Sri Bhagavan: “2012 Yılının Önemi Nedir?”

Sri Bhagavan: Pekala. Çoğunuz dünyanın manyetik bir alana sahip olduğunu biliyorsunuz. Dünyanın eriyik çekirdeği dönerken, manyetik alan yaratılır. İnsan zihninin düşünce küresi (alanı) dünyanın manyetik alanında yerleşiktir. Bu manyetik alan son on yıldır dramatik şekilde zayıflamaktadır.

Fizikte “Schumann Rezonansı” olarak adlandırılan bir parametre vardır. Bunu kullanarak, dünyanın manyetik alanının gücünü belirleyebiliriz. Bu, yüzyıllardır 7.80 döngü/saniye civarında sabit idi, son 7 – 8 yıldır, saniyede 11 döngüye yükseldi ve dramatik olarak yükselmeye devam ediyor. Eğer bunu matematiksel olarak hesaplarsanız, 2012 ye kadar Schumann Rezonansının olası olarak 13 döngü/saniye olacağı ortaya çıkar. Bu rezonans 13 döngü/saniye olduğu zaman, dünyanın çekirdeği dönmeyi durdurur, manyetik alanın gitmesi ile birlikte, zihniniz de gider. “Zihniniz” dediğimde, “samskaralar” (geçmiş izlenimler/hafıza ; kişilik ; geçmiş yaşantılarımızla edinmiş olduğumuz yapımız) demek istiyorum. Samskaraların geçen 11.000 yılının baskısı ortadan kaybolur.

Dharma’da, “Zihin Karmadır” deriz. Tüm eylemler zihninizden başlar. Zihin, tüm eylemlerin içinden ortaya çıktığı samskaraların veya geçmiş yaşam vasanalarının deposundan başka bir şey değildir. Bu, dünyanın manyetik alanında saklanır. Böylece, 2012 de, o birkaç gün için sıfır olacaktır. Bundan sonra çekirdek tekrar dönmeye başlayacaktır. Bu, insanlık için taze bir başlangıç veya Altın Çağın şafağı olacaktır. 2012 nin önemi budur. Bunun gerçekleşeceğini nasıl biliriz ? Fosil kayıtlarının incelenmesi, bunun kabaca 11.000 yılda bir gerçekleştiğini göstermiştir. Bu sadece kısa bir süre uzaklıktadır ve sonra hepimiz yeniden başlayabiliriz. Bu nedenle 2012 ye dek aydınlanmanızı istiyorum. Eğer tüm samskaraların gidişiyle, aydınlanmış olursanız yeni bir yuga’ya başlayabiliriz, bu Sathya Yuga veya Altın Çağ olarak adlandırılabilir. İnsanlar değiştirilmiş bilinçliliğin yeni bir haline girecekler.

Daha önce söylediğim gibi, dünyanın rezonansının artması, dünyanın kalbinin bir dönüşümden geçtiği anlamına gelir. Dünya, sizin bir bedene sahip olmanız gibi, fiziksel bir bedene sahiptir. Ayrıca bilinçliliğe de sahiptir. Şimdi, rezonans yükselirken, dünyanın kalbi öncesinden çok farklı fonksiyon yapmaktadır. Şimdi, sizin kalbiniz ve dünyanın kalbi birbirine bağlıdır. Dünyanın kalbi sizin kalbiniz ile etkilenebilir ve sizin kalbiniz dünyanınkinden etkilenebilir. Bu nedenle, kalbinizin kalp – atışının dünyanın rezonansı ile senkronize olması önemlidir. Bu, kalbinizin çiçek açması gerektiği anlamına gelir. İlişkilerinizde sevgiyi keşfettiğiniz zaman, kalbiniz çiçek açar.

Eğer sevgiyi keşfetmişseniz, anne babanızı, eşlerinizi vs içsel olarak yargılamayı bırakmalısınız. Tüm evren direkt olarak tüm olayları, insanların davranışını bile etkilerken, hiç kimse yargılanamaz.

Öyleyse yaşamı deneyimlemeyi öğrenin. İster acı olsun ister haz, yaşam deneyimlenmelidir.

Sri Bhagavan

Çeviri: Saffet Güler

Sri Bhagavan kimdir?

Sri Bhagavan 7 Mart 1949 tarihinde Tamil Nadu şehrinin Kuzey Arcot Kasabasına bağlı Natham adındaki bir köyde dünyaya geldi. Daha bir çocukken sıra dışılığıyla tanındı, akranlarıyla oynamak yerine kendi iç dünyasını incelemeyi ve inzivaya çekilmeyi tercih etti. Daha küçük yaştayken yaşama amacının; dünyadaki büyük değişime katkıda bulunmak olduğunu söyledi.
1983 – 1990 yılları arasında Bhagavan ve ilk takipçileri Andhra Predesh’in Chitoor bölgesinde derin bir inzivaya çekildiler. Burada Jeevashram adını verdikleri ruhani bir ekol geliştirdiler. İşte bu dönemde çok sayıda insan, kendilerine Bhagavan’ın kim olduğunu gösteren kutsal mistik deneyimler yaşamaya başladılar. Bu mesajın Hindistan’a ve tüm dünyaya yayılmasını kolaylaştıran ve bu ekolu takip edenler için mesajlar devam etti. Mütevazi bir başlangıcın ardından, bugün hareket 15 milyon takipçisiyle büyüyen bir fenomen haline gelmiştir. Bu sayı günden güne artış göstermektedir.

Sri Bhagavan’dan Mesaj

İnsanlık ileriye yönelik büyük bir adımla yüz yüzedir. Bu adım, tüm zamanların en derin sosyal değişikliliğini ve yaratıcılığını yeniden yapılandırılmasını getirmektedir. Açık olarak farkında olmaksızın, bizler dünyanın ilk Altın Çağının inşasında görev alıyoruz. Yakın bir gelecekte, bizler global Altın Çağı yaratan ilk nesil olacağız.

2004 – 2012 arasındaki zaman dilimi insanlığın aydınlanma için elde ettiği en büyük fırsattır.

Yeni medeniyet kendi yeni bilinç çerçevesiyle birlikte gelecektir. Bu yeni bilinç çerçevesi vaziyeti daha yüksek bir perspektiften görebilme yeteneği anlamına gelmektedir. Bilinç dünyamız genişlemeye devam edecek ve kabile hayatına veya ulusçu hayata geri dönüş olmayacaktır. Enerjilerimiz ruhsal aydınlanma ve bütünlüğe doğru yönlendirilecektir. Dünya, baskın materyalizmden, denge ve maneviyatın hakim olduğu bir dünyaya dönüşecektir. Şu andaki mevcut dünya düzeni tüm insanlar arasında eşitliğin hüküm süreceği bir birliğe dönüşecektir.

Altın Çağ olarak adlandırabileceğimiz bu yeni medeniyetin şafak vakti, tüm yaşamlarımızın tek ve en büyük yankı uyandıran gerçeğidir. “Her şeyiyle bir/lik olmayı ifade eden bilinç durumunu” yaratmak bizim yazgımızdır.

Reklamlar

2 thoughts on “Sri Bhagavan: “2012 Yılının Önemi Nedir?”

  1. 2012 yılının sonlarına gelmişken aydınlanmamış biri olarak-küçük an’lamalar, farkındalıklar yaşamamın dışında- dünya çekirdeği durduğu esnada zihnimde ne gibi değişiklikler olacak merak ediyorum! Genel olarak herkes üzerinde bir etkisi olacak mı ya da sadece aydınlanmış, farketmiş kişilere mi etki edecek? Aydınlanmış kişi zaten aşmış olduğu için ona nasıl bir faydası olacak? Ya da aydınlanma, farketme çabasında olanlara yardımcı mı olacak? Yukardaki yazıyı okuyunca ilk aklıma bu sorular geldi. Tüm evren direkt olarak tüm olayları, insanların davranışını bile etkilerken, hiç kimse yargılanamaz diye yazıyor: hayatımız yargılanarak ve yargılayarak geçti. Nerdeyse bunun üzerine kurulmuş yaşam… kimse kimseyi olduğu gibi kabullenip sevemedi. Ve evrene göbek bağıyla bağlıyken, her türlü enerjisi bizi etkiliyorsa bizim irademiz nerde başlıyor, nerde bitiyor? Kendimi acımasızca yargılayıp yerden yere vurarak kendime haksızlık mı ettim şu zamana kadar? Yani sonuc olarak ”olayları, kişileri olduğu gibi kabul etmeliyiz” deniyor, yani direnci kırmalıyız… yani teslimiyet… uzun zamandır üzerinde düşündüğüm birşey bu, uygulama noktasında çok yetersizim. Nasıl bırakılır, nasıl vazgeçilir, nasıl teslim olunur bilmiyorum ve bunu diyen ben sorunun ta kendisi biliyorum, bu ”ben” başımın belası ama tutunacak bir tek o var elimde…

  2. Yargılama neden vardır buna değinebilirim. Farkına varamadığımız ve bizim dışımızda olan herşey yargılıdır. Ben seni anlayamam bu yüzden senin hakkında gelişigüzel düşünürüm. Yargıdır. Aydınlanmış kişi ise bütün bir evreni görebilir bilebilir. Anlaması da şart değildir. Bu yüzden öyle büyük bir kalbi vardır ki hiç bir yargıya yer kalmaz. İyi ifade edememiş olabilirim ama herşeyin başladığı yer kalptir. Kalbe doğrudan gidin aydınlanma onun merkezindedir.

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s