Tanrı ile Birlik – Neale Donald Walsch

Siz bu kitaba İnsanların Yanılsamaları’nı anımsamak için geldiniz, anımsayın ki bundan sonra asla bu yanılsamalara saplanıp kalmayın ve yaşamınızı Nihai Gerçekliğin farkındalığı yoluyla yaşayarak bir kez daha Tanrı ile birliğe ulaşın. Hepimiz Biriz; önemli olan tek mesaj budur. Verilecek tek mesaj budur. Yaşamdaki diğer her şey bu mesajın bir yansımasıdır. Deneyimlediğiniz her acının, her üzüntünün, her çatışmanın, her kederin nedeni, bu mesajı şimdiye kadar alamamış olmanızdır. Her cinayete, her savaşa, her hırsızlığa, zihinsel ve fiziksel her saldırıya neden olan şey budur. Her hastalık ve rahatsızlığa, sizin “ölüm” adını verdiğiniz şeyle her karşılaşmaya neden olan budur.

Bizim Bir olmadığımız inancı bir yanılsamadır.

İnsan ırkı uzun bir zamandan beri yanılsamalarla birlikte yaşamaktadır. Bunun nedeni insan ırkının aptal olması değildir, insan ırkının çok akıllı olmasıdır. İnsanlar sezgisel olarak yanılsamaların bir amacı olduğunu, hatta çok önemli bir amacı olduğunu anladılar. Ama çoğu insan bunu bildiğini unuttu.

Ve insanlar unutmalarının unuttukları şeyin bir parçası olduğunu ve bu nedenle de yanılsamanın bir parçası olduğunu unuttular.

Şimdi insanların bunları anımsama zamanıdır.

Buraya Tanrı’nın sizin içinizde olduğunu deneyimleyerek görebilmek için, Yaratanla ne zaman isterseniz buluşabilmek için geldiniz.  Yaratanın içinizde ve her tarafınızda olduğunu bulabilir, deneyimleyebilirsiniz. Ama bunun için İnsanların Yanılsamaları’nın ötesine bakmalısınız. Bu yanılsamalar yokmuş gibi yapmalısınız.

Aşağıdakiler On Yanılsama’dır.

  1. Gereksinim Vardır
  2. Başarısızlık Vardır
  3. Ayrılık Vardır
  4. Yetersizlik Vardır
  5. Gereklilik Vardır
  6. Yargılama Vardır
  7. Kınama Vardır
  8. Koşula Bağlılık Vardır
  9. Üstünlük Vardır
  10. Cehalet Vardır

Bunlardan ilk beşi Fiziksel Yanılsamalar’dır, fiziksel bedeninizle deneyimlediğiniz yaşamla ilgilidir. İkinci beşiyse fiziksel olmayan gerçekliklerle ilgili olan Metafizik Yanılsamalar’dır. Tek tek Yanılsamaları incelerken, her yanılsamanın bir öncekinin üzerine kurulduğunu fark edeceksiniz. Bunların bir çoğu size bir hayli birbirine benzeyen yanılsamalarmış gibi gelecek. Çünkü bunlar gerçekten de birbirine benzer. Tüm yanılsamalar yalnızca ilk yanılsama’nın çeşitleridir. Bunlar asıl bozulmanın üzerine kurulmuş daha büyük birer bozulmadır.

Aynı zamanda her yeni yanılsamanın bir önceki yanılsamadaki bir kusuru örtmek için yaratıldığını göreceksiniz. Son olarak, kusurları örtmekten yorulmuş olarak, bunların hiçbirini anlamadığınıza karar verdiniz ve böylelikle en son yanılsama doğdu: Cehalet Vardır.

Bu sizin omuz silkmenize ve gizemi çözmeye çalışmayı bırakmanıza neden oldu.

Ama Evrimleşen zihin böyle bir geri çekilmeye uzun süre izin vermeyecektir. Yalnızca birkaç kısa bin yılda -ki bu evrenin tarihinde gerçekten de kısa bir süredir- cehaletin artık mutluluk olmadığı bir noktaya geldiniz.

İlkel kültürden ayrılmak üzeresiniz ve anlayışınızda bir kuantum sıçraması yapmak üzeresiniz. ON YANILSAMA’nın ne olduğunu görmek üzeresiniz.

İlk Yanılsama şudur: GEREKSİNİM VARDIR

Bu yalnızca İlk Yanılsama değildir, aynı zamanda en büyük yanılsamadır da. Tüm diğer yanılsamalar bu yanılsamanın üzerine kurulmuştur. Şu anda yaşadığınız her şeyin, her an hissetmekte olduğunuz duyguların hepsinin kökleri bu inançta ve bu inançla ilgili düşüncelerinizdedir.

Gereksinim evrende olmayan bir şeydir. Birisi ancak belirli bir sonuca ulaşmak istediğinde bir şeye gereksinim duyar. Evrenin belirli bir bir sonuca gereksinimi yoktur. Evrenin kendisi sonuçtur. Bunun gibi, gereksinim Tanrı’nın zihninde de olmayan bir şeydir.

Tanrı ancak belirli bir sonuca ulaşmak isteseydi bir şeye gereksinim duyardı. Tanrı’nın herhangi bir belirli sonuca gereksinimi yoktur. Tanrı tüm sonuçları yaratandır.

Tanrı, Olan Her Şey, Olmuş Olan Her Şey ve Olacak Olan Her Şeydir. Tanrı’nın olmadığı hiçbir şey yoktur.

“Tanrı” sözcüğünün yerine “Yaşam”ı koyarsanız belki bu görüşü daha iyi kavrayabilirsiniz. Bu iki sözcük birbirinin yerine kullanılabilir, onun için söylenenlerin anlamını değiştirmiş olmazsınız, yalnızca anlayışınızı derinleştirmiş olursunuz.

Olan hiçbir şey, Yaşamın dışında değildir. Eğer yaşamın bir sonuca ulaşmak için bir şeye gereksinimi olsaydı, Yaşam bunu nereden elde edecekti ki? Yaşamın dışında var olan hiçbir şey yoktur. Olan Her Şey, Olmuş Olan Her Şey ve Olacak Olan Her Şey Yaşamdır.

Tanrı’nın olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.

Yaşamın olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.

Evrenin olmak için olmakta olanın dışında hiçbir şeye gereksinimi yoktur.

Varlığın doğası böyledir. Bu böyledir, sizin sandığınız gibi değildir. Siz hayatta kalabilmek için bir şeylere gereksiniminiz olduğunu deneyimlediğinizden, kendi hayalinizde Gereksinim düşüncesini yarattınız. Ama diyelim ki yaşamışsınız ya da ölmüşsünüz umurunuzda bile değil. O zaman neye gereksiniminiz olacaktı?

Hiçbir şeye.

Ve diyelim ki sizin yaşamamanız olanaksız. O zaman neye gereksiniminiz olacaktı?

Hiçbir şeye.

Sizinle ilgili gerçek şudur: Hayatta kalmamak sizin için olanaksızdır. Yaşamamayı başaramazsınız. Burada sorunun yaşayıp yaşamayacağınız değil nasıl yaşayacağınız olduğunu sanmayın. Yani, hangi biçimi alacaksınız? Hangi deneyimleri yaşayacaksınız?

Size şunu söyleyeyim: Hayatta kalmak için hiçbir şeye gereksiniminiz yok. Hayatta kalmanız garanti altına alınmıştır. Size sonsuz yaşam verdim ve onu sizden hiçbir zaman geri almadım.

Bunu duyunca, evet ama hayatta kalmak bir şey, mutlu olmak başka bir şey, diyebilirsiniz. Mutlu olarak hayatta kalmak için bir şeylere bir şeylere gereksiniminiz olduğunu -yalnızca belirli koşullar altında mutlu olabileceğinizi- düşünebilirsiniz. Bu doğru değildir, ama siz bunun doğru olduğuna inandınız. Ve inançlar deneyimleri yarattığından, yaşamı böyle deneyimlediniz, Tanrı da böyle deneyimliyor olsa gerek, diye düşündünüz. Ama bu sizin için olduğu gibi Tanrı için de doğru değildir. Aradaki tek fark, Tanrı bunu bilmektedir.

Siz bunu bildiğinizde, Tanrı gibi olacaksınız. Yaşamda ustalaşmış olacaksınız ve tüm gerçekliğiniz değişecek.

Şimdi size büyük bir sır vereceğim: Mutluluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar mutluluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu o kadar önemli bir söz ki tekrar etmemizde yarar var.

Mutluluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar mutluluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bu sözler varlığın tüm diğer durumları için de doğrudur.

Sevgi belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar sevginin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Şefkat belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar şefkatin bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Bolluk belirli koşulların bir sonucu olarak ortaya çıkmaz. Belirli koşullar bolluğun bir sonucu olarak ortaya çıkar.

Hayal edebileceğiniz ya da aklınıza getirebileceğiniz herhangi bir durumu bunun yerine koyabilirsiniz. Varlık Oluşun, deneyimden önce geldiği ve onu yarattığı gerçeği değişmeyecektir.

Siz bunu anlamadığınızdan, mutlu olmanız için belirli şeylerin olması gerektiğini düşündünüz, ayrıca  bunun aynısının geçerli olduğu bir Tanrı hayal ettiniz.

Ama eğer Tanrı ilk Neden’se, Tanrı’nın neden olmadığı ne ortaya çıkabilir ki? Ve eğer Tanrı’nın gücü her şeye yetiyorsa, Tanrı’nın ortaya çıkmasını seçmediği ne ortaya çıkabilir ki?

Tanrı’nın durduramayacağı bir şey ortaya çıkabilir mi? Ve eğer Tanrı onu durdurmamayı seçiyorsa, ortaya çıkan şey de Tanrı’nın seçtiği bir şey değil midir?

Tabii ki onun seçtiği bir şeydir.

Ama Tanrı neden Tanrı’yı mutsuz edecek şeylerin ortaya çıkmasını seçsin ki? Yanıt sizin kabul edemeyeceğiniz bir yanıttır.

Hiçbir şey Tanrı’yı mutsuz etmez.

Sizler buna inanamazsınız, çünkü buna inanmanız için gereksinimi olmayan ve yargıda bulunmayan bir Tanrı’ya inanmanız gerekir ve siz böyle bir Tanrı’yı hayal edemezsiniz. Böyle bir Tanrı’yı hayal edememenizin nedeni böyle bir insanı hayal edememenizdir. Siz kendinizin böyle yaşayabileceğinize inanmazsınız ve sizden daha büyük olan bir Tanrı’yı hayal edemezsiniz.

Öyle yaşayabileceğinize inanmaya başladığınızda, Tanrı’yla ilgili bilinebilecek her şeyi bileceksiniz.

İkinci değerlendirmenizin doğru olduğunu bileceksiniz. Tanrı sizden daha büyük değildir. Tanrı sizden nasıl daha büyük olabilir ki? Tanrı Sizsiniz, Siz Tanrısınız. Ama siz sandığınızdan daha büyüksünüz.

Ustalar bunu bilirler. Tam şu anda gezegeninizde bunu bilen Ustalar dolaşıyor.

Bu ustalar birçok gelenekten, dinden ve kültürden gelmektedir, ama hepsinin ortak bir noktası vardır.

Hiçbir şey Ustaları mutsuz etmez.

İlkel kültürünüzün eski dönemlerinde, çoğu insan bu ustalık konumunda değildi. Onların tek isteği mutsuzluktan ya da acıdan kaçınmaktı. Farkındalıkları o kadar sınırlıydı ki, acının mutsuzluğa neden olmasının gerekmediğini anlayamıyorlardı, onun için yaşam stratejileri daha sonra Zevk ilkesi olarak tanımlanan şeyin etrafına kurulmuştu. Kendilerine zevk veren şeylere doğru gittiler ve onları zevkten yoksun bırakan (ya da onlara acı veren) şeylerden uzak durmaya çalıştılar.

Böylelikle, İlk Yanılsama, yani Gereksinim Vardır inancı doğdu. Buna ilk hata da denilebilir.

Gereksinim yoktur. Gereksinim bir kurgudur. Gerçekte mutlu olmak için hiçbir şeye gereksiniminiz yoktur. Mutluluk zihinsel bir durumdur.

Buradaki hata Tanrı’nın mutlu olmak, tatmin olmak, tam olmak için bir şeye gereksinimi olduğunu varsaymaktı. Bu doluluğun dolu olmadığını, onun kendisini dolu yapacak bir şeye gereksinimi olduğunu söylemek gibi bir şeydi. Bu bir çelişkiydi, bu çelişki görülemedi ve çoğu kişi bugün bunu hala görmüyor.

İnsanlar bu bir şeylere gereksinim duyan Tanrı’yı yarattıktan sonra, Tanrı’nın yapılacak işler listesine sahip olduğu bir kültürel öykü ortaya çıkardılar. Bir başka deyişle, Tanrı’nın mutlu olabilmesi için Tanrı’nın olmasını istediği ve olmasına gerek duyduğu şeyler vardı ve bunlar belirli bir biçimde ortaya çıkmak zorundaydı.

Sizin benim bir isteğimin olduğu inancınız sizi benim isteğimin ne olduğunu bulmaya çalışmaya zorladı. Bunun sonucunda, insanların bu konu üzerine ortak bir görüşte birleşmediği belli oldu. Ve eğer herkes Tanrı’nın isteğinin ne olduğunu bilmiyorsa, bu isteğin ne olduğu konusunda hem fikir değilse, o zaman herkesin Tanrı’nın istediği şeyi yapması olanaksız demekti.

İçinizde en akıllı olanlar bu mantığı neden bazılarının yaşamlarının diğerlerininkinden daha iyiymiş gibi göründüğünü açıklamakta kullandılar. Ama sonra siz yeni bir soru ortaya attınız: Eğer Tanrı Tanrı’ysa o zaman Tanrı’nın istediğinin yerine getirilmemesi nasıl mümkün olabilir?

Belli ki, bu ilk Yanılsama’da bir hata vardı. Bu hata gereksinim inancının yanlış olduğunu açığa vurmalıydı. Ama insanlar çok derin bir düzeyde bu Yanılsamadan vazgeçmeyeceklerini biliyorlardı, yoksa çok yaşamsal bir şey sona ermiş olacaktı.

Bunda haklıydılar. Ama bir hata yaptılar. Yanılsamayı bir yanılsama olarak görmek ve onu yaratıldığı amaç için kullanmak yerine, insanlar bu yanılsamadaki hatayı gidermeleri gerektiğini düşündüler.

Böylelikle, İlk Yanılsama’daki hatayı gidermek için İkinci yanılsama yaratıldı…

Tanrı ile Birlik

Neale Donald Walsch

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s