Korkut Keskiner: Yola Işık Düşünce-26.3.2010

21 Mart’tan sonra bir viraj daha dönüldü. Önceden, yani bir hafta-on gün öncesinden hazırlanmıştık gerçi, içimizdeki sessiz co-pilotlar, bizi gelen viraj konusunda uyarmışlardı.
Ekinokslar, özellikle 21 Mart’lar neredeyse bütün kadim öğretilerde, hep yeniden doğum demektir. Günlerin uzamaya başlaması, sadece ışığın karanlığa artık üstün gelmesi anlamına değil, aynı zamanda, zor zamanlarda uykuya yatmış değerlerin, doğanın, ve bütün hayatiyetin yeniden aktive olması, herkesin yeni umutlarla yeni başlangıçlar yapması anlamına da gelir.
Biz de yeniden doğduk. Hep doğuyoruz, eski kabuklarımızı bırakıp yeni kabuklarımızla ilerliyoruz, ama bu sefer biraz farklı.
Birincisi, uyku çok çağırdı bizi. Derin derin uykular. Renkli, kalabalık, semboller ve maceralarla dolu, gerçek gibi rüyalar. Bahar yorgunluğu olsa daha uzun sürecek, ama uykuya borcumuzu ödeyince biten bir süreç. Sonra boğaz ve solunum sorunları, öksürükler, boğaz ağrıları, boğaz bölgesinde kaşıntı ve kabartılar. Nedeni soğuk algınlığı değil, sadece kendimizle konuşma zorluğu. Yeni kendimizin dilini öğrenme çabası. Cilt sorunları da oldu, olmak istemediğimiz bir insan olmak zorunda olmadığımızı hissettiğimiz için sivilceler, döküntüler, hatta egzama.
İkincisi, içimizde “haydi artık” diyen bir ses. “Kimi ve neyi bekliyorsun, adım at, istediklerini, bugüne kadar ertelediklerini bir an önce yap. İşin, eşin, şehrin, ya da şartların artık seni engellemesin, hiçbir şey seni engellemesin”. Bu ses bizi zorladı. Bazen özgürlük niyetiyle yola çıkıp, kendi sınırlarımızı aşınca tat almadık. Bastırmak için bazen işimize odaklandık, bazen kendimizi alkole vurduk. Bazen de, “niye bugüne kadar beklemişim ki, harikaymış” dedik. Ama yine de zorlandık.
Üçüncüsü, gitme arzumuz arttı. Dünyadan, evimizden, yatağımızdan, başka yerlere, başka deneyimlere ve insanlara… Hatta bazen başka gerçekliklere… Bazı insanlardan gittik Sezen Aksu gibi, bazı alışkanlıklardan, bazı kalıplardan…
Son olarak, zaten yılbaşından beri var olan, ve gittikçe artan hizmet etme, insanlara daha faydalı olma arzumuz, daha da arttı. Enerjiler, öğretiler, ya da yollarda sadece pasif izleyici ve uygulayıcılar olmak yerine, aktif katılımcı ve öğretmenler olmak istedik. Toplu çalışmalar, iradelerin ve güçlerin sinerjisi daha çok ilgimizi çekmeye başladı.
Yeniden doğmak harika. Birçok felsefi ve bilim kurgu eserinin ana teması. İsa gibi yeniden dirilmek, ölümden sonra aynı zihinle ve ruhla yeniden doğmak. Ama dikkatli olmak lazım. Çünkü insan hep fazlasını ister, bu 21 Mart’ta daha da fazlasını istiyor. Özgürlük demek sınırsızlık demek değil. Siyahtan beyaza geçmez doğa. Önce filizler çıkar, sonra yapraklar ve çiçekler, ve sonra meyveler. Erken açan çiçekler, meyveye dönüşmez. Temkinli ilerlemek lazım. Sürecin tadını çıkarıp, hazmederek.
Evet, yeni bir dönem başladı. Biz yeniyiz. Ama birden çiçek açmak istemek, meyvesizlik riski demek. Bebeğiz daha, hemen koşmak istesek de, o yüzden bebek adımlarıyla yürümek daha iyi.
Dinlenelim, eğlenelim, enerji toplayınca bebek adımlarıyla ilerleyelim. Tabii ki aslında ertelediğimiz, yok saydığımız yönlerimize kavuşacağız. Maddi ve dünyevi olarak da, manevi ve evrensel olarak da. Sadece bir an önce sonuca ulaşma arzusu, hem sürecin keyfini almamıza engel olur, hem de sonuca ulaşamama riskini yaratır. Aslında kendimizle yarışsak da, bilelim ki, bu yarışı kaplumbağalar kazanır, tavşanlar değil.
Neşeniz, bilir.
Sevgi ve Bilgi paylaşılarak çoğalır.
Maksat Bir, rivayet muhtelif.
Sevgi ve ışık,
KOrkut.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s