiyoruz. Zamanın geldiğini hissediyoruz, acelemiz var. Bitirilecek çok iş, kapanacak çok dosyamız var. O gün geldiğinde, sorumluluklarımızı yerine getirmiş, ve bir çok insanın getirmesi konusunda da yardım etmiş olmak istiyoruz. Ne olur, ne olmaz, notlarımız iyi olsa da, bir de hocaların kanaati var, ekstra birkaç kredinin faydası olur, zararı olmaz:). Tabii bu işin şaka kısmı, 2010’la birlikte sadece daha büyük anlam aramaya başladık. Ruhumuzu doyurmak daha da önem kazandı. Ve bu yollarımızı değiştirdi, ve değiştirecek.

Sanatla ilgilenmeye de başlayacağız, felsefeyle de. Soyutlaşmayı her şekilde hayatımıza geçireceğiz. Yaratıcıya yaklaşmak için, onu taklit etme arzumuz sürekli artacak, ve bu uzun sürecek.

Yoldaşların değişimi ayrı bir konu. Birçok ruh diğer tarafa göçtüler. Genellikle “iyi” insanlar. Ama bunun yanında vadesi gelenler, ya da dünyadaki rolleri bitenler de oldu. Toplu göç normalde ekinokslar civarında gerçekleşir, ama bu yıl biraz erkene çekildi. Ama ilginçtir, onlar için çok üzülmedik. Yaslar yaşandı ama kısa sürdü. Çünkü olması gerektiği için olduğunu anlamaya başladık.

Bir de soyut ölümler oldu. İnsanlar hayatlarımızdan çıktılar. Çoğunu biz gönderdik. Ama bazıları da bizi gönderdiler:). Artık uyumlu olmadığımız enerjiler, beslenmek bir yana zarar gördüğümüz ilişkiler sıkmaya başlayınca, biz de hem onları hem kendimizi serbest bıraktık. Ve yine ilginçtir, vicdan azabı da hissetmedik. Bir diğer konu ise, korkularımız yüzünden görüşmediğimiz insanlarla görüşmeye cesaret etmemiz oldu. Çünkü olması gerektiği için oluyordu, ve biz artık anlıyorduk.

Yoldaşlarda bir diğer sorun, merhamet karmalarının çözümlenmesi oldu. Acıdığımız için desteklediğimiz insanları artık yakınımızda istemedik. Ama yakınımızdaki bazı insanlara da acımaya başladık. Hastalandılar, yıprandılar, üzüldüler. Bazılarımız bu insanlar için, açıklayamadıkları miktarda üzüldüler. Ağladılar. Sadece onlar değil, bu süreçte bir sürü insan, nedenli nedensiz çok ağladılar. Hepsi aslında kendilerine ağlıyorlardı, çünkü başkaları yerine kendilerine merhamet etmeyi öğrendiler. Bunu henüz tanımlayamasalar da, başkalarına duydukları hislerin aslında kendilerine karşı hissettiklerinin bir yansıması olduğunu fark edecekler. Ve başkalarına ya da kendilerine acımanın yarattığı karmalar bitecek. Çünkü artık anlayacağız.

Bu dönemde, bazılarımız etraftaki enerjilerden zararlar gördüler. Eskiden dayanabildikleri değişim ve dirençler onları yormaya başladı. Ruhsal yükselişin bilinen semptomları arttı, bunun dışında gelen bazı davetsiz enerji misafirleri enerjilerini düşürdü. Kalkanlar kurmak elbette bir çözüm, ama kalkanı dışarıdan içeriye müdahaleyi yasaklayan bir şey olarak değil, içeriden hiçbir kayba izin vermeyecek bir tabaka olarak düşünmek şartıyla. Asıl çözüm ise hep dengede kalmak.

İyi haber şu ki, bu dönem bitiyor. Daha iyi haber ise şu, hızlanma, hızlanarak devam edecek. Büyük çarklar dönmeye başladı. Rüzgarından etkilenmemek için, fırtınanın ortasına girmek, iğne deliği denen hareketsiz orta noktaya ilerlemek lazım. Bu da ancak ilerleyerek olur. Durmayalım. Durma zamanı değil. Dinlendik, hazırlandık, donandık. Şimdi değişimin tam göbeğine gitme cesaret ve gücünü damarlarımızdaki asil kanda bulalım, ve değişimin tadını çıkaralım…

Neşeniz, bilir… Sevgi ve bilgi, paylaşılarak çoğalır.

Maksat Bir, rivayet muhtelif.

Sevgi ve ışık,

15.02.2010

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s