Sufi’nin Hayat Rehberi – Neil Douglas-Klotz

99 Derste Sufilik

Bu kitabı başından başlayarak okumayın. Birkaç defa rastgele bir sayfa açın ve orada bulduklarınızı okuyun. Eğer sizde izlenim bırakan bir şey varsa onunla kalın. Bu kitap okuyucuyu Sufizm’in yaşayan deneyimine götürmeyi öneriyor. Kitabı baştan sona doğru okumayı denerseniz, bir defa da kalbin bu kadar paradoksal görünen köşelerinin hepsiyle yüzleşmek fazla gelebilir.

Birçok farklı kaynağa göre, İngilizce de en çok okunan şair XIII. yüzyılda yaşamış olan Mevlana Celaleddin Rumi’dir. Bu Sufizm için iyi bir haber mi, yoksa İngiliz şiiri için kötü bir bir haber mi?

Mevlana ve ondan bir nesil sonra yaşayan Hafız, tutkulu sevgiyi vurguladıkları için okuyucularını büyülemişlerdir. Hepimiz sevgiyi arıyoruz ve kelimenin anlamını bilmesek de, sevgiyi hissettiğimizde onu anlıyoruz.

Mevlana ve Hafız okuyan insanların çoğunun ortak problemleri, ilahi aşk hakkında okumak ile onu gerçekten yaşamak arasındaki boşluğu aşmak istemesi, fakat bunu nasıl yapacağını bilmemesidir. Onlar genelde akademik ve eğitimsel bir kaynaktan Sufilerin yalnızca çok eskiden ve çok uzaklarda yaşadıklarına, kaftan ve sarık giydiklerine ve yabancı bir dil konuştuklarına inandırılmışlardır. Hiçbir şey gerçeklerden uzak olmaz.

Sufizm yaşayan XXI. yüzyıl geleneğidir ve birçok yaklaşımı ve uygulaması vardır. Gerçek Sufiler her dilde konuşabilir ve birçoğu tamamen normal giysiler giyinir. Derviş kelimesi, kapı eşiğinde oturan veya bir şeyin eşiğinde olan, ilerlemeye ve kendisini aşmaya hazır anlamına gelir. Bu kitap, modern dervişler, aşkın Sufi şiirini yaşamaya başlamak isteyenler içindir.

Madem Sufizm günümüzde var olan manevi bir yol, niçin daha iyi tanınmıyor?

XII. yüzyıl Sufilerinden Sadi şöyle demiştir: “On derviş bir postta oturur, ama iki hükümdar aynı kıtayı paylaşamaz”. Ancak modern çağda durum daha çok iki Sufi’yi bir araya getirdiğinde üç farklı görüş elde ettiği yönündedir. Hintli Sufi İnayet Han 1910 yılında Batı’ya Sufizmi getirdiğinden beri, Batı’ya birçok farklı grup ve mürşit gelmiştir.

Sufizm öncelikle, bir “değildir” dizisinden ibarettir; bir din değildir, bir felsefe değildir ve genel olarak bu şekilde tabir edilmesine rağmen, bir gizemcilik bile değildir. Sufizm’i “hakikati sevginin kendisi olarak yaşama deneyimi” şeklinde tanımlayabiliriz. Modern Sufi yazarı Massud Farzan bunu iyi ve özlü bir şekilde anlatmıştır: Sufizm hakikatin eşsiz bir fenomenolojisidir. Sufizmin psikolojisi Sufizmin kendisidir, Sufizmin sanatı ve bilimi Sufizm uygulamasının ta kendisidir.

Böylesi zor anlaşır bir tanımlamayla günümüzde herhangi bir “saf Sufizm”in varlığından söz edebilir miyiz? Mantıklı bir insan “hayır” der, ama bu, bilginlerin ve Sufilerin bu soruya cevap aramaya kalkışmalarına engel olmamıştır. Şüphesiz, Sufizm ile İslam’ın yakın bir ilişkisi var. İslamin kelime anlamı, herhangi bir düşünce şekli veya doğmaya değil, Hakikat’in tek alanına “teslimiyettir”. Sufizm, sadece “bilgelik” anlamına gelen bir kelimenin türevidir. Bu noktada insanların uzlaşamadıkları konu, Sufizm ve İslam’ın nasıl tanımlanması gerektiğidir. İnayet Han ise bu konuda şöyle diyor:

Sufilerin birbirlerinden aldıkları kutsal tarihe göre, Sufizm’in hiçbir zaman herhangi bir ırka veya dine ait olmadığı apaçık ortadadır, çünkü farklılıklar ve üstünlükler Sufilerin kendilerini arındırdıkları aldatmaların ta kendisidir. Sufizm günümüzde farklı dinlerin çeşitli öğelerinden oluştuğu izlenimi verebilir, ama bu böyle değildir, zira Sufizm’in kendisi tüm dinlerin özü ve aynı zamanda İslam’ın ruhudur.

99 Derste Sufilik

Bu kitabı başından başlayarak okumayın. Birkaç defa rastgele bir sayfa açın ve orada bulduklarınızı okuyun. Eğer sizde izlenim bırakan bir şey varsa onunla kalın. Muhtemelen anında özdeşleşeceğiniz bazı şeyler keşfederken bazı şeyler de siz başka bir gezegene aitmiş gibi gelecektir. Kitabı baştan sona doğru okumayı denerseniz, bir defa da kalbin bu kadar paradoksal görünen köşelerinin hepsiyle yüzleşmek fazla gelebilir.

“Konuyu anlamak” konusunda endişelenmeyin. Bu kitaba serpiştirilmiş olan Sufi hikayeleri birçok farklı seviyede işlev görür. Açıkça belli olan anlam veya ahlaksal öğreti yalnızca yüzeysel seviyeyi gösterir. Hikayenin geri kalanı adeta “yeraltında” yani bilinçaltında işlenir. Eğer bir hikaye sizi gülümsetiyor veya “hım!” bile dedirtiyorsa, muhtemelen etkisini gösteriyordur.

Arayın. Hayatınızda doğru yolu bulmaya ihtiyaç duyabileceğiniz bir durumla karşı karşıya kaldığınız zaman, kendinizi sakinleştirmek için elinizi kalbinizin üzerine koyun bir veya iki kez derin nefes alın ve sonra fala bakar gibi, kitabın rastgele bir sayfasını açın. Yeni kullanıcı için bu yolları deneyimlemenin en iyi yolu bu olabilir. Sufiler bin yılı aşkın bir zamandır bu şekilde kalbin yollarının listesini kullanmışlardır. Her yolun Meditasyon kısmı o özelliğin üzerinde düşünme veya onu deneyimleme yolları hakkında öneriler içerir. Ön değer meditasyonu, yalnızca okumuş olduğunuzun hissiyatını nefes alarak kalbe almaktır.

Uygulamalarınızdan sonra bazen ara verin ve kitabı bir kenara bırakın ki benliğinizin bu çok yönlülüğüyle tanışmak sizde hazımsızlık yaratmasın. Şarap tadıcılarının nasıl sıkça damaklarını temizlemesi gerekiyorsa, sizin de ruhunuzun şaraplarını tadarken kendinize yer bırakmaya ihtiyacınız olabilir. Bu alanı yaratmanıza yardımcı olması için, kitaba serpiştirilmiş “Bir’likte Arınmak” başlıklı birkaç numaralanmamış bölüm bulacaksınız. Bunları başka bir yola göz atmadan önce Sevgili’nin saf okyanusuna dalmak için kullanın.

YOLA ÇIKMAK


Bismillah

Bu yola getirildiğinizde,

nefes almak için bir anınızı verin ve yüreğinizi

tamamen yapmak üzere olduğunuz işe adayın.

Yeni herhangi bir şeye başladığımızda, bilinmeyen çok şey vardır. Planlarımız var, ama onları gerçekleştirebilir miyiz? Tamamen kendimiz olup yine de başkalarıyla derin iletişim kurabilir miyiz? Değişmeye ve gelişmeye devam ederek ve yine de geçen zamana rağmen dostluklarımızı ve ilişkilerimizi sürdürmemiz mümkün mü? Sevgi yolunda atılan her adım, bir şeyin peşinden tutkuyla gitmek, bilinmeyene bir adım atmaktır.

Meditasyon yapmaya vakit ayırdığımızda veya her günün veya her yılın başlangıcında sessizlik içinde bir an nefes aldığımızda, her yeni işle veya ilişkiyle, bilinmeyenle karşı karşıya kalırız. Bu cesaret ve yürek ister. Sufiler çoğu zaman yeni bir şeye Arapça bir kelime olan “Bismillah” diye nefes alarak başlarlar ve bu şiirsel olarak şu şekilde çevrilebilir:

Tek Varlık’ın sesini ve hissini,

sevginin ana kaynağını

hatırlayarak başlıyorum.

Bir sonraki yaşayacağımız şeyin

kainatın tamamının ışığını saçtığını doğruluyorum.

Dünya’ya bu şekilde baktığımızda, varoluşumuzun sebebi -ve herhangi bir yolculuğa çıkmak için sebep- insanlığımızın tümünü meydana çıkarmaktır, kainatın halen pişmekte olan türlüsüne yalnızca bizim verebileceğimiz eşsiz tad. XII. yüzyılın Sufi şairlerinden Sadi şöyle diyor:

Her varlık bir amaç için doğmuştur,

ve o amacın ışığı ruhunda uyandırılmıştır.

Ancak, evrendeki her şeyle ayrılmaz bir şekilde bağlantılıyız. Birbirimiz olmadan var olamıyoruz. Peki, bir birey olmak ile bir ilişkide olmak arasındaki dengeyi nasıl sağlayabiliriz?

Bireyselliğimiz eşsiz bir armağandır. Ancak, bir Sufi bu armağanın aslında evrenin tamamını dolduran eşsiz, ilahi “Ben Varım”ın kalbinde yattığında söyler. Her çimen yaprağı, benliğini ifade ederken, “Ben Varım!” der. Biz, tamamen bütünleşebileceğimizi, tümüyle insan olabileceğimizi, başka insanlarla, doğayla ve nihai kaynakla derin temaslar kurabileceğimizi doğrulayabiliriz. Bu, “Bismillah!” demenin başka bir yoludur.

Sufi için bu yolların her biri Sevgili’ye ulaşan ve aynı gelen kutusuna varan, birer e-posta adresi gibidir. Tabii ki Kutsal Olan’ın hisleri, isimleri ve özellikleri aslında sonsuzdur. Ama kendimizi hayata karşı yüz civarında farklı duygu ve tepki verebilecek yetiye sahip olarak bulmamız, kendimizi tanımaya iyi bir başlangıç oluşturur ve sonuçta daha büyük coşku ve doyuma ulaştırır.

Belki hayat size bir şeye başlama çağrısı yapıyordur, içsel veya dışsal bir arayış. Bu yol sizden, eğer sonunda halen arkasında durabileceğiniz bir durum olmasını istiyorsanız, başlangıcı kendinizi tamamen vererek yapmanızı istiyor.

Bismillah “Allah’ın adıyla” anlamına gelir. Köklerinde, kelimenin anlamı, harfi harfine “ile, ile birlikte, veya içeride, Birlik’in veya Tek Varlık’ın (Allah) sesi, havası, ismi veya ışığı. Eğer nefesimi veya hareketimi bir mürşit veya rehberinkiyle aynı ritme getirebilirsem, o kişi beni Kutsal Birlik’in hatırlamasına bağlayan bir kapı oluşturur.

MEDİTASYON

Bir elinizi kalbinizin üzerine koyun, rahatça ve yavaşça nefes alın. Nefesinizin ve kalp atışınızın bilincinin içeride aydınlık, ferah bir yer açtığını hissedin. Bismillah kelimesinin sesiyle nefes alın (Bis-mil-la-aah). Kalbimizi evrenin kalbiyle birleştirmeyi hatırladığımızda, Sufilerin “Allah sizin sevgilinizdir, gardiyanınız değil” sözünü hatırlarız.

Sufi’nin Hayat Rehberi

Neil Douglas-Klotz

 

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s