Trans-Formasyon ; Richard Bandler

Hipnoz ve NLP hakkında birçok kitap yazdım ve bununla ilgili yüzlerce binlerce insanla konuştum ve sonuçta bu ikisi arasında mevcut benzerlikler ve farklılıklar hususunda hala bir karmaşanın hüküm sürdüğünü gördüm. Tavrım şudur : Belli bir seviyede, her şey hipnozdur.

İnsanlar sadece transın içinde ya da dışında değillerdir, fakat bir transtan diğerine hareket ederler. Bunlar kendi iş transı, araba transı, ebeveyn olma transı ve bütün bir sorunlar dizisi transına sahiptir. Transın bir özelliği bunun kalıplaşmış olmasıdır. Bu tekrara ya da alışkanlığa dayanır. Bu aynı zamanda bizim öğrenme biçimimizdir.

Biz doğduktan sonra, sayısız bilgi ve uzmanlık unsurlarını elde etmemiz gerekir -yürümek, konuşmak ve kendimizi beslemekten yaşamlarımızın geri kalanıyla ne yapmak istediğimize dair kararlar almamıza kadar her şey- dolayısıyla beyinlerimiz bir davranışı nasıl otomatikleştireceğini hızla öğrenir. Şüphesiz, bu durum beynin her zaman otomatikleştirilecek “doğru” davranışı öğrendiği anlamına gelmez; oldukça sıklıkla, bu çeşitli şeyleri bizleri sefil ve hatta hasta kılan biçimlerde yapmayı öğretir.

Biz tekrarlar sayesinde öğreniriz. Eğer biz bir şeyi yeterince kez yaparsak, bu beyinde kendi nöronlar arası yollarını yaratır. Her bir nöron bağlantı kurmayı ve bir sonrakini ateşlemeyi öğrenir ve söz konusu davranış böylece “oluşturulur”.

Uyumak ve rüya görmek öğrenme sürecinin önemli kısımlarıdır.

Freud rüyaları sadece “dileğin gerçekleştirilmesi” olarak düşündü ve belki de kendisi için bu böyleydi. Fakat ben rüya görmeye bilinçsiz tekrarlama olarak bakıyorum. Hızlı göz hareketi (REM) uykusu bilinçsiz zihnin gün içinde deneyimlediği şeyi işleme yöntemidir. O gerçek anlamda nörolojik seviyede yeni öğretiyi kalıplaştırmak için tekrar edici tarzda uygulama yapmaktadır. Onun öğrenmek için nitelikli bilgi ve nitelikli malzemeye sahip olması son derece önemlidir. Ona birlikte çalışabileceği özel herhangi bir şey verilmediği takdirde, o anlamsız ve saçma şeyler işler.

Öğrenmemizin kontrolünü üstlenmeyi planladığımız taktirde, sadece tekrar değil, aynı zamanda hızın da önemli olduğunu anlamamız gerekir. Beyin, kalıpları tanımak üzere tasarlanmıştır ve söz konusu kalıbın, onu olduğu gibi algılayabilmesi için yeterince hızla sunulması gerekir.

Biz büyük ölçüde programlanabilir varlıklarız. “Programlama” terimi kullanmaya başladığımda insanlar gerçekten kızdı. “Bizim tıpkı makineler gibi olduğumuzu söylüyorsun. Biz insanız, robot değil” gibi ifadeler kullandılar.

Aslında benim söylemekte olduğum bunun tam tersiydi. Biz kendini programlayabilen tek makineyiz. Bu bizi “meta-programlanabilir” kılar -ve bu da sıkıcı sıradan işlerle ilgilenmek için kendi başlarına işleyebilen, kasten tasarlanmış, otomatik programlar kurabileceğimiz anlamını taşır- böylece zihnimiz diğer, daha ilginç ve yaratıcı şeyleri yapmak için özgür kalır.

Bu robot olmak değildir, bu özgür bir ruh olmaktır. Benim için özgürlüğün tanımı bilinçli zihninizi kendi bilinçsiz faaliyetinizi yönlendirmek amacıyla kullanabilmek demektir. Bilinçaltı zihin büyük bir güce sahiptir, fakat o yönlendirilmeye ihtiyaç duyar. Eğer ona ne yapılacağına karar vermesi için izin verirseniz, zihinsel karmaşaya düşmenin ötesinde, sonuçta değersiz şeyleri kavramaya çalışırsınız…ve sadece onların olmadığını görürsünüz.

ÇABASIZ DEĞİŞİMİN SIRRI

Kalıcı bir değişim yapmak için üç adım gerekir; İlki, insanlar söz konusu soruna sahip olmaktan öyle çok rahatsız olmalılar ki gerçekten değişmeyi istediklerine karar vermeliler. Sonra, sorunlarını bir şekilde, yeni bir perspektif ya da yeni ışıkta görmeliler ve nihayet, yeni çekici seçeneklerin bulunması ya da yaratılması ve izlenmesi gerekir. İnsanlar tercihlere sahip olduklarında en iyiyi yapacaklardır. Buradaki sorun ise, çoğunlukla tercihlere sahip olmamalarıdır.

İşte hipnoz burada son derece değerli bir araç olarak ortaya çıkar.

Tanımlama itibariyle, yeni bir şey yapmak için kendi bilinç halimizi değiştirmemiz gerekir. Hipnoz sadece bunu kolaylaştırmakla kalmaz, aynı zamanda geçmiş deneyimlerin etkisini en aza indirmemize ya da ortadan kaldırmamıza ve bunların yerine daha çok faydalı ve uygun halleri yaratma ve yerleştirmeye izin verir.

Hipnozla birlikte, insanların seçenekleri keşfetmesine ve bunları araştırmasına yardım edebiliriz. Ve zaman çarpıtması “trans” olarak adlandırdığımız fenomenin bir özelliği olduğu için, tıpkı rüya görmede de olduğu gibi, biz bunu çok hızlı yapabiliriz. Değiştirilen hallerin öğrenme aracı özneyi, sıradan bir uyanık halde kendisi için mümkün olacak biz zaman diliminde yeni bir deneyimle tanıştırmamıza izin verir.

KİŞİSEL ÖZGÜRLÜĞÜN DOĞUŞU

Bazı kişiler içinde yaşadığımız yer olarak algıladığımız dünyanın sadece “gerçekliği”, bu her ne ise, bir temsili olduğunu zaten gözlemlemişler. Hans Vaihinger, Alfred Korzybski ve Gregory Bateson dahil düşünürlerin hepsi de aynı gözlemi yaptı. Hepsi de “gerçekliğe ilişkin deneyimimiz gerçekliğin kendisiyle aynı değildir” konusu üstünde varyasyonları tartıştı. Bazı çok eski kültürlerde aynı sonuca ulaşmıştı. Binlerce yıl önce zihnin dışında olan şeyin zihnin içinde olanla aynı olmadığını anlamışlardı. Bununla baş etme tarzları ise kısmen, aydınlanmak ve “yanılsamayı” çözmek için yıllarca ve yıllarca meditasyon yapmaktı.

Fakat, geri kalanımız için bu sorun mevcudiyetini sürdürdü. Deneyimimizin zihinlerimizde oluştuğunu kabul etsek bile, öyleyse bu nedir? Bu bilgiyle ne yapabilir? Bu nasıl bir fark yaratacaktır.

Bir önceki kitabımda şöyle yazdım: “Biz insanlar olarak, doğrudan dünya üstünde hareket etmeyiz. Her birimiz içinde yaşadığımız dünyanın bir temsilini yaratırız; diğer bir deyişle davranışımızı ortaya koymak için kullandığımız bir harita ya da örnek yaratırız. Kendi dünya temsilimiz, dünyaya dair deneyimimizin ne olacağını, dünyayı nasıl algılayacağımızı, dünyada yaşadıkça hangi seçenekleri elverişli göreceğimizi büyük ölçüde belirler”.

Kendi görüşüme göre, çalışma atölyesinde olumlu ya da olumsuz halüsinasyonlar yaratabilen, ya da seçici biçimde belleğini yitiren ya da kollarını uyuşturabilen kişiler kendi dünyalarını bu şeyleri yapamayan kişilere kıyasla daha farklı biçimde temsil ediyordu. Burada ilginç olan ise, bazı vakalarda, telkinle birlikte kendi öznel deneyimlerinin yanı sıra, aynı zamanda kendi fizyolojileri de değişmiştir.

Dolayısıyla hipnoz NLP’nin gelişiminde odak noktada önem taşıyordu. Bu NLP’nin var olmasını mümkün kıldı çünkü bu “değişmiş halleri” irdelememize izin verdi. Biz sınırları onunla birlikte genişletebiliyorduk çünkü hipnoz bizim neyin mümkün olduğunu öğrenmeye başlamamıza izin veren bir araçtır.

Modern hipnoterapinin babası Milton Erikson’dır. Milton kalıbı olarak bilinen dil kalıplarının yaratıcısıdır. Bu kalıpları bilinçli zihin için izlenmesi çok zordur, fakat beynin dil-işlem merkezleri için bunları anlamak son derece kolaydır. İnsanlara kaç kez telkinler verdiğimi ve onların da bana bakıp şöyle söylediklerini bilmiyorum: “Ne?” ….ve sonra telkinleri harfi harfine yerine getirdiler, tam olarak doğru zamanda çünkü kendilerine spesifik zamansal belirleyici unsurlar verilmişti.

Milton şu cümleyi “Sizin bilinçaltınız şimdi (“siz şimdi bilinçsizsiniz”) birçok kereler kullandı. Bu büyük bir çelişkidir, fakat bu zamansal ifadeyi “bilinçsiz” sözcüğünden sonra söyler söylemez, bu aynı zamanda bir emir olur. “Sizin bilinçaltınız şimdi…yeni fikirler ister” “Sizin bilinçaltınız şimdi hatta daha fazla bilinçaltı bilmeyi istiyor şimdi…şimdi gelmekte olan geleceği görebildiğiniz şeyi yapmadığınızı göreceksiniz…”

Tüm bu tarz zamansal ifadeler içeriği her iki yönde de yerleştirmek için size büyük alan bırakır. Bu bir yöne karar vermek ve olayların gitmesini istediğiniz yeri hedeflemekle ilgilidir. Hipnozda yaptığınız şey birinin bilincini belirli bir yola sevk etmektir ve söz konusu yolun onların geçmişine mi yoksa geleceğine mi götürdüğüne karar vermelisiniz. Bazı şeylerin onların arkasında ve bazısının da önünde olmasını istersiniz. Bazısının da sonsuza dek gitmesini arzularsınız.

Özellikle sevdiğim bir diğer kalıp da “daha fazla daha fazla” kalıbıdır. Ben bunu her zaman kullanırım, özellikle üst üste yığılmış yadsımalarla birlikte. “Anlamadığını bildiğin şeyi önlemek için ne kadar fazla çalışırsan, daha fazla olacak, çünkü, sen bir şeyi yapmamayı sürdürmeye çalıştıkça neler olduğunu görmeye yetkin olmayacaksın”. Burada amaç bilinçaltını aşırı yüklemektir ve bir kez bu meydana geldiğinde, kapılar açılır ve siz içeriye telkinleri doldurabilirsiniz.

BECERİLERİNİZİ GELİŞTİRMEK

Başarılı bir hipnozcu olmak geliştirilmesi gereken önemli bir beceridir. Buna “hipnoz” ya da “meditasyon” ya da “değişik durum” adını veriyor olmanız hiçbir şeyi değiştirmez. Önemli olan şey sizin kendi bilinç durumunuzu (ve yardımcı olmanız için size gelen kişilerin durumlarını) kontrol etmeyi öğrenmenizdir, Böylece öğrenme yeteneğini çalıştırmak üzere güçlü bir araca sahip olursunuz.

Aynı şey bilinç durumunuz için de geçerlidir. Kendinizi bir rahatlama durumuna, derin bir meditasyon durumuna sokabilmek nefes almak kadar doğal bir beceri olmalıdır.

İnsanların bazen hipnoz ile meditasyon arasındaki fark konusunda kafaları karışır. Onların birbirine oldukça yakın durumlar olduğunu söyleyebilirim, tek fark hipnozun bir yönü, daha başlamadan önce kararlaştırılmış bir sonucu olmasıdır oysa meditasyon daha şekilsizdir. Kişisel olarak ifade etmek gerekirse ben bir değişik duruma girdiğimde her zaman yapmak istediğim bir şey olur, ne zaman gireceğimi, ne zaman çıkacağımı da bilmek isterim ve orada olduğum sürece ne yapacağımı da bilmek isterim. Bana göre meditasyon yeterince yönlendirilmiş bir şey değildir ama işin aslına bakarsanız onlar tamamen kişisel tercih ve zevkle ilgili bir konudur.

Birçok insan parlak fikirleri ve problem çözümlerini uyurken ya da derin bir rahatlama veya meditasyon durumuna girdiklerinde bulduklarını söylemektedirler. Örneğin Albert Einstein düşünme egzersizleri yapmıştır, bu da sanrıların başka bir tanımıdır. Derin değişik durumlara girmiş ve bir ışık fotonu üzerinde yolculuk ettiğini hayal etmiştir. Bu normal uyanık durum değildir. Linus Pauling moleküllerin içinde yolculuk ettiğini söylemiş, çalışmaları sonucunda bir nobel ödülü kazanmıştır. Bu da normal uyanık durum değildir. Açıkça belli olduğu üzere biz büyük bir yaratıcılığın tamamen değişik durumlarına girme potansiyeline sahibiz. Onlar sadece bizim hep sahip olduğumuz “normal” uyanık durumdan farklı düşünme şekilleridir.

Bunun ortaya koyduğu olasılıklara ve trans teknolojisini uygulayageldiğimiz yüzlerce yıl boyunca elde ettiğimiz deneyimlere rağmen birçok insan halen hipnoza karşı büyük bir korku duymaktadır. Bunun nedenlerinden biri bu yöntemi uygulayan yeteneksiz çok sayıda insan olmasıdır. Hipnozu kullanmaya açık ve derin bir şekilde yönelmiş olan bazılarımız ise riskleri kabul etmeye hazırıdır. Biz insanların gerçekten kilo vermelerini, sigarayı bırakmalarını ya da uçağa binmekten korkmamalarını istiyoruz. Problemlerle daha az, yeni davranış biçimleri ile ise daha çok ilgiliyiz.

Artık hipnoz konusunda ön yargıları bırakmayı öğrenmeliyiz. Ama “hipnoz” sözcüğü bile derin endişeler yaratırken bu talihsiz ve zaman kaybettirici yaklaşımları bırakmanın zamanının geldiğini düşünmekteyim. Artık yeni bin yıldayız ve insanlar eskisinden daha akıllılar. Bir şeyleri daha iyi yapmak için yeni yöntemler geliştiriyor, bilgisayar kullanıyor ve normal uyanık durumda oynamanın olanaksız olduğu video oyunlarını oynayarak büyüyorlar. Bu oyunlar insanların boyut ve zamanla olan ilişkilerini bile değiştirebilecek güçlü değişik durumlar yaratıyor. Bazı insanlar tarafından hipnozun sadece “bu kötü bir şey ve hiçbir işe yaramıyor” şeklindeki temelsiz bir inanç yüzünden şüpheyle karşılanması üzücü bir durumdur. Tabii ki bu insanlar, “bu şey işe yaramıyor” derken nasıl kötü olabileceğini açıklayamıyorlar ama bu onların itirazlarını ortaya koymalarını engellemiyor. Sonuç olarak, Milton Erikson yıllarca hipnozu yasal bir hale getirmek için savaştı.

Bir diğer Hipnoz konusunun etrafını çevreleyen yanlış anlaşılmanın bir bölümü kelimenin kendisinden kaynaklanmaktadır. Hipnoz bana göre çok iyi bir terim değildir. Hipnoz ve hipnotik prosedürler aslında sadece değişik durumları kontrol etmekle ilgilidir. Onları hayal edecek insan sayısı kadar farklı değişik durumlar söz konusudur. Olasılıklar sınırsızdır. Bir yanlış kavram da hipnotik durumların nadir ve bir başkasının kontrolünde olan şeyler olduğunun düşünülmesidir. İşin gerçeği ise siz değişik bir durumda iken kendi üzerinizde uyanık duruma göre daha fazla kontrole sahip olduğunuzdur. Aklımızdan çıkartmamamız gereken şey “hipnoz” ve “trans” gibi kelimelerin kökeninin fiiller ve süreçler olduğu, onların sonradan birer isme dönüştüğüdür. Onlar birer “nesne” değildir, bizim “normalizasyon” adını verdiğimiz şeylerdir.

NLP ve Hipnozda yaptıklarımızı yaparak beyinlerimizi gerçek anlamda yeniden şekillendiriyoruz ve bunu doğru bir şekilde yaparsak, doğru sıralamaları gerçekleştirirsek acı ve korkuyu üreten sıralamalardan bizi uzaklaştırıp özgürlük, fırsat ve seçenek sunan sıralamalara yaklaşmamızı sağlayan türde bir kontrole sahip olabiliriz.

Trans-Formasyon

Richard Bandler

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s