B U D A

Buda’ya binlerce soru sorulmuştur. Bir gün adamın biri, “yeni sorularla geliyoruz. Daha soruyu sorar sormaz, cevaplamaya başlıyorsun. Asla üzerinde düşünmüyorsun. Bu nasıl oluyor?” diye sormuş. Buda’nın cevabı şöyledir: “Düşünme meselesi değil. Sen soruyu soruyorsun ve ben ona sadece bakıyorum. Ve gerçek olan herşey ortaya çıkıyor. Hakkında düşünme ve kafa yorma meselesi değildir. Cevap, mantıklı bir sonuç olarak gelmiyor. Mesele sadece doğru merkeze odaklanmaktır.”

Buda bir meşale gibidir. Nereye doğru hareket ediyorsa orayı ortaya çıkarıyor. Soru ne olursa olsun, ana nokta o değildir. Buda, ışığa sahiptir ve bu ışık ne zaman bir sorunun üzerine akarsa, cevap ortaya çıkacaktır. Cevap bu ışıktan doğacaktır.

Doğru bilginin üç kaynağı vardır. Doğrudan idrak, sonuç çıkarma ve bilinçlenenlerin sözleri. Pratyaksha, Doğrudan idrak, doğru bilginin ilk kaynağıdır. Doğrudan idrak, herhangi bir arabulucu, herhangi bir medyum, herhangi bir aracı olmadan yüz yüze bir karşılaşmadır. Birşeyi doğrudan biliyorsan, bilen bilinenle anında karşı karşıya gelir. Bağlantılı olduğun hiç kimse, arada bir köprü yok. Bu doğru bilgidir. Ama birçok problemi de beraberinde getirir.

Genelde Pratyaksha, doğrudan idrak, çok yanlış tercüme edilmiş, yorumlanmıştır. Pratyaksha sözcüğü “gözlerinin önünde” anlamına gelir.  Ama gözlerin kendisi de bir arabulucudur, bilen onların arkasında saklıdır. Gözler aracıdır. Beni duyabiliyorsun, ama bu doğrudan değildir, kulakların aracılığı ile duyarsın.  Söylenmemiş birşeyi duyabilirler, söylenen birşeyi kaçırabilirler. Beni gözlerin aracılığıyla görürsün. Gözleri sana yanlış bilgi verebilir, kulakların yanlış rapor verebilir. Hiç kimseye inanmamalısın; hiçbir arabulucuya inanmamalısın; çünkü arabulucuya güvenemezsin. Gözlerin hastaysa, sana farklı bir bilgi vereceklerdir; gözlerin ilacın etkisindeyse sana farklı bir bilgi vereceklerdir; gözlerin anılarla doluysa sana farklı bilgi vereceklerdir. Dolayısıyla duyular güvenilir değildir, sadece mekanik birer araçtırlar.

Öyleyse pratyaksha, doğrudan idrak nedir? Doğrudan idrak, sadece bir arabulucunun, hatta duyuların bile olmadığı zaman mümkün olabilir. Patanjali Usta bu durumda “bu doğru bilgidir” der. Doğru bilginin ilk temel kaynağı budur: Birşeyi biliyorsan ve bu bilgi için başkasına bağımlı değilsen.

Duyuları ancak derin meditasyonla aşabilirsin. O zaman doğrudan idrak mümkün olabilir. Buda, en derin içsel varlığını tanımaya başladığında, o en derin içsel varlık, pratyaksha, doğrudan idraktir. Hiçbir duyu dahil edilmez, hiç kimse bilgi vermez, aracı gibi hiç kimse yoktur. Bilen ve bilinen karşı karşıyadır; aralarında hiç kimse yoktur. Yakınlık budur ve sadece yakınlık doğru olabilir.

Böylece ilk doğru bilgi, sadece kendi iç varlığımızın bilgisi olabilir. Dünya’nın tamamını biliyor olabilirsin, ama kendi varlığının en içteki çekirdeğini bilmiyorsan, varlığın tamamı saçmadır, gerçek bilgi değildir; duyularının doğru bilgi verdiğinden nasıl emin olabilirsin? Geceleri rüya görüyorsun, rüya görürken, rüyanın gerçek olduğuna inanmaya başlarsın. Duyuların rüyayı bildirir-gözlerin onu görür, kulakların onu duyar, ona dokunabilirsin. Duyuların sana bunu bildirir, bu nedenle gerçek olduğu illüzyonuna kapılırsın. Sen buradasın…o sadece bir rüya olabilir. İyi ama seninle gerçekten konuştuğumdan nasıl emin olabilirsin? Belki de sadece bir rüyadır- sen beni rüyanda görüyorsundur. Rüyayı gördüğün sırada her rüya gerçektir.

Chuang Tzu, bir gün rüyasında bir kelebeğe dönüştüğünü görmüş. Ertesi sabah çok üzgünmüş. Müritleri sormuşlar, “neden bu kadar üzgünsünüz?” diye. Chuang Tzu, “Başım belada. Hiçbir zaman bu kadar belada olmamıştı. Bu bilmece imkansız gibi görünüyor; çözülemez. Geçen gece rüyamda bir kelebeğe dönüştüğümü gördüm” demiş.

Müritleri gülmüşler. “Bunda ne var? Bu bir sır değil ki, rüya sadece bir rüyadır.” demişler. Chuang Tzu, şöyle demiş “Ama bak benim başım dertte. Chuang Tzu, rüyasında bir kelebeğe dönüştüğünü görebiliyorsa, şimdi bir kelebek de rüyasında Chuang Tzu’ya dönüştüğünü görebilir. Öyleyse şu anda gerçekle karşı karşıya mı olduğumu, yoksa yine mi rüya gördüğüme nasıl karar vereceğim? ve Chuang Tzu bir kelebeğe dönüşebiliyorsa, bir kelebek neden  rüyasında bir Chuang Tzu’ya dönüşmesin ki?”

İmkansız diye birşey yoktur; tersi de olabilir. Duyularına güvenemezsin, rüyalarında seni aldatırlar. Seni o kadar aldatabilirler ki, bazı şeylere kendini tehlikeye atacak kadar inanabilirsin. Öyleyse doğrudan idrak nedir? Doğrudan idrak, duyular olmadan bilinen birşeydir. İçsel deneyim ise hemen yanı başındadır ve bu yakınında olan deneyim bütün doğru bilgilerin temelidir.

Bu içsel deneyimde bir kez kök saldığında, sana birçok şey olmaya başlayacaktır. Onları hemen anlayamayabilirsin. merkezine, içsel varlığına kök salmış, onun üstesinden gelmeyi, onu doğrudan bir deneyim olarak hissetmeyi başarmış kişi, duyuları tarafından aldatılamaz. O uyanmıştır. Gözleri onu yanıltamaz, kulakları yanıtlamaz, hiçbir şey onu aldatamaz. Aldatılması imkansızdır.

Bir Buda’yı aldatamazsın-bu imkansızdır. Bir Buda’yı nasıl aldatabilirsin? O kendi içinde kök salmıştır. Sen onun için şeffafsın, onu aldatamazsın. Sen bilmeden, o seni bilir. İçinde en küçük düşünce parıltısını bile açıkca görür. En içteki varlığına kadar sana nüfuz eder. Nüfuzun, başkalarına en az kendine nüfuz ettiğin kadardır. Kendi içine nüfuz edebiliyorsan, aynı oranda her şeye nüfuz edebilirsin. İçeride ne kadar hareket edebiliyorsan, dışarıda da o ölçüde hareket edebilirsin. Ve içeride tek bir adım bile ilerlememişsen, dışarıda ne yaparsan yap, sadece bir rüya gibidir.

OSHO

Bireyin Doğuşu-YOGA

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s