Bilincin Macerası

Bilgi Paylaşım Derneğinde Eric Alexander’in verdiği Bilincin Macerası konulu seminerin sorularını bu defa kendi üstbenliklerimize sorarak, aldığım cevapları paylaşmak istedim. Seminere katılamamış olanların -ben dahil- merakını bir nebze giderecek cevaplar olduğunu umarım.

Bilinç tam olarak nedir?

Özbenliğinizin başvurduğu ancak sizin sanal olarak hayal ettiğiniz, benliğiniz ile fiziksel hayatınız arasında yaşanan, sürekli olarak başvurmak durumunda kaldığınız ancak siz yaşarken aktif olan parçanızdır.

Ve neden bedenimizden ayrıdır?

Beyninizden ayırıdır demek pek doğru olmaz. Ama yine de ayrıdır. Ayrı olmalıdır ki kontrol sizin bilinçli yaratımınızda olsun. Siz pek çok dairesel alandan oluşuyorsunuz. Kalp ve zihin bunlardan biridir. Özgür yaratım gezegeninde bu ikisi arasında gidip gelme ayrıcalığı size aittir. Bu yüzden esnekliğin sağlanması adına bilinciniz, beynin yarattığı ancak kalp ve zihin tarafından kısmen kontrol edilebilen bir alandadır. Öyle olmalıdır çünkü insan olarak bağımsız karar vermenin tek yolu budur.

Eğer bilincimizin farkında olursak veya bilinçli olarak farkında olursak, neden hayatımızın daha iyi olacağını düşünüyoruz?

İçsel olarak bunun iyi olabileceği gibi bir nedensel algıya sahipsiniz. Çağlarınızın hiç birinde şimdi olduğu kadar bu hisse yakın olmamıştınız. Bilince ait algınızın kapalı ya da yarı kapalı oluşu büyük bir sorun teşkil ediyor. Farkında olmanız gereken pek çok şey varken bunun bilincinde olmamanız sizin diğer evrensel kardeşlerinize yakın durmanızı engelliyor. Bu şekilde alınan yolda yalnızlık duygusu ile boğuşmak durumundasınız. Bilincinizin farkında olursanız size sunulan nimetlerin tamamını farkedecek ve üzerlerinde çalışmaya başlayabileceksiniz. Bilinçaltınız rüyalarda bu konuda çalıştığından gündüz siz bu konuların dışında yer alıyorsunuz ancak bu çalışmaları da başlatan sizsiniz. İçeride bir düzenlemeye giden ve sonunda tüm kapının ardına kadar açılıp evrensel nimetlerden faydalanmayı da seçen sizsiniz. Doğrusu şüphe götürmez bir şekilde içselliğinize ulaşmaktasınız.

Eğer diğer insanların bilinçlerinin farkında olursak, neler hissederdik?

Büyük bir aşk, kimi zaman utanç hissederdiniz. Ancak yine de tüm varlık birlik içinde olduğundan, o “bir”in içinde erir aşkınızın zevkini utanca tercih ederdiniz.

5. boyuta geçerken hepimizin bilinçli bir farkındalık içinde olması neden bu kadar önemli?

Diğer kardeşlerinizin ruhsal alana girmesini kolaylaştırmak gibi bir önemi var. Çünkü biliyorsunuz ki her beraber olacaksınız. Yine dünya annenin sağlığı ve bu tutarlılığı devam ettirmesi açısından da toplum bilincini yönetebiliyor olmanız şarttır. Alınan bir karar tüm kardeşlerinize ulaşmalıdır. Bir karara varmak zor olmadığı gibi bunu duyurmak da zor olmamalıdır. Verdiğiniz tüm kararlar anında tüm dünyada yansımasını bulacaktır. Superbilince ne kadar önem veriyoruz görüyorsunuz değil mi? Siz eğer tek bir ruhtan oluşan parçalar iseniz bunu bilmek zorundasınız. Başka bir seçeneğiniz yok gibi görünüyor. Çünkü bizim buradan gördüğümüz; sizin bunun için sıkı bir mücadele içinde olduğunuzdur.

Neden bilincimiz konusunda bilinçli bir hale gelmeden, Ruh olarak büyüyemiyoruz?

Bu bambaşka bir soruyu gündeme getiriyor. Neden varız ve ne yapmak üzere varız? Bilincinizi açmanın yollarından çok -ki siz bilinç olarak varolursunuz- ilgilenmeniz gereken nokta varoluşunuzun amacıdır. Bu soruya açık bir cevap verdiğinizde ruh olarak büyümek sonucuna varırsınız. Evrensel kardeşliği ele almak ve yönetimde geri kalmamak, tekamül etmek için var olmanıza rağmen sizi geride bırakacak ilkelerle de ilgilendiniz. Sonuç olarak bilincinizi zehirlediniz diyebiliriz. Fonksiyonlarını kaybettiniz. Artık tüm bunların bir rüya olduğunu kabul ederek savaşlarınıza geri dönecek ya da ilerlemeyi seçeceksiniz. Her iki durumda da sizleri seviyor olmamız değişmeyecek. Sorunuza cevap olarak; gelişiminiz bilincinizin büyümesine bağlıdır. Bilinciniz ruhsal veçhelerinizden biridir. Göz ardı edilemez. Bilinç, öz bir varlığa dönüşmede kullanılır. Tüm evrensel yasalardan bağımsız olarak bilinç zenginliği, insanı çevre ve evren anlamına götürür. Bu yüzden durumun sizi ilgilendirmediği sonucuna varabilirsiniz. Neden maddi dünyada savaşlar ve teknoloji varken, paranın dışında bir şeyle ilgilenesiniz ki? Sorunun cevabı yine sizin verdiğiniz kararlarda gizlidir. Diyoruz ki, bu seçimi ve yolculuğu sizler başlattınız. Böyle olmasa idi sizi tekamül ettirecek bilinç kelimesine hiç yakından bakamayacaktınız.

Ruhumuz bilincimizden farklı bir şeymi? Eğer öyleyse bilincimiz de ruhumuz gibi reenkarne oluyor mu?

Sürekli bir etkileşim olduğu doğrudur. Ancak aynı şey değildir. Bazen bir ruh partikülü sizin bırakmış olduğunuz bilincinizi tekrar ele alarak başka bir bedende başlatabilir. Aynı ruhun onu alması gerekir ancak bu zaman zaman tersine de işler. Karmaşık bir prosedürdür. Bazen bir ruh tamamlanmaya yakın bir deneyim elde edemiyorsa bazı bilinçler birleştirilir ki böylece ona hız verilebilsin. Böyle olacak diye bir kanun da yoktur. Bilinç genelde başka bir boyutta reenkarne olacak şekilde bekler. Ta ki bir ruh -genel de onun üzerinde çalışan ruh- onu alana kadar. Bu da çekim yasası dediğiniz şekillerle işler. Ruhlar arasında o senin bu benim yoktur. Deneyime ihtiyaç duyulan herşey ruha verilir. Karmaşık olarak ifade etmeye kalkarsanız olduğunuz yere çakılır kalırsınız. Karmaşık dediğiniz prosedurler burada işlemez. Tam tersine iç içe işleyen, anlamına varılması çok başka boyutlarda yaşayan varlıklar tarafından mümkün olan tanzimler vardır.

Bütün yaşamlarımızda hep aynı ruh ile gelmemiz gibi, aynı bilinçle mi geliyoruz?

Bu sorunun dar kapsamda da olsa yukarıda cevabını verdim. Aynı bilinçle geldiğinizi var sayabilirsiniz ancak bazen öyle deneyimler çakışır ki pek çok enkarne başka bilinçlerle gelmek zorunda kalır.

Bilinç nasıl farkındalık kazanır?

Bu epey kapsamlı bir konudur. Bunu öylesine geçmek istemem. Pek çok dostunuz bu konuda size yardımcı oluyor. Siz kendi içinizde varoluş çabasına dahilken dışardan pek çok varlık ise akarak deyim yerinde ise sizin içinize sizi koyarak tekrar tekrar işlemden geçiyorsunuz. Farkındalık sizin içinizden olan bir alem, bir bakış açısı olduğundan tam da bunun nasıl olacağını söylemeye gerek duymuyorum. Bakış açınızı özünüze kaydırmanız defalarca hatırlatılıyor. Ve bu yeterlidir.

Bilincin farklı seviyeleri  varmı?

Bilinç seviyeleri tahmin edemeyeceğiniz kadar çok ve çeşitlidir. Ancak birbiri içinde dans eden veçheler gibi görmeniz tabiatı gereğince onu anlamanız açısından daha kolay olur.

Ruh gibi bilinçte büyümek gelişmek konusunda saplantılı mı?

İnsan yapısı bir saplantıdan bahsedemeyiz. Evrensel kanunlar isteğiniz gerçekleşin diye dizayn edilmişlerdir. Buna ısrar denebilir bir noktaya kadar ama arzu ya da tekamül kelimesi de yeterlidir. Bir çok amacın paralel olarak gitmesi ve dönüşümü bitirmesi gerekir. Geride kimse kalmayacak şekilde olur bu. Bilinç daha çok ruha itilim kazandırmak için vardır. Bilinç genişledikçe üst seviyelere genişler. Bir balon gibidir diyebiliriz. Hep daha öncesini kapsar ki tekamülü gerektirebilsin. Ruhun elindeki yegane araçtır bilinç. Ruh onunla seyahat eder. Böylece deneyimleri biriktirebileceği bir kaba sahip olur. Ruhun bilinçte aradığı şey yeterli kapasitedir. Deneyim ardından gelir. Ruh bu kapasiteyi kullanır.

Yoksa ilgi duyduğu başka bir şey mi var?

Ruhların birbirinden bağımsız olduğu sanılıyor bu soruda. Ruhu insanlaştırma çabanızın doğal bir sonucu bu. Ruh bu şekilde geri plana düşecek haller deneyimlemek için bilinci kullanmaz. Ruhun daha yüksek amaçları vardır. Bilinç bir platformdur. Ruh tüm bilince sahip çıkıldığında tüm ruh aleminin tekamülü başaracağını bilir. Ruhlar ayrılık halini deneyimlemek istemezler. “İlgi”den olsa olsa bunu amaç edinmiş olmaları şeklinde bahsedebilirsiniz. Tekamülü… Ancak bu çok kaba bir tanım olur. Sizin kutsal kitaplarınıza atıfta bulunarak, öyle haller deneyimlenmek için vardır ki bilinçliliği arttırmanız tüm bunları da ele almanız için istenmektedir.

Bilinç nerede başladı? Nereden geliyor? Ve nereye gitmek istiyor?

Bilinç varoluşla başladı. Kullanıldı demiyorum. Bilinç, varoluşun bir teması halinde zaman geçtikçe üzerinden akan bir su gibi nehir yatağı haline geldi. Aslında bir çok şeyin zaman bağlantısı yoktur. Şimdiki deneyimini kullanan pek çok ruh vardır ki zamanın varoluşundan öncede aynı tekamül evresinde bulunuyorlardı. Bu döngü basit bir yükseliş olarak bazı parçaların birbirini etkilediği bir süreç olarak düşünülmemelidir. Bazı sabitlikleri inceleyebilseydiniz durağanlıklarının ne harikulade birer mucize olduğunu görüp kendinizden geçerdiniz. Gidilecek ya da varılacak bir yer olmadığını söylemek isterdim. Ancak şimdi biraz daha daralan bir sahada hesaplar yapıldığı gerçeğini unutmuş olurduk. Sizin açınızdan bakıldığında görülen hız, bizim için yavaşlığın en son mertebesi gibidir. Bir sonuca ulaşılacak ise en derin şekilde sizi içeriyor. Gidilmek istenen bir nokta olmadığına kadar gelebiliriz. Sizi kapsayan ve sizin içinizden derinlemesine varılacak bir son nokta hayal edilebilse de merkezi siz olan ve merkezinden merkezine yapılan, hatta bir noktadan öteye gidilemeyen bir yolculuktur sizin yaptığınız. Durmanızı şart koşuyoruz. Durduğunuzda bizi daha iyi anlayacaksınız. İhtiyaç olanı görüp bileceksiniz.

Reklamlar

One thought on “Bilincin Macerası

  1. tşk.ler,herkes kendindeki güneş ışığına benim diyor,böylece ruhun bir tek olduğunu anlaşılıyor.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s