NE BİR GÜNAH OLARAK NİTELENDİRİLEBİLİR?

Sadhguru: Günaha bir tanım verebilir misiniz? Günah nedir?

Konuk: Hayvan öldürmek.

Sadhguru: Pardon?

Konuk: Hayvan öldürmek. Hayvan öldürmek günah mıdır?

Sadhguru: Hayvan öldürmek, peki öyleyse. Öldürmeden burada bulunabilir misiniz? Her nefes alışınızda ve nefes verişinizde milyonlarca yaratığı öldürüyorsunuz, öyle değil mi? Evet ya da hayır? Her nefesinizde günaha katkıda bulunuyorsunuz. Nefesinizi tutarsanız birini öldüreceksiniz; yine günaha katkıda bulundunuz. Öyle değil mi? Eğer yerseniz… Bir bitki ya da sebze ya da bir meyve ya da kuş ya da hayvan yerseniz de bir şey öldürürsünüz, değil mi? Evet ya da hayır? Bitkiler canlı şeyler değil midir? Değiller mi? Bu günahı işlemiyor musunuz? Bu günahı işlememenin bir yolu yok mu? Hangi yolla yaşasanız bu günaha iştirak edersiniz. Şimdi, sadece basit bir nefes eylem bile günaha dönüşüyor. Sadece basit bir yeme eylemi bile günaha dönüşüyor. Sonra suçluluk ile kendinize işkence edeceksiniz. Bu kesinlikle günah; bu hayatta işkence görmek de günah, değil mi? Eğer başka bir hayatı öldürürseniz günah, bu hayatta işkence görmek değil mi? Evet? Değil mi? Yani yine günah olacak. Sonra tapınağa, kiliseye ya da camiye gitmeyi iş benimseyeceksiniz çünkü daima suçlu hissedeceksiniz. Harika bir hile, değil mi? Ebedi gidişi garantilemek için harika bir yöntem değil mi? Size bir fıkra anlatabilir miyim? Hazır mısın?

Konuk: Evet.

Sadhguru: Önceki yaşamında Shankaran Pillai iyi bir adamdı. Kısa bir hastalıktan sonra öldü. Doğal olarak iyi bir adam olduğundan cennete gitti. Cennete gittiğinde, melekler, resepsiyon komitesi onu karşıladı ve onun hesap kitabını açtılar. ‘Sevap, sevap, sevap, sevap, sevap, sevap, sevap, sevap.’ Sadece baştan sona sevaplar vardı. Sonra melekler küçük bir karışıklık yaşadılar ve sonra Shankaran Pillai’ye gelip dediler ki, ‘Bay Pillai, küçük bir problemimiz var burada.’ Shankaran Pillai sordu, ‘Problem nedir?’ Melek şöyle dedi, ‘Bakın, cennette bizim farklı konaklama tiplerimiz vardır. Bir günah en yüksek cennet, deniz önü manzaralı. İki günah, cennetin sonraki seviyesi. Üç günah, cennetin sonraki seviyesi. Bunun gibi cennette birçok seviyelerimiz var. Ama hiç kötü eylem yoksa buna göre yerimiz de yok. Şimdiye kadar tek bir kötü eylemi olmayan kimseyi almadık. Siz ilk kişisiniz, gerçekten sizinle ne yapacağımızı bilemiyoruz.’ Shankaran Pillai, ‘Ne saçmalık! Dünyada iyi bir adamdım; kimse benimle hiçbir yere gelmek istemedi ve kimse cennete gideceğimin umuduyla yaşadığımın ne anlamı olduğunu bilmedi. Benim sevaplarım burada da sorun oldu.’ Biri iyiyse kimse onun çevresinde olmak istemez, değil mi? Hayat olmaz çünkü. Melekler tartışma moduna girdiler sonra gelip dediler ki, ‘Üzülmeyin Bay Pillai, bir çözüm bulduk. Neyse ki vücudunuz hala bozulmamış. Size üç saat daha fazla hayat vereceğiz; geri dönün, hemen bir günaha girin. Sizi en yüksek cennete koyacağız, kaybınız yok.’ Shankaran Pillai, ‘Ne saçmalık! Sevaplarım orada da problem, burada da problem.’

Bay Pillai canlandı. Kalktı, bir günaha nasıl girebileceğini düşünmeye başladı. Bir buçuk saat geçti. Bakın, sizin gibi tecrübe etmemişti. Asla bir günaha girmemişti, bilmiyordu. Yani nasıl günaha gireceği üzerinde düşündü. Bir saat ve bir yarım saat geçti. Sonra hatırladı, onu gözüne kestirmiş komşuluk yaptığı bir kadın vardı. Bakışları ile onu davet ediyordu ama iyi bir adam olduğundan asla ona bu gözle bakmıyordu. Şimdi adam hatırlıyordu zina kötü bir eylemdi. Adam gitti. Kapıyı çaldı ve kadını evinde buldu. Kadın kapıyı açınca Shankaran Pillai, ‘Seni istiyorum.’ dedi. ‘Niçin Bay Pillai, daha geçen akşam sizin ölüm döşeğinde olduğunuzu söylediler. Bu da nedir?’ ‘Önemi yok, seni istiyorum’ dedi Pillai. Böylece Pillai içeri girdi ve kadınla birlikte oldu. Zaman doluyor ve acele ediyordu. Orada ölmek istemiyordu. Eve gitmek ve orada ölmek istiyordu. Kadın geldi ve onu kapıda yakaladı, Bay Pillai, ‘Biliyor musunuz, bugün benim için ne iyi bir şey yaptınız’ dedi. ‘Bir iyi eylem daha!’

Çok iyi insanlar ne burada ne de orada yapamazlar çünkü iyiliğiniz insanlığınızdan ifade bulmaz. İyiliğiniz sizin ahlakınızın dışından gelir. Ahlakın anlamı bastırılmış iyilik, kontrol edilmiş iyiliktir. Sevginiz sebebiyle değil, insanlığınız sebebiyle değil iyiliğiniz basitçe ahlakınız dışından gelir. Ahlak çok fazla hesaplama anlamına gelir, değil mi? Evet? Bastırma. Eğer insanlığınızı akışına bırakırsanız, birine zarar verecek hiçbir şey yapamayacaksınız. Ama bazen bir şey yapmamız gerekir, seçimimiz yoktur. Evet? Yani soru papam, punyam (günah ve erdem) ile ilgili değil. Eğer hayat ile uyumlu iseniz yaptığınız tamamdır. Hayatla uyumlu değilseniz; hesaplarınız varsa, öyle ise yaptığınız her ne ise günahtır.

Siz ahlakisiniz ve büyük bir günah işleseniz de tüm iyi şeylerden her ne yaparsanız yapın yaşamı bastırıyorsunuz. Yaptığınız muhteşem her ne ise insanlığınızın dışındadır. Yani ruhsallık ile ahlaklılık arasındaki fark sadece budur. Kendinizin parçası olarak tüm insanların deneyimlediklerini görün, size ahlak öğretmeli miyim? Bu kişiyi incitme, bu kişiyi öldürme; bu kişiyi incitme. Ahlaka ihtiyacınız var mı? Hayır. Çünkü sahibi olduğunuz, tek, asıl kendi doğanızı deneyimlemiyorsunuz, ahlak önemli hale geldiğinden tüm hayatınızı doğal yoldan deneyimleyemediğinizden kendinizi sapmış biliyorsunuz, değil mi? Eğer kendinizi hayata açarsanız göreceksiniz ki hayatla mükemmel bir uyumluluk olacaktır, hayatla uyumlu olduğunuzda da orada günah yoktur, erdem yoktur; her şey sizinle tamamdır.

‘What qualifies as a Sin? Sadhguru’ başlıklı Youtube videosundan çevrilmiştir.
https://www.youtube.com/watch?v=GgHmHtOYBIE

Çeviren: Erdinç Gürsözer

Reklamlar

One thought on “NE BİR GÜNAH OLARAK NİTELENDİRİLEBİLİR?

  1. yaziniza tamamen katılıyorum.çünki niyetinizin ne olduğunu hissetmek oluyor. ama kaçırdırığınız nokta şu ki, aşık adamlar akılları ile yaşayamaz o yüzden kalbinin sürüklediği günahsızlığın peşinden sürüklenip dururlar..akıl ve irade insana aşkından vazgeçebilmesi ve vazgeçe bilmemesi için verilmiş. kendi çapında kendini kontrol etmeye çalışan her bir insan da bunun sorumluluğunu taşır.unutmayın ki, gerçek bilgiler güc vermez.sadece gücünü nasıl kontrol edebileceyini öğretir…işin özünde ise verdiği hiss korkudur.çünki tüm bilgeler daha büyük bir bilgeliğin bir parçası olduğunu bilir ve ona karşı durmaktan çok korkar.diğer her şey ise o aşamaya erişe bilmek için bir araçtır zaten..bizler elif gibi ola bilme çabasındayız sadece.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s