Bindu Visarga

Yaradılışın kaynağı olan Bindu tüm geleneksel deneyim aleminin ötesindedir. Bu, insanın önceki hayatından gelen tüm karmaların deposudur. Bu karmalar sadece vasanalar şeklinde değil, aynı zamanda anılar şeklindedir de.

Bindu sözcüğü ‘damla’ ya da ‘nokta’ anlamına gelir. Bu daha doğru olarak, kelime anlamı ‘damlanın düşmesi’ demek olan Bindu Visarga olarak adlandırılır. Bindu ayışığının olduğu gecedeki hilal ve vishuddhi çakraya damlayan nektar olan beyaz bir damla ile simgelenir. Bu her şeyin ondan tezahür ettiği ve her şeyin ona döndüğü nihai kaynaktır. Hilal, insanların duygusal, zihinsel hallerinin ve iç salgılarının düzensiz değişimleri gibi, ayın kala’larıyla (safhalarıyla) yakından ilişkilidir. Gece seması fonu aynı zamanda bindunun ötesindeki sahasraranın sonsuzluğunu da sembolize eder. Ancak sahasrara bireysellik kaldığı sürece tam olarak deneyimlenemez. Bindu Visarga satyam’a, gerçek düzleminin yedinci ya da en üst lokasına aittir ve aynı zamanda nedensel bedene ya da anandamaya kosha’ya da aittir. Bindu Visarga uyandığı zaman kozmik Om sesinin duyulduğu ve kişinin om sembolünün üstündeki bindu noktasından ve yarım aydan çıkan tüm yaradılışın kaynağını kavradığı söylenir.

Bindunun yeri başın arka tepesinde, tam olarak hindu brahminlerinin bir tutam uzun saç bıraktıkları noktadadır. Bu gelenek günümüzde izlense de esas amacı tümüyle unutulmuştur. Bu saç tutamı mümkün olduğunca sıkı bağlanırdı, bindu noktasının sürekli ve güçlü farkındalığı bu sıkılıkla hissedilirdi. Bu noktanın yeri fiziksel olarak belirlenemez. O ancak bindunun sesi ya da nadası keşfedildiği ve kaynağına kadar izlendiği zaman bulunabilir. Bu nadanın farkındalığı murcha pranayama ve vajroli mudra çalışmaları vasıtasıyla geliştirilebilir. Daha sonra bhramari pranayama ve yoni mudra gibi çalışmalarla bu nada kaynağına dek izlenebilir.

Binduda, ayın nektar olarak bilinen hayati bir sıvı ya da öz salgıladığı söylenir. Bu aşkın sıvı Bindu Visarga’dan bireyin bilincinin içine damlar. Bu çerçevede bindu bireyselliğin kozmik bilinçten çıkıp sahasraraya girdiği bir geçit ya da merkez sayılabilir.

Bu ilahi sıvının pekçok farklı ismi vardır. İngilizce’de bu tanrılara ölümsüzlük veren yemek anlamına gelen Ambrosia tanrıların nektarı’ olarak adlandırılabilir. Tantralarda bu ‘Madya’ ilahi şarap olarak zikredilir ve eğer bunun salgısı bedende uyandırılıp kontrol edilirse, kişi hayata kalmak için başka bir şeye ihtiyaç duymaz. Nektar bindudan aşağıya azar azar aktığı zaman lalanada toplanır. Bu merkez burun-yutak bölgesinin arkasında, yukarıdaki iç oyukta ve burun geçitlerinin açıldığı damağın arka kısmının gerisinde bulunan bir bez haznesi gibidir.

Ambrosia, gerçekte nektar olduğu kadar zehir olarak da işlev görebilen ikili bir doğaya sahiptir. Bu sıvı binduda üretildiği ve lalanada depolandığı zaman farklılaşmadan kalır, ne nektardır ne de zehirdir. Bindu ve vishuddhi, damakta ya da küçük dilde bulunan lalana çakradan geçerek genizin iç kısmından akan sinir ağı vasıtasıyla birbirlerine bağlanmışlardır. Vishuddhi çakra hareketsiz kaldığı sürece bu sıvı manipuranın ateşinde tüketilmek üzere engellenmeden aşağıya doğru akar, bunun sonucunda da beden hücrelerinde bozulma, çürüme ve nihayet ölme süreci başlar.

Khechari mudra uyguladığınız zaman bu nektar akışının uyarmak için dilinizi yukarıya ve arkaya bu oyuğun içine doğru uzatmaya çabalarsınız. Ambrosia lalanadan salgılanır ve arıtma ve saflaştırma merkezi olan vishuddhiye geçer. Vishuddhi uyandığı zaman bu ilahi sıvı ölümsüzlük nektarı olarak alıkonulur ve kullanılır. Bedenin yeniden teşekkülünün ve gençliğin sırrı vishuddhi çakranın uyanışında yatar.

Başlangıçta, kumbhaka (nefesin tutulması) mükemmel hale gelinceye dek gayretle pranayama uygulanır. Bu aşamada, khechari mudra uygulanır. Bu kundalini yoga sadhanasında uygulanan khecharinin basit şekli değil, dilin alt yüzeyindeki hareketi sınırlayan kıvrımın ya da dip kısmının yavaş yavaş kesildiği ve dilin yavaşça uzatılıp genize sokulduğu hatha yoga geleneğinden gelen uygulamadır. Düzgün, temiz ve keskin bir bıçak ile kıl genişliğinde dili ağzın alt kısmıyla birleştiren yumuşak zar ya da frenulum kesilir. Sonra bu kısım toz kaya tuzu ve Haritaki (sarı helile ağacı meyvası) karışımı ile ovuşturulur. Yedi gün sonra tekrar bir kıl genişliğinde kesilir. Bu yöntem her gün kademesel olarak ve maharetle uygulandığında altı ay içinde dilin köküne bağlı olan zar ayrılır. Artık dil döndürülerek üç nadinin birleştiği yani damağın tepesindeki boşluğa girmesiyle aynı zamanda gözlerin kaşların arasına sabitlenmesi sağlandığında bu Khechari Mudra ya da Vyomachakra’dır. Tüm bu çalışma iki yılın üstünde bir sürede mükemmelleştirilir.

Bu uygulamayla bindudan gelen damlalar vishuddhiye düşer ve bunun sonucunda tüm beden sistemine nüfus eder. Bu nektar damlaları, aynı anda bedenin metabolik süreçlerini durdururken, beden dokularının canlılığını ve beslenmesini de sürdürür. Beden hücrelerinin ve dokularının metabolizması bu şekilde geçici olarak kesildiği zaman, artık oksijen gerekmez ve atıklar üretilmez.

Bindunun yaradılışın kaynağı ya da tekliğin çeşitli bireysel şekiller dünyasını oluşturmak için kendini böldüğü nokta olduğu düşünülür. Bindu boyutsuz bir noktaya, boyutsuz bir merkeze delalet eder. Bu boşluk bir hiçlik hali olarak yanlış yorumlanmamalıdır. Daha ziyade saf, mutlak ve ayrımsız bilinç halidir. Bindu gizemlidir. O iki karşıtın, sonsuzluk ve sıfırın, tamlığın ve hiçliğin tarif edilemez bir odak noktasıdır.

Her nesnenin temelinde bindu vardır. Bu noktadan ya da tohumdan bir nesne, bir hayvan, bir insan ortaya çıkıp tezahür edebilir. Önceden şekilsiz olan, bu bindu vasıtasıyla şekil alır ve doğası da bu bindu tarafından belirlenir. Bindu hem bilincin vasıtası hem de sınırlanmanın vasıtasıdır.

Bindunun, insan gibi, kimi tezahür merkezleri bilince sahiptir. Ne var ki elementler, taşlar vs gibi çoğu merkez bilinçsizdir. Bilinçli ya da bilinçli olma potansiyeli sadece bu tek nesnenin yapısına ve doğasına bağlıdır ve bu da bindu tarafından kararlaştırılır.

Bilinçli olsun olmasın her nesne bindunun aracılığıyla altta yatan bilincin özüne bağlıdır. Her nesne bindunun vasıtasıyla maddi varoluşa tekamül eder ve her nesne yine bindu vasıtasıyla kaynağa geri çekilir. O insan gibi bilinçli merkezlerin sahasraranın bütünlüğünü kavrayabildiği vasıtadır.

Kaynak: Swami Satyananda Saraswati

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s