YARATMA MEKANİĞİ

Bilgi Paylaşım Derneğinde Eric Alexander’in verdiği Yaratma Mekaniği konulu seminerin sorularının kendi üstbenliklerimize sorarak, aldığım cevaplarıdır.

Bize Dünya’nın 6 günde yaratıldığı söylendi. Nelerin yaratılacağına karar vermek kaç gün aldı?

Dünyanın altı günde yaratıldığı sembolik bir anlam ifade eder. O yaratıldığında zaman yoktu. Daha doğrusu şöyle izah edersem ve sen daha uzun bir cevap bekliyorsan… O fizik alemin ötesinde bir yerde ışık prensiplerine göre yaratıldı. Gün çok sembolik bir ifade biçimidir. O altı evrede yaratıldı. Önce hayvanlar ve insanlar sonra katmanlar ve kuşlar, uçan canlılar ve denizler, sular. Doğrusu bunları kategoriye ayırmak mümkün değildir. Kabaca böyle bilinebilir. Evre kelimesi olgunlaşmak olarak anlaşılabilir. Bir doğum nasıl bir dizi süreçler içeriyorsa Dünyanın yaradılışı da o uzun süreçleri içeriyordu.

Nihai olanları yaratmak için önce ne kadar deneme yapmak gerekti?

Hiç.

Biz dünyayı mükemmel bir şey olarak algılarız; gerçekten öylemidir? Daha güzellini görmediğimiz için mi böyle sanıyoruz?

Tüm evrenler güzeldir. Bazı evrenler daha güzeldir ama aralarında ayrım yoktur çünkü birin yansımasıdırlar. Birbirini tamamlarlar demek daha doğru olurdu ama eksik değillerdir sadece böyle anlamak mümkündür.

Yaratım fikri nereden çıktı? İmgeleme yoluyla yaratma fikri nereden çıktı?

Tüm insanların bir tarihi vardı. Zaman vardı. Mekan vardı. Tüm bunlar meydana çıksın diye yaratımlar yapılıyordu. İnsan zihninin anlayabileceğinin çok ötesinde bir durum bu. Var edilmiş olanı var etmek için. Bunun o zamanlar imgeleme yöntemine benzediği söylenemez. İmgeleme daha düşük boyutta varlıkların kullandığı bir sistemdir. Tanrı ya da evren siz her ne diyorsanız imgeleme yapmaz. Onun olduramayacağı şey yoktur. Boyutlar iç içe geçer ve kabaca olur. Kusursuz ve mükemmel olur. O zamandan bu zaman fark oldu mu diye soruyorsan olmadı. Çünkü sizler zaten yaratılmış olanlarsınız.

Bu yaratmanın beklenen sonucu nedir? Peki buna ulaşınca ne olacak?

Güzel soru. Neden yaratıldı deniyorsa buna bir cevabım var. Gelecek daima perdeler halinde dünyaya ulaşır bu evrende gerçekleşen şeylerin birbirine bağlantısını da içerir. Bu durumda hiç bir ayrılık olmadığı sonucuna da varılabilir. Tanrının böyle bir deneyime girişmek istemesinin sebebinin aşkı sevgiyi bolluğu yaratmak istemesi olabilir. Tanrının bilinmeye ihtiyacı yoktur. Entellektüel kafalar böyle düşünebilirler. Ama Tanrı vardır ve hep var olacaktır. Sevgi hep var olacak olmasına rağmen dağıtılmalıdır. Anlaman gereken bir şey var. Bir son yoktur. Sizler yaratılmış olanlarsınız. Bunu nasıl yazarsın bilemem. Siz yaratılmış halinizi deneyimliyorsunuz. Sonsuzsunuz. Ama ölmek fiili ile başka alemlere gidiyorsunuz. Üçüncü boyut zihniniz daima bir son ve başlangıç hali yaratıyor. Sonsuzluk sadece sonsuzluk var.

Bu yaratımın yaratıcıları istedikleri sonucu elde edince bununla ne yapacaklar?

Sonuç sevginin yansıtılmasıdır. Tanrı böyle bilinmek istiyor. Sevgi ile anılmak. Tekrar söylüyorum sevgiye ihtiyaç duyduğu için değil. Tanrı böyle istediği için. Sizin karakter dediğiniz şeye benzer ama çok ilkel kalır tabi.

Bunu deneyimleyip, yuvalarımıza döndükten sonra bu yaratımdan ne öğrenmiş olacağız?

Yeni deneyimler sizleri bekleyecek. Pek çoğunuz aşama kaydetti bile. Bazılarınız için asırlar sürecek bazıları çoktan evreni aştı gitti bile. Öğrendiğiniz şey kısaca sevgi olmalıdır. Sahte olan hiçbir şeyin içinde sevgi yoktur. Sevgi saf ve sizinle temas halindedir. Neyi dışlıyorsanız sevgisizliğinizi oraya bırakırsınız. Bu da size yeni yükler getirir. Birbirinizi sevmeyi öğrenin, öğrenmek zorundasınız.

Bu yaratım evrenin kalanıyla bağlantılı mı yoksa izole edilmiş bir durumda mıyız? Eğer izole edilmişse, her şey bağlantılı ve her şey aslında bir iken, nasıl var olabiliyor?

Burası özgür bir yaratım alanıdır. İzole derken izole olmadığınızı söylememe izin verin. Ama bazı sınırlamalar içinde bulunuyor olmanız doğaldır. Şimdi bu sınırlamalar algının açılması ile ortadan kalmaya başlıyor. Aslında sınırın, sizin yaşam denilen şeyi sınırlandırmanız ve onu harcamanız için yaratıldığını söyleyebiliriz. Sonuçta tanrı algı kapasitenizin genişlemesini istedi.

Bu yaratım Evren kadar eskimi yoksa sonradan akla gelen bir şey mi? Sonradan düşünülmüş ise neden böyle?

Tüm yaratımlar birbirine benzer şekilde izler. Bazen bazı adaptasyonlar yapılabilir. Ama genelinde var edilmemiş hiç bir şey var edilmez. Ve var edilmemiş hiç bir şey yoktur. Tanrı budur. Sınızsız yaratıcı. Ne diyorsa olur. Onun sonradan yaptığı ilaveler varsa ki bunu üst boyut varlıkları iyi bilirler, ruhun gelişimi için gereklidir. Burada toptan alınan dersler aslında hiç küçümsenmeyecek derecelerde ama yine de azdır. Yani sizlerin sonsuz bir kapasiteniz olsaydı da bu evrenin tekamülü içinde çok küçük bir ölçekte olacaktı. Burada sizlerin Tanrı varlığını yadsıdığım zannedilmesin. Her boyut ve her evren için ayrı ayrı konuşulmak durumundadır.

erdinç

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s