YALNIZCA GERÇEK

“Her şeyde gerçek vardır, üstat, ama her şeyde bir rafineleşme de vardır, çünkü geçen her an gerçeği rafineleştirir. İşte bu yüzden Tanrı bir mükemmellik hali içinde değil, bir oluşum hali içindedir. Her varlık sürekli olarak anlayışında daha sınırsız bir gerçeği kapsayacak şekilde ilerler. Ve onun anlayışı anbean her ne ise, bu onun gördüğü, onun bildiği gerçek olacaktır.”   

Dünyanın düz olduğuna kesinlikle inananlar, inançlarından farklı bir şeyi bulmak için yeterince uzağa gitmediler, çünkü dünyanın düz olduğundan emindiler. Yuvarlak olduğuna inananlar ise dünyanın çevresinde yelken açtılar. Ve onlar dünyanın yuvarlak olduğuna ikna olmuşlardı. Ama, dünyanın yuvarlak da olmadığını bilmiyorlardı. Dünya üstten-alttan yassıtılmış bir görünümdedir ve içi boştur. Ama, içinin katı olmadığına kesinlikle inananlar, bunun böyle olmadığını asla bilmeyecekler, çünkü dünyanın içinin boş olduğunu görmek için onun içine girmeyi asla düşünmeyecekler. Çünkü sınırlı bir anlayışa sahipler, ve her şeye karşın bu anlayış da doğru.  

Gerçeğinde sınırsız ol, üstad. Dünyanın yuvarlak olduğunu bil. Ama, gerçeğinde daha da sınırsız olmak istersen, onun üstünün ve altının yassı olduğunu da bil. Ve daha da sınırsız olmak istersen, onun içinin boş olduğunu da bil. Bundan da sınırsız olmak istersen, dünyanın merkezinde de bir yaşamın bulunduğunu, orada da birçok varlığın yaşadığını bil. Ama, gel de bunu bilim adamlarınıza anlatmaya çalış…  

Eğer inandığın sınırlı bir düşünceyse, o zaman o senin gerçeğindir ve o da kesin ve doğrudur. Eğer daha sınırsız bir düşünceye inanıyorsan, o zaman da o senin gerçeğindir, o da kesin ve doğrudur. Ama, inanmak için bir şey arıyorsan, hiçbirine inanma. Kendine inan. Senden daha büyük hiçbir varlık, hiçbir şey, hiçbir realite yoktur; çünkü kendi alemin içinde tüm gerçekleri belirleyen, tüm realiteleri yaratan, tüm yasaları oluşturan sensin.  

Şimdi, hepinize söyleyeceğim şey şudur: Gidin, öğretmenlerinizde ya da dinlerinizden, canınız sıkılıncaya kadar ya da o öğretiler sizin için artık bir anlam ifade etmeyinceye dek öğrenin. Sonra ruhunuza doğru gelen, doğruluğunuzu ruhunuzda hissettiğiniz yanıtı arayın. Ruhunuz gerçeğin ne olduğunu bilir, ve bunu size hisleriniz vasıtasıyla söyleyecektir. Gerçek size doğru his olarak geldiğinde, ruhunuz bunun coşkusunu hissedecektir, çünkü en büyük gerçek sınırsız özgürlüktür, istediğiniz gerçeği deneyimlemenize izin veren özgürlüktür.  

Gerçek bir sınırlamadır, üstat. Bir şeyin gerçek olduğunu söylemek, gerçek-olmayanın var olduğunu gösterir. Ama, daha büyük bir anlayışla, ne gerçek ne de gerçek-olmayan vardır; yalnızca süren ve gelişen yaşamın Oluşu vardır. Yaşam tek realitedir ve tüm gerçek ondan kaynaklanır, çünkü gerçek her an sizin düşünceleriniz tarafından geliştirilir ve yaratılır. Böylece, her an fikrinizi değiştirebilir ve başka bir şey düşünebilirsiniz, ama her ikisi de doğrudur, gerçektir. Her ikisi de gerçek prensiplerdir, çünkü her ikisi de duygusal anlayış için seçeneklerdir.  

Yaşamdan ve seçeneklerden başka bir realite yoktur. Her şeyin gerçek olduğunu ve hiçbir şeyin gerçek olmadığını -yalnızca Oluş’un var olduğunu- anladığın zaman, gerçeği olmasını istediğin gibi algılayabilirsin, ve onu gerçek olarak tanıdığın sürece o değişmez ve kesin olacaktır. O gerçeği artık tanımadığın ve ona inanmadığın anda, o artık gerçek değildir. İşte bu yüzden bu dünya yaratıcı realiteler katıdır.  

Yaşamında hangi gerçeği yaratırsan yarat, onu değiştirebileceğini de bil. Sizin özgür ve egemen olmanızı sağlayan şey istediğiniz şeyi yapabileceğinizi ve olabileceğinizi, ve istediğiniz zaman fikrinizi değiştirebileceğinizi bilmenizdir.  

Mutlu olmanız ne kadar zaman alır? Yalnızca mutluluğu düşünmeniz için gereken zaman kadar, ve mutluluktan ışıldamaya başlarsınız. Umutsuzluğa kapılmanız ne kadar zaman alır? Umutsuzluğu düşünmek için gerekli zaman kadar, ve umutsuz olursunuz. Bunun altında yatan gerçek ne? İstediğiniz anda ikisinden biri olabilme seçeneğine sahip olduğunuz, ve istediğiniz anda ifadenizi değiştirebileceğiniz. İşte Tanrı sizi bu özgürlükle seviyor. Bu gerçeği içinizde hissettiğinizde ve bildiğinizde, sınırlılığınızı aşarak tanrısallığınıza ulaşacaksınız. Ve başkaları yasalarla, törelerle, ideallerle yönetilmelerine izin verirken, siz özgür bir varlık olacaksınız, çünkü siz kendinizinkinden başka bir gerçeğe ait olmayacaksınız.  

Yalnızca şunu hatırla: Ne olmayı düşünüyorsan, o’sun. Herhangi bir şeye inandığın zaman, o içindeki duygusal realitede bir gerçek haline gelir. İşte bu yüzden, bakış açıları her ne olursa olsun, herkes her zaman gerçeğin doruğundadır. Sizin yaratıcı realiteniz daima başkasınınkinden farklı olacaktır. Ve başkaları sizin realitenizi göremediklerinde, bunun nedeni sadece onların kendi realitelerinin illüzyonuna gömülmüş olmalarıdır.  

Gerçeğin her şey olduğunu ve olabileceğini anladığınız zaman, artık kendinizi her şeyi deneyimlemekten alıkoyamazsınız. O zaman tüm deneyimlere katılabilir ve onların bilgisini alabilirsiniz. O zaman özgür olursunuz, çünkü artık “bu böyledir” diyen kavramların ya da akli anlayışların esiri değilsinizdir, çünkü “bu böyle olan”ın düşüncede tanımlanabilen her şey olduğunu bilirsiniz.  

Size sunduğum bu gerçek, üstat, size daha büyük bir varoluş sınırsızlığı sağlar, çünkü o erdemi ve çerçevesiyle herkesin gerçeğini kucaklar ve tüm gerçeklerin uyum içinde bir arada var olmasına izin verir. Bu anlayışı benimsediğiniz zaman, kendinize şunu söyleyebilirsiniz: “İfade ettiğim gerçekte, kendi gerçeğimde çok yönlüyüm. Ben tek bir gerçek değil, tüm gerçeğim“. O zaman yaratıcı akışınızda kısıtlı, ya da yaşamanın ve olmanın tek biçimine hapsolmuş olmazsınız.  

Ramtha, Buda, İsa ya da başka bir öğretmenin gösterdiği yolda değil, olduğun gibi ol, çünkü hiçbiri sana senin tanrısallığını öğretemezler; onlar sana yalnızca kendi tanrısallıklarını öğretebilirler. Kaderini gerçekleştirmek için, kendine özgü bir biçimde kim ve neysen o olmalısın. Eğer bir başkasının yaşam planına göre yaşamaya çalışıyorsan, asla böyle olamayacaksın. Kim olduğunu ve içinde yaşayan ateşin ne olduğunu anlamanın tek yolu, kendi duygusal anlayışının gerçeğinden geçer.  

Ne olursan ol, kendini kesinlikle sev ve içinde çok süptil bir tonda konuşan Tanrı’yı dinle. Ona hisler denir. Hisler, eğer onları dinlersen, sana gerçeği ve aydınlanma yolunu bildireceklerdir.  

İçinde hissettiğin gerçeği yaşa. Onu yaşa ve tezahür ettir ki senin ihtişamını açıkça göstersin. Bunu yaptığında, o zaman hayatı kendi bakış açından değerlendirecek, yaşayacak ve anlayacaksın. Ve onu nasıl algılarsan algıla, o tümüyle doğru olacaktır. Kendi kendinin öğretmeni, kurtarıcısı, üstadı, Tanrı’sı ol.  

RAMTHA-Beyaz Kitap

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s