SÜPER BEYİN – Dr. Deepak Chopra, Prof. Rudolph E.Tanzi

Dr.Deepak Chopra ve Prof.Rudolph Tanzi

Dr.Deepak Chopra ve Prof.Rudolph Tanzi

GÜCÜNÜZÜ BULMAK

Eğer herkesin gerçeği yaratma gücü varsa neden sayısız insan memnuniyetsizlik içinde yaşıyor?

Gerçeği yaratmanın sizi istediğiniz bir gerçekliğe götürmesi gerekirdi, Kendinizi içinde bulduğunuz bir gerçekliğe değil. Ama bu, siz gücünüzü elde etmedikçe olamaz. Diğer her şey gibi kişisel güç de beyinden geçer. Güçlü bir kişi, birçok özelliğin bileşimidir ve bunların her biri beynin içinde geliştirilir:

KİŞİSEL GÜÇTE NELER BULUNUR?

  • Özgüven
  • Doğru karar verme becerisi
  • İçindeki sese güvenme
  • İyimser bakış açısı
  • Başkaları üzerinde etki
  • Yüksek özsaygı
  • Arzuları eylemlere dönüştürme becerisi
  • Engelleri aşma becerisi

Bir insan, bir durumu değiştirme konusunda kendini ne zaman güçsüz hissederse -durum ne olursa olsun- bu unsurlardan biri ya da daha fazlası eksiktir. Güçlü insanların fazladan özgüven ve karizmayla doğduklarını düşünebilirsiniz. Ama güçlü CEO’ların çoğu, durumları başarmak istedikleri amaçlar doğrultusunda şekillendirmenin sırrını öğrenmiş olan organize, sessiz kişilerdir. Onlar da işe diğerlerininkinden pek de farklı olmayan noktalarda başladılar. Öyleyse fark, geribildirimle alakalı olmalı. Bütün küçük başarıları içselleştirdiler ve sıradaki fırsatı sağlamlaştırdılar. Deneyimi özümseyerek ve çıtayı daha yükseğe iterek beyni eğittiler.

Öte yandan kendilerini güçsüz hisseden kişiler, negatif deneyimleri özümseyerek kendilerini eğittiler. Beyne gelince, süreç aynıdır. Nöronlar, başarı veya başarısızlık mesajları konusunda tarafsızdır. İdeal bir dünyada bu bölümün başlığı “kendini daha güçlü hissetmenin beş yolu” olmalıydı. Ama görünen o ki birçok kişi kendisini güçsüz hissediyor ve kişisel gücü tüketen sosyal eğilimler sadece daha da güçleniyor. İster ekonomik durgunluk, ister kontrolcü bir eş, ister rutin işlerin anonimliği nedeniyle mücadele ediyor olun, gücünüzü bulmanın hayati önemi vardır. Özellikle de dünyanın bilgece gelenekleri sonsuz gücün her bireyin içinde saklı olduğunu tekrarlarken…

Sistematik olmak ve bazı temel hataları temizlemek isteriz. Kişisel güçten bahsetmeden önce bunun ne olduğunu açıklayalım. Bu, kendi bildiğini okumak için bir silah gibi kullandığınız bir güç değildir. Kendinizle ilgili beğenmediklerinizi ortadan kaldırmak ve dünyanın hayran kalması için mükemmel bir ideale ulaşmak değildir. Para, statü, mal, mülk veya bunların yerini tutacak herhangi bir diğer maddi unsur değildir. Lüks içinde yaşayan ama kendilerini sıradan insanlardan daha güçsüz hisseden mirasçılar vardır. Bu insanlar böyledir çünkü güçle ilgili meseleler tamamen kendinizle ilişki kurduğunuz yerde, yani “içeridedir”.

Artık kişisel gücün ne olmadığını bildiğimize göre gerçek gücü getiren beş adımı listeleyebiliriz:

  1. Gücünüzden vermeyi bırakın
  2. Kurban olmak neden “iyidir”, düşünün
  3. Olgun bir kişilik geliştirin
  4. Kendinizi evrimin akışına veya kişisel gelişime uygun hale getirin
  5. Günlük gerçeğin ötesine geçen üstün bir güce güvenin

Bütün bu noktaların hepsi, bunları bir araya getiren tek bir başlıkta toplanabilir: Etrafınızda gördüğünüz gerçeklik, içinize doğru, etrafınızdan ve içinizden geçerek akan görünmez akımlarla inşa edildi.

“İçeride” vücudunuzun yaratıcılığı ve zekası tarafından, onun doğuştan gelen bilgeliğiyle destekleniyorsunuz. “Dışarıda” evreni devam ettiren evrimsel güç tarafından destekleniyorsunuz. Özel bir kürenin içinde tek başına ve güçsüz bir şekilde oturan biri olarak bu güçlerle bağlantınızın kopmuş olduğuna inanmak, günlük hayatta kendinizi güçsüz hissetmenize neden olan temel hatadır.

Kişisel gücün kaynağıyla bağlantı kurmak için her aşamaya bakalım:

1. GÜCÜNÜZDEN VERMEYİ BIRAKIN

Güçsüz olmak, kapınızı kırıp evinizi yakan barbar ordular gibi tek bir etkili darbeyle gerçekleşen bir şey değildir. Bu bir süreçtir ve birçok kişi için bu süreç o kadar kademeli bir şekilde gerçekleşir ki bunu fark etmezler bile. Aslında güçlerinden aşama aşama vazgeçmekten fazlasıyla mutludurlar. Neden? Çünkü güçsüz olmak popüler, kabul gören ve korunan biri olmanın kolay yoluymuş gibi görünür.

  • Uyum sağlamak için başkalarını memnun edecek şekilde davrandığınızda gücünüzden vazgeçmiş oluyorsunuz.
  • Veya toplumun fikirlerinin peşinden gittiğinizde…
  • Ya da başkalarının sizden daha önemli olduğunu düşündüğünüzde…
  • Ya da sizden daha güçlü görünen birinin sizin sorumluluğunuzu üstlenmesine izin verdiğinizde…
  • Ya da birine gareziniz olduğunda…

Bütün bu eylemler psikolojik seviyede olur ve görünmezdir. Eğer bir kadın farkına varmadan gücünden vazgeçerse geri planda mütevazı bir şekilde oturmak, kabul görmüş fikirleri benimsemek, çocukları için yaşamak ve huzuru korumak adına kontrolcü bir eşin ona saygısız davranmasına izin vermek ona doğru ve uygun gelecektir. Öte yandan böyle küçük ya da büyük fedakarlıklar onun kendisine verdiği değeri azaltacaktır ve kendisine verdiği değer azalınca kadın, beklentilerini de düşürerek beyninin yapabileceklerini azaltacaktır.

Bütün gizli güç, kişinin kendi gücüdür. Kendinizi verdiğiniz değeri düşürürseniz onun yerini bir dizi taviz, yapmacık hareketler, alışkanlıklar ve şartlanma alacaktır. Beyniniz hayatın heyecan verici zorlukları karşısında pes etmek üzere eğitilir ve böyle zorluklar olmayınca gerçekliği yaratmak rutin bir iş haline gelir. Düşük özgüven, başarılı olmak için size sürekli gönderilen sinyalleri engelleyen bir filtre görevi görmektedir.

Kurtulmak için yapılması gerekenler: Gücünüzden vermeyi bırakmak için razı olma dürtüsüne direnin. Hakkınızı savunmayı öğrenin. Yapmaktan nefret ettiğiniz küçük işleri ertelemeyi bırakın. Her gün kendinize küçük bir başarı için şans verin. Başarılarınızı fark edin. Bırakın, hedefe ulaşmanın mutluluğunu yaşadığınız anlar olarak kaydedilsinler. Kendini inkar etmeyi erdemle bir tutmayı bırakın. Başkaları daha fazla elde etsin diye daha az elde etmek, tatmin eksikliği için bir gerekçedir. Garez duymayı ve sürüp giden öfkeye enerji sarf etmeyi bırakın. Bir daha bir tehdit hissettiğiniz anlarda bunu nasıl bir fırsata çevirebileceğinizi kendinize sorun.

2. KURBAN OLMAK NEDEN “İYİDİR” DÜŞÜNÜN

Kendinize verdiğiniz değerden vazgeçmeye başladığınızda bu, kurban olmaya doğru sadece küçük bir adımdır. Kurban olmayı “fedakarlık içeren acı” olarak tanımlarız. Gerçekten önemli olmadığınızı söyleyerek katlandığınız acıyı bir erdem sayabilirsiniz, tıpkı bütün çilekeşlerin yaptığı gibi. Üstün bir spiritüel amaca hizmet ettiğinizde çilekeş olmak iyidir -en azından bazı dindar insanlar buna inanır- ama ya üstün bir amaç yoksa? Çoğu kurban kendini değersiz amaçların adak taşında kurban eder.

İhtiyacınız Olmayan “İyi Amaçlarla” Acı Çekmek

  • Başkalarının suçunu üzerinize almak
  • Fiziksel veya zihinsel saldırıyı örtbas etmek
  • Toplum içinde başkalarının sizi küçümsemesine izin vermek
  • Çocuklarınızın size saygısızlık etmesine izin vermek
  • Doğru olduğunu düşündüğünüz şeyi açıkça dile getirmemek
  • Seviyormuş gibi yapmak
  • Nefret ettiğiniz bir işte çalışmak

Bu sebepsiz acı çekme türlerinden birine bile izin vermek sizi genel olarak kötü şeylere çok daha dayanıksız hale getirir. Ne de olsa kurbanlaşma, beyinde alışkanlık haline gelir gelmez karşılıklarınızı sınırlar. Her durumda sorunun asıl yükünü üzerinize almak için seçildiğinize bilinçsizce karar verirsiniz.

Kurbanlar daima kötü durumları için “iyi” sebepler bulurlar. Eğer saldırgan bir eşi affederlerse affetmek spiritüel bir şeydir, değil mi? Eğer bir bağımlıya imkan sağlarsa tolerans ve başkalarını kabul etmek de aynı şekilde spiritüeldir. Kurban rolünü oynamaya  istekli olan herkesin gücünü tüketmek için yeterince saldırgan, bağımlı, öfkeli, kontrol tutkunu ve zorba insan vardır.

Kurtulmak için yapılması gerekenler: Öncelikle rolünüzü isteğe bağlı olduğunun farkına varın. Talihin, kaderine veya Tanrı’nın isteğinin tuzağına düşmediniz. “İyi amaçla” acı çekmenin kutsal olduğuna dair bütün bu zihniyet, azizler için doğru olabilir ama günlük hayatta bir kurban olarak kalmak kötü bir seçimdir. Seçimlerinizi değiştirin. Sizi kurban eden kişi olarak kimi işe aldığınızı görün ve onları kovmak için adımlar atın. Ertelemeyin ve mantıklı bir gerekçe bulmaya çalışmayın. Eğer kendinizi saldırıya uğramış, acı içinde, küçük düşmüş veya herhangi bir şekilde yenilgiye uğramış hissediyorsanız gerçekle yüzleşin ve mümkün olduğunca çabuk kurtulun.

3. OLGUN BİR KİŞİLİK GELİŞTİRİN

İnsanlar otomatik olarak olgunlaşmayan tek varlıklardır. Dünya, yaşları kaç olursa olsun çocuklukta ve ergenlikte sıkışıp kalmış insanlarla doludur. Olgunlaşmak bir seçimdir, yetişkinliğe erişmek bir başarıdır. Olgun bir yetişkin olma projesi dışında kişisel güç -ve mutluluk- için belirleyici olan başka proje yoktur.

Projenin tamamı onlarca yıl sürer ama yol boyunca her yön tabelası ve dönüm noktasını geçişinizde tatmin artar. Pişmanlık dolu, hedeflerine ulaşmamış ve depresif bir şekilde yaşlanmış kişiler ile geçmişe memnuniyet ve içsel tatminle bakan yaşlılar arasında bariz bir fark vardır. Olgunlaşma süreci bir amaç vizyonuyla başlar. Bize göre amaç, “öz benlik” ifadesiyle cisimleşmiştir. Öz benlik, gerçeğinizi şekillendiren ve sizi kişisel olarak yarattığınız deneyimlerin merkezine yerleştiren parçanızdır.

Bir Öz Benliğe Sahip Olmak Nasıl Bir Duygudur

  • Gerçek olduğunuzu bilirsiniz
  • Başkalarının kontrolü altındaymış gibi hissetmezsiniz
  • Onay görmek için yaşamazsınız, onaylanmamak sizi yıkmaz
  • Uğrunda çalışacak uzun vadeli amaçlarınız vardır
  • Kendi itibar ve değer duygunuz için zor durumlarla başa çıkarsınız
  • Saygı gösterir ve saygı görürsünüz
  • Kendi duygusal hayatınızı anlarsınız. Başkalarının duyguları size hükmetmez
  • Dünyada kendinizi güvende hissedersiniz ve ait olduğunuz yeri seversiniz
  • Hayat belirli bir bilgelik getirmiştir

Bir öz benliğe sahip olmak, kendi hikayenizin yazarı olmak demektir ve bu, başkalarının yazdığı hayatı yaşamak zorunda kalan bir kurban olmanın tam tersidir. Amaçlar belirlediğiniz için öz benliğiniz önünüzde ilerler. Ona bugün ulaşmayı umamazsınız; bu, bir anaokulu çocuğunun bir üniversite öğrencisi olmaya ulaşması gibi olur. “Olgun benlik” yerine “öz benlik” tabirini kullanmamızın sebebi, olgunluğun kötü bir ününün olmasıdır; hayatı sıkıcı ve sabit olan birini tanımlar gibidir. Gerçekte yıllar geçtikçe size ilham veren bir vizyonu takip ederseniz hayat yolunuz çok daha heyecan verici hale gelir. Vizyonlar, hedefi başarmanın mutluluğu için fırsatı yaratır. Böylece öz benlik, geleceğinizin içinden yükseldiği muazzam gücün kaynağı haline gelir.

Kurtulmak için yapılması gerekenler: Öncelikle yüzeysel aktivitelere olan bağlılığınızı sonlandırın ve tamamen özgün, olgun biri olma yönündeki derin projeye bağlı olun. Oturun ve kişisel vizyonunuzu yazın. Sizi hedefi başarmış olmanın mutluluğuna götüren, aklınıza gelebilecek en üstün amaçlara göz dikin. Aynı vizyonu paylaşan ve başarıya ulaşan kişileri arayın. Nereye gittiğinizi bildiğinizde yol da kendi içsel rehberliğiyle açılır. Bunun olmasına izin verin; gelişen potansiyelinizin gün geçtikçe güçlenmeye ihtiyacı var.

4. KENDİNİZİ EVRİMİN AKIŞINA VEYA KİŞİSEL GELİŞİME UYGUN HALE GETİRİN

Evrimleşen beyin hakkındaki bu bölüm, gelecekteki evrimin bir tercih olduğuna dikkat çekiyor. Beyniniz Darwin evrimine bağlı değil. Hayatta kalmanız tehlikede değildir ama hedefinizi başarmanızın mutluluğu öyledir. Otomatik olarak büyümeyi seçmek, bilinmeyene atılmak demektir. Yoldaki rehberlik başlarda değişken olur. Ama evrim olmasaydı gidilecek bir yol olmaz, sadece amaçsızca dolaşılırdı.

Evrim kozmik bir güçtür. Bu bütün yaratıcılığın ve zekanın kaynağıdır. Sahip olduğunuz her iyi fikir, her içgörü veya “İşte bu!” anı, evrimin hayata perde arkasından rehberlik ederek görünmez bir şekilde işlediğini ispat ediyor.

Evrenin herkesin evrimini desteklediğine derinden inanıyoruz ama siz de kendi gelişiminize rehberlik edebilirsiniz. Arzu anahtardır. Kendimiz için hepimiz daha fazlasını ve daha iyi şeyleri arzu ederiz. Eğer bu daha fazlası ve daha iyi şeyler gelişiminiz için iyiyse kendi evriminize rehberlik etmiş olursunuz. Eğer arzu ettiğiniz şey başkalarının da işine yarayacaksa başarılı olma ihtimali daha da yüksektir.

Bir Arzuyu Evrimsel Yapan Nedir?

  • Geçmişi tekrarlamaz, taze ve yeniymiş gibi gelir
  • Sadece size değil, daha fazla kişiye faydalı olur
  • Bir memnuniyet ışıltısı getirir
  • Derin bir isteği yerine getirir
  • Bundan pişmanlık duymazsınız
  • Kolayca ve doğal olarak gelişir
  • Kendinizle veya dış güçlerle savaşmazsınız
  • Bunu yerine getirmek kendinize olduğu kadar başkalarına da hizmet edecektir
  • Daha büyük bir eylem alanı açar
  • Hedefi başarmanın mutluluğu arttıkça farkındalığınız da artar

Eğer tek düşündüğünüz o anda neyin iyi neyin kötü hissettirdiğiyse arzu güvenilmez bir rehberdir. Daha geniş bir referans çerçevesine ihtiyacımız vardır. Hindistan kültürü “Dharma” ve “Adharma” arasında bir ayırım yapar. Dharma, hayatı doğal olarak destekleyen her şeyi içerir: mutluluk, gerçeklik, sorumluluk, erdem, merak, tapınma, saygı, takdir, şiddetten kaçınma, sevgi, özsaygı. Birey için evrimin akışı bütün bu nitelikleri destekler ama öncelikle bunları seçmeniz gerekir.

Öte yandan kötü tercihler vardır. Hayatı doğal olarak desteklemeyen Adharma: öfke, şiddet, korku, kontrol, dogmacılık, katı şüphecilik, erdemsiz davranışlar ve genel olarak bilinçsizlik. “Dharma” insanı aydınlanmaya ve özgürlüğe götürür, “Adharma” ise daha büyük acılara ve esarete.

Kurtulmak için yapılması gerekenler: Dharma yolunu izleyin. Dharma en büyük güçtür çünkü eğer evrim bütün yaratılanları destekliyorsa sizi de tek bir birey olarak kolayca destekler. Günlük hayatınıza ve yaptığınız seçimlere dürüstçe bakın. Dharma seçimlerini nasıl artırıp Adharma seçimlerini nasıl azaltabileceğinizi kendinize sorun. Evrimleşmeye inancınızın peşinden adım adım gidin.

5. GÜNLÜK GERÇEĞİN ÖTESİNE GEÇEN ÜSTÜN BİR GÜCE GÜVENİN

Gerçeğe dair üstün bir vizyon olmadan şimdiye kadar tarif ettiğimiz hiçbir şey gerçekleşmeyecektir.  Sizi güçsüz durumda tutan şey her neyse, eğer oraya saplanıp kalırsanız gücünüzü yeniden kazanamayacaksınız.

Neyse ki acının ötesine geçme gücü daima var olmuştur ve bu size doğuştan gelen bir haktır. Bir parçacık bilince bile sahip olmak evrimi, yaratıcılığı ve zekayı destekleyen sonsuz bilince bağlı olmak demektir. Bunlar kazara veya sadece birkaç kişiye verilmiş ayrıcalıklar değildir. Üstün bir gerçekle bağlantı kurmayı ne zaman isterseniz kurarsınız.

Üstün Bir Gerçeğin İşaretleri

  • Size göz kulak olunduğunu, korunduğunuzu hissedersiniz
  • Sevildiğinizi hissedersiniz
  • Size bağışlandığınızı hissettiren nimetleri hayatınızda görürsünüz
  • Hayatta olduğunuz için minnettarlık duyarsınız
  • Doğa, içinizi hayret ve saygıyla doldurur
  • Hoş bir ışığı görmek veya hissetmekle ilgili bir deneyiminiz olmuştur
  • İlahi bir varlık size bizzat dokunmuştur
  • Saf kendinden geçme anları deneyimlemişsinizdir
  • Mucizeler size mümkün gelir
  • Hayatta üstün bir amaç hissedersiniz. Hiçbir şey tesadüf gerçekleşmiş değildir

Üstün bir gerçek ne kadar yakındır? Bir benzetme yapmak gerekirse, bir ağa yakalandığınızı hayal edin. Bütün ağların delikleri vardır, bir delik bulun ve oradan geçin.  Üstün bir gerçek orada sizi bekliyor olacak. Gerçeğe dair olan, “Kapana kısıldım ve hiçbir şey yapamıyorum” fikrinden, “Düşündüğümden daha değerli olmalıyım, şu yarattığım güzel şeye bir bakın” fikrine dönüştürün.

 Kurtulmak için yapılması gerekenler: Kaçış yolları bilincin her yerinde bulunur. Yapmanız gereken tek şey, farkındalığınızın içine gizlenmiş olan potansiyelin farkında olmak ve bunu kavramaktır. Hayatta gerçekleştirmek için büyük bir istek duyduğunuz ama hiç gerçekleştirmediğiniz olasılıklar nelerdir? Bunlar yeniden ele almanız gereken seçimlerdir. Derinden sevdiğiniz bir şeyin peşinden giderseniz üstün bir gerçek, sizinle yeniden bağlantı kuracaktır. Bu yeni bağlantı “içeride” neşe, merak ve geleceğe karşı duyulan şiddetli bir arzu olarak kaydedilir. “Dışarıda” ise en az umduğunuz zamanda sizi destekleyen, sürekli gelişen imkanlar olarak kaydedilir.

Tartıştığımız her şey sonunda bir tür kaçış yoludur ve bütün kaçış yolları öz benliğe, gerçeği yaratmak için doğan kişiye çıkar. Bu kişi bireysel güce aldırış etmez. Gerçekten önemli olan bireyin çok ötesine geçer: Bu, yaratmanın mutluluğudur, doğanın güzelliğidir, kalbin sevgi ve şefkat nitelikleridir, zihnin yeni şeyler keşfetme gücüdür ve Tanrı’nın varlığına işaret eden beklenmedik tezahürlerdir. Bu evrensel durumlar sizin gücünüzün gerçek kaynağıdır. Onlar sizsiniz ve siz hepsisiniz.

 Free Happy Woman Enjoying Nature. Beauty Girl OutdoorMUTLULUĞUN BULUNDUĞU YER

Eğer gerçeği yaratabiliyorsanız ideal bir gerçeklik nasıl görünür? Öncelikle kişisel görünür. Beyin kendini sürekli yenilediğine göre eşsiz bir birey olarak sizin hayattan istediğiniz şeye uygun hale gelir. Mutluluk mu? Bunun listede üst sırada yer alacağını düşünebilirsiniz. Ama görünen o ki mutluluk arzusu büyük bir zayıflığı ortaya çıkarır. Her ne kadar gerçeği yaratanlar olarak tasarlanmış olsak da birçok kişi kendi kişisel gerçekliğini mutluluk verici bir gerçeklik haline getirme konusunda özellikle yetenekli değildir.

Yakın bir geçmişte pozitif psikoloji adı verilen yeni bir uzmanlığın yükselişiyle mutluluk yakından incelenmiştir. Bulgular karışıktır. İnsanlardan onları neyin mutlu edeceğini söylemeleri istendiğinde çok açık gibi görünen şeyleri listelediler; para, evlilik ve çocuklar. Ama ayrıntılar bunu desteklemiyor. Küçük çocukların bakımını üstlenmek genç anneler için aslında büyük bir stres kaynağıdır. Evliliklerin yarısı boşanmayla sonuçlanmaktadır. Paraysa ancak hayattaki maddi şeyleri güvenceye alacak noktaya gelirse mutluluğu satın alır. Fakirlik elbette bir mutsuzluk kaynağıdır ama para da öyledir. İnsanlar temel ihtiyaçlarını karşılamaya yetecek kadar paraya sahip olduktan sonra daha fazla para kazanmak onları daha mutlu hale getirmez. Hatta eklenen sorumluluk, ayrıca parayı kaybetme korkusu çoğu zaman tam tersi etkide bulunur.

Şaşırtıcı bir şekilde genel tablo, insanların istedikleri şeyleri elde ettiklerinde düşündükleri kadar mutlu olmadıklarını göstermektedir. Mesleğinizin doruğuna çıkmak, sporda madalyon kazanmak veya bir milyon dolar kazanmak gelecekteki bir amaç olarak harika görünür ama böyle amaçlara ulaşan kişiler hayalin başarıdan daha iyi olduğunu söylerler. Rekabet bitmeyen bir sürece dönebilir ve ödüller zamanla azalır (Ünlü tenis şampiyonları onları motive eden şeyin kazanma sevincinden ziyade kaybetme korkusu ve hayal kırıklığı olduğunu söylerler). Zengin olma ve hayatlarının geri kalanında çalışmak zorunda olmama hayali kuran kişilere ne demeli? Bu hayali gerçekleştiren, şans oyunlarında para kazanan kişiler üzerine yapılan bir araştırmaya göre çoğunluk, kazanmanın hayatlarını daha kötü bir hale getirdiğini söylemiştir. Bazıları parayı elinde tutamamış ve kaybetmiş, bazılarının ilişkileri bozulmuş, bazılarıysa kumar oynamak ve riskli yatırımlar yapmak gibi tedbirsizce davranışlar sergilemiştir. Hepsinin de başına onlardan sürekli yardım isteyen yabancılar ve akrabalar üşüşmüştür.

Eğer insanlar nasıl mutlu olacağını öngörmekte bu kadar kötüyse ne yapabiliriz?

Psikoloji de şimdiki eğilim, mutluluğun asla kalıcı olamayacağını savunuyor. Anketlerin belirlediğine göre Amerikalıların % 80’i  -çoğu zaman daha fazlası- mutlu olduklarını söylüyor. Ama bireysel olarak incelendiğinde araştırmacılar, insanların deneyimlediği şeyin sadece anlık mutluluklar, geçici iyi hissetme halleri olduğunu buldular. Dolayısıyla birçok psikolog, mutluluğu ona nasıl ulaşacağımızı bilmeden tesadüfen bulduğumuzu iddia ediyor.

Ama biz bu görüşe pek katılmıyoruz. Sorunun gerçeği yaratmakla ilgili olduğunu hissediyoruz. Kişisel gerçekliğinizi yaratma konusunda daha yetenekli olursanız kalıcı mutluluk da peşinden gelecektir.

Katılıcı Mutluluğa İlerlemek

 Yapın

  • Kendinizi adayın. Başkalarıyla ilgilenin ve onları sevin
  • Sevdiğiniz işte çalışın
  • Başarması yıllar süren değerli, uzun vadeli amaçlar belirleyin
  • Açık fikirli olun
  • Duygusal dirence sahip olun
  • Geçmişten ders alın sonra onu ardınızda bırakın. Şu an için yaşayın
  • Kaygı, korku veya dehşet olmadan geleceği planlayın
  • Samimi, sıcak ilişkiler geliştirin

Yapmayın

  • Mutluluğu dış ödüllere bağlamayın
  • Mutlu olmayı gelecekte herhangi bir zamana ertelemeyin
  • Başkasının sizi mutlu etmesini beklemeyin
  • Mutluluğu anlık zevkle bir tutmayın
  • Sürekli daha fazla uyarılmanın peşinden gitmeyin
  • Duygularınızın alışılmış ve sabitlenmiş olmasına izin vermeyin
  • Kendinizi yeni deneyimlere kapatmayın
  • İç gerginlik ve çatışma sinyallerini görmezden gelmeyin
  • Geçmişi kurcalamayın ve gelecek korkusuyla yaşamayın

“Bütüncül beyin” kavramının yani; beynin karşılamak üzere tasarladığı her ihtiyacı birleştiren beynin ihtiyaçlarını inceleyelim:

  • Doğal dünyayla bağlantı kurmak
  • Faydalı biri olmak
  • Fiziksel egzersiz yapmak
  • Tatmin eden bir iş bulmak
  • Hayattaki amacını gerçekleştirmek
  • Sınırlı ego benliğinin ötesini hedeflemek

Beynin hiçbir bölümü, tamamen gelişmiş bir beyni oluşturmak üzere bu ihtiyaçların birleşmesini denetleyemez. Entegre olmuş bir bütün gibi davranan beynin tamamı gerekir. O zaman mutluluğun kökeni “tamamlanmış” olduğunuz hissine dayanır. Tamamen bütünleşik beynin en güvenilir versiyonu, Harward mezunu bir psikiyatr olan Dr.Daniel J.Siegel tarafından hazırlanmıştır. Şimdi UCLA’da olan Siegel kariyerini insanın ruh hallerinin ve zihinsel durumlarının nörobiyolojisini inceleme üzerine yapmıştır. Subjektif durumlarınızın beyinle nasıl ilişkili olduğu konusundaki büyüleyici araştırmalara Siegel öncülük etmiştir. Onu beynin belli durumlarda nasıl aydınlandığını keşfetmek için binlerce beyin taraması yapan araştırmacılardan ayıran şey; Siegel’in amacının tedavi etmek olmasıdır. Siegel hastalarının daha iyi olmalarını istemiştir. Onun savunduğu fikre göre iyileşmeye giden yol; depresyon, saplantı ya da kaygı gibi semptomların kökeni, bir blokaja neden olan beyin bölgesine dayanmaktadır.

Her düşüncenin ve hissin beyne kaydolması gerektiğine göre depresyon ve kaygı gibi psikolojik semptomların yanlış donatılmasının işaretleri olması anlamlıdır. Arzu edilmeyen semptomları veya davranışı sürekli tekrarlayan bir sinir yolu kurulmuştur. Aynı sinyali tekrarlamaktan başka seçeneği olmayan bir mikroçip gibi davranmaktadır. Ama sinirsel “donatılma”, örneğin terapiyle değiştirilebilir. Siegel beyin merkezli teorisiyle birlikte konuşma terapisini uygulamıştır.

Siegel’in amacı, kişinin iyi ruh halini devam ettiren sağlıklı bir beyindir. Ona göre beynin her gün sağlıklı beslenmeye ihtiyacı vardır. Siegel’in yaklaşımı bizimkine uygundur, o da sağlıklı zihnin insanı sağlıklı bir beyne götürdüğü fikriyle günlük beslenmede “sağlıklı zihin tabağı” önermektedir. Zihnin yemek tabağına Siegel ve meslektaşı David Rock, yedi “yemek” koyuyor.

  1. Uyku zamanı
  2. Fiziksel zaman
  3. Odaklanma zamanı
  4. İçe bakış zamanı
  5. Dinlenme zamanı
  6. Oyun zamanı
  7. İletişim kurma zamanı

Bu basit reçetenin arkasında yıllar süren beyin araştırmaları bulunmaktadır ama bilim, hayatın bütün kısımlarının beyne yönlendiğini ortaya çıkardıkça Siegel’in yemek tabağında sunulan yiyecekler, vücuda bilinen bütün tavsiyelerden daha faydalı olabilir. Beynin bütünleşik olma konusunda büyük bir yeteneği vardır ama daha da önemlisi, eğer bütüncül bir şekilde kullanılırsa beynin her şeyi bir araya getirmekte başarılı olabilmesidir.

superbeyin

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s