İNSAN ENERJİ ALANI İLE ŞİFA – Barbara Ann Brennan

İNSAN ENERJİ ALANI İLE ŞİFA

Barbara Ann Brennan

Barbara Ann Brennan insan bedeni etrafında gördüğü enerji alanlarını ciddi bir şekilde ilk kez dikkate aldığı zaman, NASA’da bir astrofizikçi olarak çalışıyordu. Vizyonunu izlemek için işinden ayrıldığından beri, Brennan enerji şifasını katı bilim alanına getiren hemen hemen tek kişidir. Onun odağı ayrıca bilimin ve spiritüalitenin artık birbirinden ayrılamayacağı bilgisini dünyamıza derin bir spritüel şekilde göstermektir. Aşağıdaki görüşme Spektrum dergisinin editörü Roger Windsor tarafından yapılmıştır.

Fiziksel bedenin psikolojik sağlığın ve psikolojik geçmişin bir tezahürdür. Birçok insan bedenin genlerimizin, fiziksel mirasımızın bir tezahürü olduğunu anlıyor, ancak bu ayrıca bizim psikolojimiz ile direkt ilişkilidir. Aile yapısı içinde büyürken ve bunlarla başa çıkarken bizim duygusal, sosyal ve çevresel konularımız fiziksel bedende kendini gösterir.

Geçmişteki çok acı veren bir şeyleri hissetmemek ve deneyimlememek için kişi aurik alanda akışı değiştirir veya bloke eder. En sonunda, bu fiziksel bedeni etkiler ve hastalık yaratır.

Kişinin çocuklukta deneyimleyebileceği genel bir travmaya örnek vermek gerekirse; karakteroloji terimleriyle, kitabımda da sıralamış olduğum travmadan kaynaklanan beş büyük karakter yapısı vardır. Her biri kendi nedenine sahiptir.

Örneğin, çok erken yaşlardaki bir çocuk, anne karnında iken bile veya doğumdan hemen sonra, bir otorite figüründen, anne baba veya başka bir şey, negatif bir saldırı deneyimlediğinde, bu çocuğun bilinçliliği “uçuş/kaçış” sendromu ile reaksiyon gösterir. Bu fiziksel bir suistimal olabilir veya bağırıp çağırma gibi tekrarlanan psikolojik bir suistimal olabilir ya da kötü bakışlar bile olabilir. Siz küçük bir çocuk iken bir yetişkin size vuruyorsa, ona karşı savunmaya geçersiniz. Bu çok korkutucu bir deneyimdir, sizden beş kat daha büyüktürler. Ani bir reaksiyon olur.

Fiziksel olarak, bu adrenalin salgılama, hızlı kalp atisi vs ile sonuçlanır. Enerjisel olarak, aurik alanın ve bilinçliliğin bir kısmının bedenden çıkıp gitmesi anlamına gelir. Kişi kendi bilinçliliği ile mevcut değildir. Tehlikeli bir deneyime karşı savunmaya çabalıyordur. Genellikle çocuk, enerjiyi travmatize olan alandan çekecektir, ancak travmaya farklı reaksiyonlar vardır. Bir tip, onu alanın dışına çeker, bir başka tip bu alanı çok büyük ve ağır yapabilir. Kişi bu alanda kilo alabilir. Bu yaşam boyunca bir model olarak sürüp gider. Reaksiyon nerede olursa olsun, en sonunda bir tür fiziksel problem ile onu sonuçlandırırsınız.

Kişi bedenini terkedecek kadar korktuğunda, aurik alanı büker (kıvırır). Bunu yaparken bilinçli olarak farkında değildir. Korku verici durumdan bilinçliliğinizi kırıp götürmeyi etkilemek için, dışarı çıkmak için aurik alanı bükersiniz ve bağlantı noktalarında insan enerji alanını kırabilirsiniz de. Çoğu zaman aurik alan bazı bağlantı yerlerinden enerji fışkırması gösterir, burasının kişiye vurulmuş olduğu yer olması gerekmez (başka bir yerde bu fışkırma ortaya çıkabilir).

Farklı tipte çocukluk travmasına bir başka örnek, anne baba çocuğa aşırı düşkün olduğunda, aşırı koruyucu olduğunda ortaya çıkar. Psikoloji dünyasında buna “istila/tecavüz” denir – kişiyi sürekli olarak psikolojik olarak istila/tecavüz etmek ve onlara kendileri için bir alan bırakmamak. Bu insanlara olan şey 3ncü çakranın üflenip çıkmasıdır (sönmesi) ve onlar burada saldırılara çok açıktır/savunmasızdır ve 3ncü çakra sürekli şekilde dışarı enerji akıttığı için çok boş hissederler. Bu insanlar aşırı yemeye eğilimlidir. Bu durumda, güvenlik için bedenin dışına çıkmak yerine yaptıkları şey kendilerini bedenlerinin içine sıkıştırmak ve bir sürü kilo almaya, saldırılara açık olmamak için bir sinir yaratmaya bağlarlar.

Sonuç kilo almaktır, tüm bununla ilgili birlikte olan fiziksel ve psikolojik problemler ile birlikte. Sindirim organlarında, olası olarak karaciğer veya pankreasta ve çoğu zaman midede problem olur.

Eğer kişi aşırı yemeyi durdurmak için kendi iradesini kullanmaya başlarsa – aşırı yemeyi bıraktıklarında doğru diyet bilgisini aldıklarını kabul edelim, bu çocukluk acısını geri getirecektir, çünkü bu savunmadır. Kilolar gitmeye başlayınca, kişi kendini daha savunmasız hissedecektir ve bu ilk yerdeki acının nedeninin ve neyin olmuş olduğunun bilinçliliğe gelmesine izin verecektir, iyileşmek için gerekli olan budur. Bu noktada, yardım alabilirler. Yardım aldıkları zaman, çakralarla nasıl çalışılacağını bilen bir şifacıya giderlerse, çakralarının tekrar düzgün şekilde işlemesini sağlayabilirler.

Çoğu zaman aşırı yeme bağımlılıkla ilişkilidir, örneğin çok fazla itina edilmiş, özen ile yetiştirilmiş bir kişi. Sorun bağımlılık olduğu için, bağımsızlığa sahip olmanın uzun süren bir mücadelesi olur, yaşamda kendi seçimlerini nasıl yapacağını öğrenerek ve kendi hayatınızı sürerek, şimdiye dek deneyimlemekte olduğunuz bağımlılığın herhangi bir türü olmadan.

Savunmacı model içsel beni anlamamak ve içsel ben vasıtası ile hareket etmemektir. O içeriye o kadar bastırılmış ki, erişilemez olmuş. İçsel ben dediğimde, tam yaratıcılığa, sevgiye ve ilahi bilgeliğe sahip olan beni anlatmak istiyorum. Çoğu insan için bu içsel bene tekrar bağlanmak çok zordur, çünkü bunu onlar için onaylayacak herhangi biri yaşamlarında hiç olmamış. Bundan dolayı, her bireyin bundan geçmesi için uzun vadeli bir öğrenim periyodu vardır.

Aklımdayken söyleyeyim, herkes bu travmalarla doludur. Eğer bedenlenmişseniz, problemleriniz vardır. Bu okul sınıfının bir parçasıdır. Yenilik yaptığım/değişiklik yaptığım, yaptığımız çalışmanın eşsizliği, zihnin, psikolojinin, bedenin, ruhun, duyguların vs. hepsinin aurik alanda algılanması ve direkt olarak üzerinde çalışılmasıdır. Bu, direkt olarak zorluğa neden olan enerji bilinçliliği üzerinde çalışabildiğimiz anlamına gelir. Aurik alanda, enerji ve bilinçlilik bölünemez.

Konuşmakta olduğumuz bağımlılık örneğinde, eğer enerji alanı durgunlaşmış ise, çok fazla karanlık enerjiyi dışarıya çekebilirsiniz ve kişiye bağımsızlık deneyimini yaşaması için yardımcı olabilirsiniz. Bedenini terkeden korku ile dolu bir kişi için, onun bir başka insan ile şimdide direkt temas halinde durması ve güvende hissetmesine yardım etmek için direkt olarak enerji alanı ile çalışabiliriz. Bu yolla, kişi deneyime ulaşır, onu kendi enerji alanında hisseder ve aurik alan olan kendi enerji bilinçliliğini nasıl ayarlayacağını öğrenir.

Şüphesiz, kişi bunu kendi kendine yapabilir, ancak, bir şifacıya giderseniz, onlar psikolojik sorunlarla çalışırken aynı zamanda direkt olarak tam çakra üzerinde çalışabilirler, o zaman sorun oldukça hızlı şekilde iyileşebilir.

Sadece kişinin aurik alanına bakarak hangi çakraların travma içinde olduğunu görebilirsiniz. Bir çakra bana bir huni veya vorteks seklinde görünür. Doğu geleneklerinde çakralar taç yaprakları veya ışığın tekerleri olarak tanımlanır, ancak Batı terminolojisinde, o bir vortekstir (girdap), çapı on beş – yirmi santimetre, daha küçük vorteksler içerir. Tüm bu vorteksler döner, etrafımızdaki enerjiden yaşam enerjisi çeker.

Her bir vorteks özel bir organ ile ilgilidir. Bir travma çakraları yırtıp açar, bazı vortekslerin organa yeterli yaşam enerjisi çekmesinde başarısız olmasına neden olur. Enerjiden yoksun kalan bu organlar iyi fonksiyon yapamaz.

Bir çakraya baktığımda, vorteksi kontrol ederim, onu aşağıya kadar takip ederim, onun bağlandığı organa bakarım ve organın doğru nabızda atıp atmadığını kontrol ederim. Eğer çakra yırtılıp açıldıysa, organ çok yavaş şekilde nabız atacaktır ve çok zayıflayacaktır. Renkler solacaktır/kararacaktır. Eğer o organa giden vorteks tıkanmış ise, organ olası olarak tıkanacak ve kararacaktır ve temizlenmeye gereksinimi olur. Kan birikmesi nedeni ile organ iyi fonksiyon yapmayacaktır.

Sorun direkt olarak yaşamda kendini gösterir. Problem nerede olursa olsun, tamamlanmama, kaos, travma – yaşam durumunuz sizi nerede tatmin etmiyorsa –  bu yolla ortaya çıkar çünkü bu tür tamamlanma yaratma yeteneğini bloke ediyorsunuz. Savunmacı kalıplarınız nedeni ile aurik alanınızda bir blok tutuyorsunuz. Yaşamınızda tam simdi olan şey ile bilinçli farkındalık getirememeniz arasında direkt bir korelasyon vardır.

Bilinçliliği getirme ve çocukluk acısını ortaya çıkarma ile ilgili konuştuğumuzda; bunun daha büyük resmi, çocukluk sorunlarını ortaya çıkarmak değildir, sizin tüm yaşamınız boyunca sahip olmuş olduğunuz tüm çözülmemiş deneyimlerinizi ortaya çıkarmaktır. Bu ayrıca yaşamınızda tam simdi sahip olduğunuz herhangi bir eksiklik/yoksunluk ile direkt ilgilidir.

Varlığımızın merkezinden yaratırız. Bu yaratma niyetimiz vasıtası ile aurik alan seviyeleri vasıtası ile bizim çekirdek özümüzden fışkırır ve hangi formda olursa olsun fiziksel dünyada tezahür eder. İlişkiler, kariyer, çocuklar, gelir vergisi, sanat çalışması, ne olursa olsun bunlardan bahsediyorum. İnsan varlıklar sürekli yaratıyor. Zorluk şu ki, bu yaratıcı enerji varlığımızın merkezinden fışkırırken ve niyete bağlı olarak (dayanarak) alanlarımıza çökerken, yüzyıllardır alanlarımızda tutmakta olduğumuz tüm bu bloklara çarpar, çünkü tüm bu enkarnasyonlara sahibiz. O enerji bu bloklara çarpar ve hasara uğrar.

Bloke olmuş enerji bilinçliliğinin herhangi akışı her şeyi bloke eder – sadece negatif duyguları değil, tüm pozitif olanları da ve tüm yaratıcı gücü de bloke eder. Böylece, burada anahtar yaşamınıza açılmaktır. Fiziksel seviyede, yaşamınıza açılmaktan ve insan gereksinimlerinizin karşılanmasından söz ediyoruz. Spritüel perspektiften, uyanmaktan söz ediyoruz. Bu çözülmemiş kalıpları temizlemek için, bunları bilinçli farkındalığa getirmemiz gerekir. Bu, gerçekte, herkesin konuşmakta olduğu aydınlanmanın uyanma süreci olarak ortaya çıkar.

Aurik alanlar terimlerinde bununla ilgili düşünürseniz, alandaki blokların hepsi gerçekte çözülmemiş yaratımlardır. Eğer insan varlığını bir yaratma jeneratörü (üreteci) olarak düşünürseniz, bu çekirdek merkezden gelir, içimizdeki İlahi, fiziksel planda yaratmak için o daha yüksek frekanslardan aşağıya fiziksel dünyaya çökmek zorundadır, alanda bloke olan herhangi bir şey gerçekte bu yaratıcı enerjidir. Bloke olmanın yolu, enerji bizim bilinçliliğimizden ayrılır/sıyrılır. En sonunda, tüm bu diğer problemlere neden olur, fiziksel, duygusal veya yaşamlarımızdaki değer problemler. Budistlerin, Hinduların ve herkesin bahsettiği spritüel uyanış süreci. Çünkü bloke olduğunda, bilinçsiz hale geliriz. Bunların hepsini bilinçli farkındalığa getirme sürecindeyiz, uyanık ve farkında oluyoruz. Bu spritüel aydınlanma sürecidir.

Benim deneyimimde, bağlılıklar gerçekte blokların hepsine bağlılıklardır ve realite ile ilgili tüm negatif inançlardır. Kendi problemlerimiz için başkalarını suçluyoruz, onları nasıl yarattığımızı görmek için kendi içimize bakmıyoruz.

Psikolojik lisan ben’in korunmasına dayalıdır ve ben’e referans olarak kullanılan lisan egodur ve bu tür sözcüklerdir. Budistler ve diğer dinsel gelenekler İlahi ile Bir olmaktan söz ederler, bu Bir olmanın farkındalığını kapsar. Benim perspektifimden, pozitif ego, iyi bir şeydir çünkü o “gerçek” olarak adlandırdığımız yaşam deneyimlerimizin tümünün panosundan seçimler yapan bilinçli farkındalığımızdır – bilinçli farkındalığımız kendimiz ve yaşamlarımız için seçimler yapmak için gerçeğimizi kullanır. Genellikle, bu seçimler büyümemiz ile ilgilidir. Büyümemiz merkezlenmemiz gereken yerdir. Bu pozitif bir şeydir.

Büyüme süreci bilinçli olarak farkında olmak ve İlahi olanda önceden var olan Bir olmanın farkında olmaktır. Genellikle insan bilinçliliğine indirgenmiş kendimizin parçası Birliğin bu deneyimini henüz bilmez, ancak bunu bilen ve her zaman buna sahip olan kendimizin daha derin bir parçası vardır. Şimdi yapmakta olduğumuz benin bilinçli olarak farkında olan kendimizin parçasını Bir olma deneyimine getirmektir. Bu bir boşluk deneyimi değildir, bu bir genişleme, evrensel ben deneyimidir, ama hala ben’in bir deneyimidir. Bir olmanın birçok görünüşü Doğu geleneklerinden gelir, Doğu’da ego ve bilinçliliğin kendisi Bati toplumunda olduğu kadar yüksek derecede yapılanmamıştır. Bunun her iki ucundan merkeze ilerleyerek daha derin bir gerçeğe gitmekte olduğumuzu düşünüyorum.

Kendini iyileştirme için en büyük şeyin her gün ilahi özünüze merkezlenmek olduğunu düşünüyorum, bunu tam bedenin merkezinde, göbeğin biraz üstünde yerleşik olan Çekirdek Yıldız olarak görüyorum. O güzel, parlak bir ışık, bireyselleşmiş İlahi olan, içimizdeki Tanrı. Onu dışarıya doğru genişletin. Tüm problemlerimiz yerine, kendimizin bu parçası ile özdeşleşmeyi daha çok öğrendikçe uyanık olmak ve önceden içimizde olan Bir olma farkındalığı için kendimizi daha çok destekleriz. Bu sadece onun farkında olmak konusudur. O ayrıca, bedeninizin ilgilendiğiniz bölümüne bu ışığı getirmek için en büyük şifa tekniklerinden biridir.

Ayrıca, yaşamınızdaki tamamlanmamış olan herhangi bir şeyin yaratıcılık enerjinizi bloke ettiğiniz yerin anahtarı olduğunu kavramak önemlidir. Problemlerinizin hepsi kendisini ifade etmeye gereksinimi olan içinizdeki yaratıcı güç ile direkt ilgilidir. Onlar geçeceğiniz yollardır ve tamamlanmanızı yaratmak için onlardan geçmek zorundasınız.

(Çeviri: Saffet Güler)

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s