Hazret İnayet Han – Sufi Meditasyonu

“Hayatın bütün trajedisi benliğin bilincinde olmaktan kaynaklanıyor. Tüm acı ve sıkıntıların nedeni bu; benlik düşüncesinden alıkoyan her şey insanın acısını bir ölçüde hafifletir. Tanrı bilinciyse tam bir huzur verir” Hazret İnayet Han

MEDİTASYON

Öğrenci: Söyleyebilir misiniz, Sufiler niçin meditasyon yapar?

Sufi: Sufinin bütün amacı kendi kusurlu benliğini Tanrı düşüncesiyle örtmek, kendi gözlerinden bile saklamaktır; ve karşısında kendi benliğinin değil de Tanrının olduğu an, işte o an onun mutlak saadetidir. Mürşidim Ebu Haşim Medeni vaktiyle bu yolda yalnızca bir sevabın ve bir günahın olduğunu söylemişti: Tanrının bilincinde olmak sevap, olmamak günahtır. Hiçbir söz yok ki, tefekkür edenin tecrübesinin gerçekliğini bundan güzel açıklasın; çünkü düşünen kimse, Tanrının bilincinde olmanın cennete açılan bir pencereden bakmak gibi, benliğin bilincin de olmanın da bunun tam tersi olduğunu bilir. Zaten hayatın bütün trajedisi benliğin bilincinde olmaktan kaynaklanıyor. Tüm acı ve sıkıntıların nedeni bu; benlik düşüncesinden alıkoyan her şey insanın acısını bir ölçüde hafifletir. Tanrı bilinciyse tam bir huzur verir.

Öğrenci: Birçok kimse inzivaya çekilip öyle meditasyon yapıyor. Bunu niçin yapıyorlar ve böyle bir şey gerekli mi?

Sufi: Öz-disiplinin özelliklerinden biri de düşünme ve unutma alışkanlığıdır; düşünmek istediğiniz şeyi düşünebilmek, onu düşünmeyi sürdürmek, o düşünceyi bırakmamak -ve kimi şeyleri de unutmanın çalışmasını yapmak, öyle ki, düşünceler insanın zihnini ele geçirmesin. Bunu yapan insan zihnine hakim olur ve sinir, öfke, sıkıntı, önyargı ve nefret gibi düşünceleri kontrol etmeyi öğrenir. Böylece ahlaki disiplin kazanır.

Disiplinin üç yönünü çalışanlar, daha üstün olan dördüncü aşamaya ulaşır; söz konusu aşamanın büyüklüğü insanın bu yolla manevi deneyimi elde etmesinden ileri gelir. Anılan disiplinin amacı insan bilincini çevreden özgürleştirmektir. Sufilerin eski mekteplerinde, hatta bugün bile şöyle bir adet var ki, meditasyon hücresine girdiklerinde veya oradan çıktıklarında, birisi, “kalabalıkta tek başına kalmak” der. Bunun anlamı şudur: kalabalığın ortasında olmana rağmen, sükünetini huzurunu koruyabiliyorsun; çevrenden etkilenmiyorsun. Dünya’nın orta yerinde yaşamasına rağmen insanın manen ilerlemesi böyle mümkün olabiliyor. Bu ise eski zamanlarda nice canı ruhsal yolda olgunlaşabilmek için yabana göçmek zorunda bırakan nedeni ortadan kaldırıyor.

Bunun güç olduğuna şüphe yok, ama aynı zamanda basit bir şey; üstelik bir bakıma herkes bunu farkında olmadan yaşıyor. Çok ilgisini çeken veya zihnini tamamen meşgul eden bir şeyle uğraşan biri çevresinde olan bitenin farkına varmaz. Bir şair, bir yazar, besteci veya düşünür çalıştığı şeye kendini bütünüyle verince etrafında cereyan eden şeylerin bilincinde olmaz. İnsanların bir işe  veya bir düşünceye kendi bedenleri veya benliklerini unutacak kadar odaklanmaları aslında hiç de seyrek değildir. İnsanın yalnızca bilincinde olduğu şey vardır, yani benliği bile yoktur. Sufiler bu duruma “fena hali” derler. Dillerden düşmeyen nirvana sözcüğü işte bu şekilde anlaşılmalıdır: o aslında bir bilinç deneyimidir. Bir başka deyişle, ruhun özgürleşmesi, insanın kendi hakkında, kendisini çevreleyen koşullar hakkında düşünmediği bir aşamaya varabilmesidir.

Öğrenci: Bunun bir tehlikesi yok mu?

Sufi: Birçokları böyle düşünür. Fakat ben derim ki, bu dünyada tehlikesi olmayan birşey var mı? Düşünürsek aslında yemek de, içmek de, dışarı çıkmak da, içeri girmek de tehlikeli; her an bir tehlike var. Suya girmek tehlikelidir, ama yüzme biliyorsanız tehlike ortadan kalkar. Sokakta yürümek bile tehlikelidir, ama yürümeyi ve koşmayı biliyorsanız bununla tehlikeyi dengelersiniz. Manevi olgunlaşmanın sırrı meditasyon yapabilmekte ve bilinci çevrenin üstüne yükseltebilmektedir.

Öz-disiplin çalışmasının başlangıçta zor geleceğine şüphe yok, ama sonraları kolaylaşacak ve insanın ona alışıp güzel sonuçlarını görmesi çok uzun sürmeyecektir. Herkes yanındakinin onu dinlemediğinden yakınır. Her can, “öbürleri bana kulak vermiyor” diye şikayet eder. Fakat kendisini dinlemeyenin asıl kendisi olduğunu anladığında bu yakınmaların üstüne çıkar. İşte o zaman suçlunun maskesi düşer; fitneyi çıkaran başkaları değil, kendisiymiş.  İnsan benliği üstünde güç kazandıkça kendine egemenlik kurar. Hükümran olur. Bunun bu hayattaki yansıması da her şeyin yavaş yavaş daha kolay hale gelmesidir.

Öğrenci: Doğudaki ustalar niçin beden egzersizleri yapıyor, belli şekillerde oturuyor, tek ayak üstünde, başları üstünde durarak veya bağdaş kurarak uzun süre kalıyor, bir ruhsal öğretmenden beklenmeyecek birçok garip şeyler yapıyorlar? Bu spor ve akrobasi hareketlerinin manevi faydası ne?

Sufi: Eğlenmek için yapılan spor, atletizm ve akrobasi gibi uğraşlar gücün, zamanın ve emeğin boşa harcanmasıdır. Bu amaçla onlardan tam fayda elde edilemez; oysa ustalar daha yüksek bir amaçla onlara başvururlar. Bu dünyada hiçbir şey yok ki, doğru çalışıldığında manevi bir faydası olmasın.

Manevi olgunlaşmanın sadece kiliseye veya camiye gidip ibadet etmekle ya da gözlerini kapatıp sessizce oturmakla olacağını sanmayın. Günlük hayatta yaptığımız herşeyi manevi bir hedefe yöneltmenin ruhsal olgunlaşmaya da yararı olur. Öte yandan, günün her anını bir yanılsama içinde yaşıyoruz. Yaptığımız herşey manevi görüşümüzü karartıyor. Ve buna karşılık her an yoğunlaşma içinde olmalıyız.

Öğrenci: İşimiz, mesleğimiz, günlük hayatta yapmamız gereken binlerce şey varken bunun üstesinden nasıl geleceğiz?

Sufi: Bunun cevabı her eylemimizi bir duaya dönüştürmekte yatıyor. O zaman işimiz de, mesleğimiz de, uğraşımız da manevi olgunlaşmamıza fayda sağlar. Her eylemimiz dua olur. Yüzümüzü güneye, kuzeye, doğuya, batıya dönük yaptığımız her hareket bizi manevi hedefe yaklaştırır.

Öğrenci: Meditasyonun günlük hayatımıza bir faydası olur mu? Çevremizi etkiler mi?

Sufi: Bazen bizi huzursuz ve tedirgin eden insanlarla karşılaşırız. Bunun sebebi onların huzursuz, sakin olmamalarıdır; öyle insanların karşısında sakin kalmak, dinginliği korumak kolay değildir. İsa “kötülüğe karşı koyma” der ki, bu, “huzursuz birinin sıkıntısıyla muhatap olmayın” demektir. Yakacağını bildiğiniz bir ateşe parmağını sokmak gibidir bu.

Günlük hayattaki rahatsız edici etkilere karşı manevi gücü geliştirmenin yolu yoğunlaşma aracılığıyla kendini teskin etmektir. Zihnimiz suda yüzen bir tekne gibidir; dalgalar onu sallar, rüzgar onu etkiler. Dalgalar bizim duygularımızla arzularımız, rüzgarda başa çıkmak zorunda olduğumuz dışsal etkilerdir. Tekneyi durdurmak için bir çapamız olmalı. İşte bu çapa yoğunlaşacağımız nesnedir; o nesne yeterince ağır olursa tekne kımıldamaz, çünkü kısmen suyun, kısmen de denizin -bütünün- içindedir.

Fakat bu şekilde tekneyi yalnızca denetlemiş oluruz; onu kullanmak ayrı bir mesele. Tekne, hareketsiz kalsın diye yapılmış birşey değil, onun bir amacı var. Herkes bunun farkında olmasa da bu tekne bir limandan başka bir limana gitmek için yapılmış. Ve onun yol alması için kimi şartların yerine getirilmesi gerekiyor, aşırı yük yüklenmemesi gibi. Yani kalbimizi bağlandığımız şeylerle ağırlaştırmamalıyız, yoksa teknemiz yüzemez hale gelir. Ayrıca tekneyi bu limana da bağlamamalıyız, çünkü o zaman geri kalır ve gitmesi gereken limana gidemez.

Teknenin ayrıca onu karşı limana götürecek rüzgara da duyarlı olması gerek; bu da ruhun manevi hayattan aldığı duygudur. O duygu, o rüzgar hepimizin mecbur olduğu limana doğru gitmemize yardım eder. Tam yoğunlaşan zihin o teknenin pusulası gibi olmalı ve her zaman aynı yönü göstermelidir. İlgisi binlerce değişik yöne kayan kimseler bu tekneye hazır değildirler. Aklında ancak tek bir şey olan ve geri kalan herşeyi ikinci plana itenler bu limandan öbürüne yolculuk edebilirler. İşte o yolculuğa mistisizm denir.

Öğrenci: Meditasyon nedir?

Sufi: Manevi erişmenin dördüncü aşaması meditasyondur. İnsan öğrendiği herşeyi geride bıraktığı, bir öğretmeni olduğu, ve manevi hayatın bilgisini aldığı zaman bile meditasyon şarttır ki, Sufiler buna Riyazet der. Birinci aşamada günün ibadet ve yoğunlaşma zamanı olarak belirlenen bir saatinde meditasyon otomatik olarak yapılır. Bir sonraki aşama, günün öbür saatlerinde meditasyon fikrini düşünmek. Üçüncü aşamada gece ve gündüz meditasyona devam etmek. Buradaki meditasyon doğru meditasyondur. Birisi akşamları 15’er dakika meditasyon yapıyor, sonra da onu aklına getirmiyorsa pazarları kiliseye gidip öbür günler her şeyi unutanlardan farkı kalmaz.

Akli eğitimin şüphesiz manevi başarıya faydası var, ama asıl olan meditasyondur. Gerçek eğitim budur. Bir günlük meditasyon bir yıllık çalışmaya bedeldir. Ama bundan kasıt doğru meditasyon. Gözlerinizi kapayıp hiçbir şey yapmadan oturmanın uykudan aşağı kalır yanı yok. Meditasyon yanlızca gerekli bir uygulama değil, onunla ruha yeni bir ışık ve hayat, ilham ve kuvvet dolar. Meditasyonda türlü nimetler saklıdır.

Öğrenci: Meditasyonda yorulmak ne demek?

Sufi: Bazıları meditasyondan yorulur, ama bu, meditasyon yaptıklarından ötürü yoruldukları anlamına gelmez. Onlar meditasyonun gerçek etkisini yaşadıkları bir aşamaya gelmeden önce yorulurlar, keman çalmaktan yorulanlar gibi. Onların yorulmaları kemanı henüz çalmadıklarından ötürüdür; bir kez çalsalar bir daha hiç yorgunluk hissetmeyecekler. Zorluk kemanı çalmada ve kendi çalışınıza sabretmede.

Meditasyonda sabır şart; insan gün boyunca harekete alıştığından oturmak zor gelir. Sinirleri, aslında ona bir yararı olmayan, ama yine de onu güdüleyen hareketi sürdürdükçe sürdürmek ister. Gözlerini kapayıp oturduğunda rahatsız olur, çünkü gün boyunca faal olan zihin, uzun bir koşudan sonraki atın hali gibi yerinde duramaz. Atın sakin durmasını istersiniz, ama hayvan huzursuzdur. Tüm sinirleri ayağa kalkmış olduğu için durmadan kıpırdanır, hareketsiz kalması neredeyse imkansızdır.

İnsan da böyledir. Bir zamanlar meditasyon yapmayı alışkanlık edinmiş biriyle beraberdim ve ateşin başında konuşurken adam sessizliğe gömüldü, ben de o gözlerini açana kadar sessizce oturmak zorunda kaldım. Ona “güzel, değil mi?” diye sorduğumda, o da, “asla yetmiyor” dedi. Meditasyon yapmanın güzelliğini bilenler için bundan daha ilginç ve zevkli birşey yoktur. Onlar tarifi imkansız bir iç huzuru ve saadet yaşarlar; mükemmelliğe dokunur ve ışığın, hayatın, sevginin…hepsinin ruhuna değerler.

Öğrenci: Meditasyon da nasıl gevşeyebiliriz?

Sufi: Gözleri kapayıp sessizce oturarak olmaz, çünkü zihin düşünce veya duyular yoluyla dikkatini bedene verdiğinde -bu şekilde aslında ona eziyet etmektedir- o beden gevşeyemez. Ayrıca duyguların da zihne yönelmesi zihne eziyet verir. Ve bu eziyet, gözlerimiz kapalı olsa ve belli bir duruşta oturuyor olsak bile, iyi gelmez. Gevşemek derken bunu üç açıdan değerlendirmek gerek; maddi beden açısından, zihin açısından ve duygu açısından. Maddi beden konusuyla ilgili olarak kan dolaşımı ve nabzı üstünde denetim kurmaya kendimizi alıştırmalıyız. Bu da nefesle bir arada olarak düşünce ve irade gücüyle mümkün.

İrade gücüyle vücudu öyle koşullandırmak mümkün ki, insanın kan dolaşımı belli bir ritme kavuşur. Yani kan dolaşımı iradeyle yavaşlatılabilir. irade gücüyle nabız da düzenlenebilir. Vücudun kan dolaşımı ve nabzının iradeyle eline geçiren insan saatlerce meditasyon yapabilir. Bilgeler bu sayede saatler boyu ara vermeden meditasyon yapabilmektedirler, çünkü onlar kan dolaşımına egemen olmuşlardır; onlar iradeyle daha hızlı veya daha yavaş nefes alıp verebilmektedirler. Sinir ve kas sistemlerinizde gerilim kalmadığında on günlük uykunun veremeyeceği kadar dinlenmiş olursunuz. Dolayısıyla gevşemekle sessizce oturmak arasında fark var; gevşemek demek bünyeden -kan dolaşımından, nabızdan, kas ve sinir sistemlerinden- gerilimi uzaklaştırmak demektir.

Öğrenci: Fakat zihni gevşetmek daha zor. Zihin nasıl gevşetilir?

Sufi: Zihni gevşetmek için önce onu yormak gerek. Zihni yoracak alıştırmaları bilmeyenler onu hiçbir zaman gevşetemez. Zihni en fazla yoğunlaşma yorar, çünkü böyle olunca zihin tek bir şeye odaklanır. Ondan sonra kendiliğinden gevşer, gevşeyince de tüm gücü kendinde toplar.

Çok olmadı; Haydarabad’da bir mürid vardı, epey entelektüel bir öğrenciydi ve konuşmayı severdi. Öğretmeni onun akılcı sorularına ilgi duyar ve onu konuşmaya özendirirdi; oysa Doğu’da adet, öğretmenin huzurunda olan bir öğrencinin sessiz kalmasıdır. Bir gün öğretmen vecit halindeyken öğrencisi gene konuşmak ve tartışmak istemiş, ama öğretmen o sırada bunu hoş karşılamamış. Farsça “Hamuş” demiş, yani “Sessizlik”. Ve öğrenci susmuş; eve dönmüş ve sessizliğini bozmamış. Ondan sonra ne evde, ne dışarıda kimse onun konuştuğunu işitmemiş; hiçbir yerde ağzını açmamış. Yıllar geçmiş, adam sessizliğini korumuş. Fakat zaman gelmiş, sessizliğiyle konuşmaya başlamış. Sessiz düşünceleri açık oluyor, sessiz dilekleri gerçekleşiyormuş; sessiz nazarı şifa veriyor, sessiz bakışları ilham oluyormuş. Sessizliği hayat olmuş. Onca zaman o konuştuğu sözler dirilmesini engellemiş. Dudakları kapandığı an sessizlik onun içinde hayat bulmuş. Onun varlığıyla dirilmiş. Haydarabad’da insanlar ona Şeyh Hamuş demeye başlamışlar, yani sessizliğin sultanı ya da sessiz sultan.

Öğrenci: Duygular nasıl gevşetilebilir?

Sufi: Duygular derin duyuşla gevşer.Doğu’daki sufiler meditasyon yaparken müzik çalınır ve bu müzik onların duygularını öyle coşturur ki, dinledikleri şiir gerçeklik kazanır. Sonra bir tepkime başlar ki, bu da gevşemedir. Tüm tıkanıklıklar çözülür ve bir ilham, güç, sevinç ve vecit hali gelir.

Bu üç yolla insan en büyük gevşemeye hazırlanır, yani tüm varlığın gevşemesi; beden dinlenmede, zihin sakin, yürek huzurlu. Ermişler ve mütefekkir canların ülküsü olan bu deneyime Nirvana denebilir. Onlar, buna ulaşmak isterler, çünkü herşey bundadır. O öyle bir haldir ki, insan o an için kaynağıyla birleşen bir katreye dönüşür. Bir anlığına bile bu birleşmeyi yaşamak, kaynağa ait olan her şeyin bu katrenin çekimine kapılması demektir, çünkü kaynak her şeyin özüdür. Katre kendisinde canlı olan ne varsa bu kaynaktan alır. Yenidan dolar ve yeniden aydınlanır.

Sufi Meditasyonu

Hazret İnayet Han

Hazırlayan: Aftab Talat Kamran

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s