Bilinçaltının Gücü – Dr.David Eagleman

Soru: David, biz sanıyoruz ki, yaptığımız her şey bilincimizin ürünü. Ama biliyorum ki, kolumu oynattığımda bir sürü kaslar hareket ediyor, sinir uyarımları oluyor ve bunların hiç farkında değilim. Sen bu konuda çok önemli bir noktaya temas ettin. Pek çok zihinsel ve davranışsal hareketimizin hiç farkında değiliz. Bu konuda bize bilgi verir misin?

David Eagleman: Evet bu kesinlikle doğru. Düşündüğümüz, yaptığımız ve inandığımız şeyler beynimiz tarafından yaratılmakta. Ve biz bunların çok büyük miktarını bilmiyoruz, bunlara hiçbir erişimimiz yok. Bir fikir aklınıza geldiğinde, “aklıma bir şey geldi” dediğinizde aslında bu siz değildiniz. Beyniniz bunu günler ve hatta haftalardır hazırlıyordu. Beyin size bu hizmeti verir ve siz de “hey ben bir dâhiyim” dersiniz. Ama aslında o siz değilsiniz. Çünkü aslında hayatımızın çoğu bu devasa biyomekanik ağda gerçekleşiyor. Farkında olmaksızın insanları etkileyen şeylerle ilgili çok enteresan örnekler var. Konuyla ilgili saçma ve komik bir literatür oluştu. Mesela isminiz “Denise” ya da “Denis” ise “Dentist” dişçi olma olasılığınız çok fazladır. İstatistiki olarak, adının ilk harfi sizin adınızın ilk harfiyle aynı olan biriyle evlenme olasılığınız fazladır. “John” ve “Jenny” gibi. Bunlar minik şeyler ama istatiksel olarak doğrulanabilir. Bunun önemi ise, insanların bilinçli anlatımlarının bir parçası olmamalarıdır.

Soru: Yani davranışları bile etkiliyor aslında, sadece farkındalıklı yapılan davranışları değil, aynı zamanda, üzerinde karar verdiğiniz ve o şeyi neden yaptığınızı bilmediğiniz şeyleri de etkiliyor.

David Eagleman: Bu kesinlikle doğru. Bir sürü kategori var bununla ilgili. Eğer elinde sıcak bir kupa kahve tutuyorsan, annenle olan ilişkini “yakın” olarak tanımlarsın. Eğer buzlu kahve tutuyorsan ilişkinizi daha “uzak” olarak tanımlarsın. Eğer politik görüşlerinizle ilgili bir anket verilse ve siz de bir el antiseptiğin yanında duruyorsanız, politik görüşünüz muhtemelen dış güçlerin tehlike olasılığından dolayı daha tutucu olacaktır. Bunun gibi pek çok ölçülebilir şey var. Küçükler ama mantıklılar. Bunlar yaptığımız şeyleri neden yaptığımızla ilgili bilinçli anlatımlar.

Soru: Bu somut bilim, bunları laboratuvarda gerçekleştirdiniz. Sadece bir anektod değil, istatiksel olarak geçerli, bunu siz kendiniz yaptınız.

David Eagleman: Aslında bunu çalışma arkadaşlarım yaptı. Ama evet, istatiksel olarak düzenli bilgi.

Soru: Peki, bu uzun zamandır kuşkuyla bakılan, Freud, bilinçaltı, psikoanaliz gibi konularına doğrulama getiriyor mu?

David Eagleman: Bu konu henüz saygınlığını yitirmedi. Freud bilinç konusunu ilk kez gerçekten yakalayan kişiydi. Konunu 1200’lere kadar giden bir geçmişi var, insan doğasının sadece rasyonel şeylerle açıklanamayacağını tahmin ediyorlardı. Augustine (filozof, 350-430) bile bunu fark etti. Hıçkırığı nasıl açıklarsınız ya da beklemediğiniz bir andaki bir kahkahayı. Bunlar zihninizin ürünleri gibi görünmüyorlar. İnsanlar konu hakkında varsayımlarda bulunmaya başladılar. Ama Freud’a kadar kimse konuyu yakalayamamıştı. Onun söylediklerinin bazıları gözden düştü, ama şu fikir gerçekten doğru, bilinçli zihniniz buzdağının sadece görünen ucu. Burası doğru, bu bilgi değişmedi. Freud modern dünya biliminin gelişmesinden önce yaşadı. Şu anda daha fazla şey biliyoruz ve daha derinlere girmeye çalışabiliriz.

Soru: Beynin nasıl çalıştığını derinliğine anlayabilmek için illüzyonun rolü nedir? O kadar güçlü optik illüzyonlar yaşıyoruz ki, illüzyon olduğunu biliyoruz ama yine de onu illüzyon olarak görüyoruz.

David Eagleman: İllüzyonları şöyle tanımlayabiliriz. Her şeyi kanıksamış durumdayız. Gözlerimiz açıyoruz ve işte dünya, sarı, kahverengiler ve maviler, çok basit sadece gözümüzü açıyoruz. Aslında beynin 3/1 ‘i görselden sorumludur. Bu kadar zahmetsiz görünmesinin nedeni arka planda çok büyük bir emek ve sistemin olmasıdır. Neden dünyayı bu şekilde algıladığımızı ve buna inandığımızı anlamak için illüzyonlar iyi bir yoldur. Sanki su içindeki bir balığız ve suyu tanımlamaya çalışıyoruz. Hiç bunun dışına çıkmamışız. İllüzyonlar, bizlere eğlenceli şeyler olduğunu söyleyen su kabarcıkları gibidir. Bence bu fikir kullanılarak, bilimsel yaşamdan ve nasıl düşündüğümüzle ilgili anlamlar çıkarılabilir. Sanki suda balık gibiyiz; “Ben buna inanıyorum, peki sen neden böyle düşünüyorsun?”  A. Çünkü ben böyle biriyim. İşte fikirler böyledir. Ama içselliklerinde  insanlar farklı gerçekliklerde yaşarlar. Bilinçli anlatıma bakmaksızın, bu aslında çok daha derinlerdeki bir şeyle alakalıdır.

Soru: Hiç farkında olmadığımız şeylerle alakalıdır

David Eagleman: Evet, doğru. Genellikle yaptığımız bu şeylere neden inandığımız konusunda hiçbir şey bilmiyoruz. Son derece komplike, çözülemeyecek karmaşıklıkta. Genler o ana kadar yaşadığınız şeylerle etkileşirler, buna çevre, anne karnı, duvardaki boya, çocuk istismarı, içinde yaşadığınız toplumun kültürü de dahildir. Tüm bunlar beyni farklı yöne götürür, siz de kendinizi belli özelliklerde biri olarak görürsünüz.

Soru: Bazı insanlar tüm bu verileri ele alıp, biraz daha duygusuzlaştırıp şöyle diyorlar: “Bu yüzden Deterministik (her şey belirlenmiş) bir anlam var” şöyle ki, konu kendimizden sorumlu olduğumuzu sanmamız değil, belki hepsi değil ama düşündüğümüz ve yaptığımız şeylerin çoğuna özgür iradeli zihnimiz karar vermiyor. Bunun kararı geçmiş genetik dizilimler ve çevre tarafından veriliyor. Ama bunların tamamı beyin dokusunda ve sinapslarda açığa çıkıyor. Bu yüzden yaptığımız aslında geçmişin bir ürünüdür ve bizler aslında otomatlarız, robotuz.

David Eagleman: Bunlarda doğru şeyler olabilir. “Özgür irademiz var mı? yok mu?” konusu çok tartışılıyor. Pek çok nörobilimci özgür irademiz olmadığı görüşünde. Çünkü beyindeki her şey diğer şeyler ile bağlantılı. Her şey bir diğerini etkiliyor ve onlardan etkileniyor. Böyle bir deterministik, belirlenmiş bir sistemin veya makinenin içine bir ruhu nasıl sokabileceğimizi bir düşünün. Diğer tarafta “belki de özgür irademiz vardır” görüşü var. Bilim insanları konuyu henüz anlayamayacak kadar gençler. Bence şu çok açık: Bu ikisini de çürütecek deneyimiz yok. Ama bence özgür irademiz varsa, bu çok küçük bir rol olmalı, beyin sisteminde önemsiz bir oyuncu.

Soru: Bilinçaltı ve illüzyonlardan bahsettik, buna göre özgür iraden yok. Bir illüzyon gördüğümde, bunu başka türlü görmek istesem de göremiyorum. Bazen iki farklı şekilde görebilirsin, ama bu da farklı bir illüzyon.

David Eagleman: Bu kesinlikle doğru. Davranışsal bir örnek ele alalım. Mesela “hey, özgür iradede o kadar da rolün yok” düşüncesine, suçlulara ele alalım, mesela seri katil Ted Bundy. “Aslında içinde o da benim gibi biri, özgür iradesiyle kötü şeyler yapmayı tercih etti, ben ise özgür irademle iyi şeyleri tercih ediyorum” diyemezsiniz. Beyinleriniz o derece farklıdır ki, onun gibi olmanın nasıl olduğunu bilemezsiniz. Nörol olarak onun yerine geçmeniz söz konusu değildir. Bu şu demek, yaşam içinde yönünüzü biraz değiştirmek için özgür iradeyi kullanabilirsiniz, ama Ted Bundy olmak için özgür iradenizi kullanamazsınız. O da özgür iradesini siz gibi olmak için kullanamaz. Her ikinizin de farklı beyin gelişim yönleri var. Değiştirebilecek çok da yeriniz yoktur.

Soru: Peki, yaptığınız tüm şeyler, bilinçaltı sistemlerimizi anlayışınız, özellikle de illüzyonlar, tüm bunlar, kendi davranışlarınızın kontrolüne sahip olduğunuzu düşündüğünüzde nasıl hissettiriyor?

David Eagleman: Beyni, tepesinde CEO’su ve altında çalışan yüzbinlerce işçisi bir şirket olarak düşünürsek, bir şirkette kararı veren, şirketin tamamıdır. CEO son derece saçma kararlar verebilir mi? Birbirleri olmadan yapamazlar, sistem bir bütündür, ve sistem bir bütün olarak karar alır. Dünyanın geri kalanıyla iletişim halindedir ve dünya içinde yerini bulur. Continentel Havayollarına bakıp: “Deterministik bir sistemleri var” demem. Evet deseniz bile, onlar yine de seçimleri olan bir şirkettir.

 

Reklamlar

Bir Yanıt Bırakın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s