Ruhlarınız Hatırlayacak – Enis Timuçin

R Ü Y A

Rüya ile başlayan ve ruh ile devam eden yolculuğumdan öğrendiklerim…

Bizler bir beden ve bir ruh taşırız. Sabah kalktığımız andan uykuya daldığımız ana kadar beden ile ruh bir bütünlük sağlar ve bir ahenk içerisinde çalışırlar. Çünkü ruh ve beden bu esnada bir arada yaşarlar. Ruh, sabahtan akşama kadar bedenin yaşamanı sürdürebilmesi için gerekli tüm enerjiyi bedene verir. Kalbe, beyne, diğer organlara ve bedendeki diğer sistemlere sirayet eden ruh, bedenin kanlı canlı en üst seviyede hayat bulmasını sağlar. Gün boyu bu işlemi gerçekleştirmek üzere bedene hapsedilmiş olan ruhta ve bedende ise bir yorgunluk olur. İnsan, uykuya bedenini dinlendirmenin yanı sıra ruhunu dinlendirmek için de ihtiyaç duyar. Ruh bedene; “Benim dinlenmeye ihtiyacım var. Gündüz hep seni yaşattım, gece de benim yaşamam lazım” der. Yani bizlerin yaşadığı iki hayat vardır; biri uykudayken, diğeriyse uyanıkken yaşadığımız hayat.

Rüya bir yarı ölüm halidir. Çünkü uyku halindeyken ruh, bedenin belirli bölgelerinden çekilir ve sadece bedenin hayatta kalmasına yetecek kadar enerjiyi bedende bırakır. Bedenin gündüz uyanıkken konuşması, hareket etmesi veya eylemde bulunması için ruh, uyku halinden çok daha fazla enerji sarf etmek zorundadır. Mesela gün boyu çalışan göz merkezleri, konuşma merkezleri ve bütün sinir sistemi, gece uyku halindeyken fonksiyonlarını en alt seviyeye indirir. Uyku halindeyken hayat vermesi gerektiği kadarını bedende bırakan ve belirli bölgelerden çekilen ruh, yeryüzünde uykuda olan diğer bütün ruhlarla birlikte ruhlar alemine doğru harekete geçer. Ruhun ruhlar aleminde sınırsız hareket kabiliyeti vardır ve doğmuş, doğan ve doğacak olan bütün ruhlar, bu sistem içerisinde ruhlar alemindeki yaşamlarına göre en üst seviyede sınırsız bir şekilde hareket ederler.

Ruhlar aleminde üç farklı ruh grubu vardır:
1. Doğmamış ruhlar (Yeryüzüne henüz doğmamış olan ruhlar)
2. Doğan ruhlar (Yeryüzüne bedenlenmiş olan ruhlar)
3. Doğmuş ruhlar (Yeryüzünü ve bedenini terk etmiş olan ruhlar)

Doğmamış ruhlar
Bu ruhlar, henüz dünyaya doğmamış olup ruhlar aleminde doğacakları güne kadar beklerler. Bu ruhların tek istekleri dünyaya gelmektir. Çünkü güçlerinin en üst seviyeye çıktığı yer dünya hayatıdır ve dünya hayatı boyunca beden vasıtasıyla tüm yeryüzünden beslenirler. Yeryüzünden beslenmeleri, ruhlara enerjilerini en üst seviyede kullanabilmeleri için yakıt olur. Ruh, bu dünyadaki sınavlarını tamamlayıp bir an evvel öteki aleme geçmek ister.

Ruhlar, dünyada kaldıkları süre içerisinde bir nevi “bonus” yani kredi toplarlar. Çünkü dünyaya gelmeden önce ve dünyadan gittiklerinde, dünyada yaşadıklarının dışında hiçbir şeyden sınava çekilip sorumlu tutulmazlar, bu da onların puanlarını yükseltmez. Bu ruhlardan anne rahmine düşenler ise inanılmaz bir sevinç yaşarlar. Onlar, gerçek alemden bu aleme büyük umutlarla gelirler. Doğacak olan ruhlar, görevli melekler ve bu alemdeki bazı ruhlar eşliğinde adeta bir şenlik havasında karşılanırlar. Çünkü ruh ana kaynaktan, yani cennetten geldiği için en temiz ve en güçlü olduğu halde doğar. Gerçekliğini yitirmemek için de dünyaya dost olduğu ruhlarla yakın doğabilmek için sürekli dua eder.

Ruhun bilgisini ve gücünü dünya literatürüyle tarif etmek imkansızdır. Fakat ruhlar, milyonlarca hatta milyarlarca ruhla aynı anda temas halinde olabilecekleri üstün hareket ve hafıza kabiliyetine sahiptirler.

Doğan ruhlar
Doğan ruhlar, şu anda yeryüzünde bedenlenmiş olan ruhlardır. Bu ruhlar, yeryüzünde uyanık haldeyken bedeni beslemek ve bedenli oldukları süre boyunca doğru bir yaşam sürerek aldıkları enerjiyle ışıldayan bir ruh olabilmek için mücadele ederler. Uykudayken ruhlar alemine geçerek en yüksek seviyede ruh hallerini yaşarlar ve bedenlerini korurlar. Onların beyinleri ruhun gece yaşadığı hayattan bihaberdir, çünkü bu ruhların beden hafızası gece ruhlar aleminde yaşadıklarını siler. Bu ruhlar, yeryüzünde uykuda olan diğer bütün ruhlarla bağlantıya geçebilirler. Bir bedende yaşayan ruhlar, ruhlar aleminde doğacak ve ölecek olan ruhları görürler ve bedenini terk edecek olan ruhlarla vedalaşırlar. Doğan ruhlar arasında bedenlerinden ışıldayarak çıkan en parlak ruhlar ise Yaratıcısını ve kendisini bilen, içindeki Yaratıcının enerjisini keşfetmiş ve yaradılışı anlayan ruhlardır.

Ruhlar aleminin en güçlüleri bu alemde çok üst yetkilere sahiptirler. Örneğin; ruhlar aleminde “Master Ruhlar” vardır. Bir otelin bütün kapılarını açan mastır anahtarlar gibi kimisi bir otelin, kimisi bir ilin, kimisi bir ülkenin, kimisi ise dünyanın kapılarını açabilecek niteliktedir.

Doğmuş ruhlar
Doğmuş ruhlar bölümü ruhlar aleminin en zor olanıdır. Burada cereyan eden inanılmaz bir bekleyiş vardır. Buradaki herkes kendisiyle beraber gelişmiş bir ekran taşır. Bu alemde negatif ve pozitif ruhlar ayrışmış durumdadır. Hesap gününden sonra yaşayacakları sonsuz hayatı taşımış oldukları ekrandan izlerler. Bazıları inanılmaz derecede kıvranarak dünyaya geri dönmek için çırpınır. Bazılarıysa yaşayacakları sonsuz hayatı seyre dalmaktan ötürü çok mutludur. Tıpkı bizde gece ile gündüzün olması gibi, bu grupta da zaman farkı vardır. Orada da tıpkı bu dünyadaki gibi komşuluk ilişkileri vardır. Ancak bu dünyadan farklı olarak orada iyiler ve kötüler ayrıştırılmıştır.

Ruhlar aleminde bu üç farklı ruh grubunu birbirinden ayıran ve birbirleri arasında geçişi yasaklayan mıknatıs şeklinde enerji tabakaları vardır. Ruh, bir gruptan diğerine geçiş yapmak istediğinde bu enerji tabakaları onu hapseder. Bu geçiş denemesinden vazgeçene kadar da ruhun hapis hali devam eder. Buradaki ruhlar, bilgi akışını devasa ve saydam tabakalardan meydana gelmiş ve bilgisayar ekranını anımsatan bir sistem vasıtasıyla görürler. Bizler, Doğan Ruhlar olarak dünyada uyku halinde geçirdiğimiz sürenin bilgisinden eksik kaldığımız için ruhumuzun tam olarak hakkını veremiyoruz. Bu da Yaratıcı’ya ve gerçekliğimize ulaşma noktasındaki serüvenimizden bizleri alıkoyuyor. O nedenle, görünenin ardındaki gerçekliğin bilgisiyle çok daha bilinçli yaşayacağımız için, rüya dediğimiz o ufacık saniyelerin ardında saklı olan asıl yaşantımızı aydınlatmakta fayda olacağını düşünüyorum.

Peki, uyanıkken bedeni besleyen ruhlar, gece neden harekete geçerler ve bedenlerini neden terk ederler?

Çünkü gece karanlığın basmasıyla birlikte yeryüzünde görevli olan melekler hariç bütün melekler göğe çekilir. Ruhların enerjisi meleklerin enerjisinden çok daha güçlü olduğundan ve yeryüzünde uykuda olan bütün ruhlar, ruhlar alemine geçmiş olduklarından, melekler göğe çekilmek zorunda kalır. Ruhun en rahat hareket ettiği enerji ise gece enerjisidir. Gece aleminde, ruhların da kendi aralarında bir ruh savaşı ve karşılaşma denklemi vardır. Ruh bunu yaşar. Bu süreç, bizim insan olarak algılayabileceğimiz zaman kavramına benzemez. Bilimin de açıklamış olduğu gibi bize çok uzun gibi gelen rüyaların süresi, dünya zamanıyla saniyelerle ölçülür.

Rüya dediğimiz işlem ise iki şekilde gerçekleşir. Gece olduğunda bedenini terk eden ve gerçek alemine geçerek diğer ruhlarla olan denklemini yaşayan ruh, orada negatif bir noktada sıkışmış veya verdiği savaşta zarar görmeye başlamışsa ya da tam tersi gitmiş olduğu yerde muhteşem bir şey yaşıyor ve geri gelmek istemiyorsa, bedenin uyku halinde yaşamsal fonksiyonlarını yerine getirmesi için geride bıraktığı bölümünü de bedenden çekip alır. Ruhlar alemindeki serüvenini tamamlayan ruh bedenine geri döndüğünde, bu süreç boyunca yaşadıklarını, dünyevi algımızın sınırlı gerçekliği çerçevesinde, yeryüzünde iyi veya kötü olarak nitelendirdiklerimize, korkularımıza, istek ve arzularımıza göre perdeli olarak beyindeki hafıza bölümüne resimler yoluyla gönderir. Işık hızından daha hızlı hareket eden ruh, yaşamış olduğu denklemi ya da vermiş olduğu savaşı, bedenin yaşamsal fonksiyonlarını devam ettirebilmesi için beyne kareler halinde göstermek zorundadır. Çünkü o esnada ruhun tamamı bedenden ayrılmış olduğundan, ruhun bedene dönme süresi gecikirse bu sefer beyin hipoksit olur veya beden ölümü gerçekleşir. Ruhun bedeni tamamen terk etmesi sonucunda beden sistemini tamamen kapatarak ölüm sürecine gireceğinden, ruh, içinde bulunduğu denklemden kurtulabilmek için, tamamen çekilmiş olduğu bedene geri geleceğinin sinyalini sistem gereği yaşadıklarını perdeleyerek kareler şeklinde iletir. Aslında yaşamış olduğu çok farklı bir denklemken, bedene ölmemesi, infilak etmemesi, sistemini kapamaması için sinyalini rüyadaki bu görüntüler yoluyla gösterir. Böylece beden ruhun kendisini tamamen terk ettiğini anlamaz. Aslında ruh zekasıyla bedene “Sakın kendini kapama, ben senin dünyada algılayabileceğin şekle göre şöyle bir şey yaşıyorum, birazdan geleceğim” diyordur. Ruh bu işlemi hafıza sistemi sayesinde, ruhlar alemindeki bilgileri dünyevi bilgilere dönüştürerek gerçekleştirir. Mesela orada elli farklı ruhla bir süreç yaşıyorsa bunu beyne dünyadan elli farklı kişi üzerinden, farklı olaylar çerçevesinde gösterir. Bu işlem beden sisteminin durması sonucunda sistemde oluşan boşluğu doldurmak üzere gerçekleşmek zorundadır. Bir başka açıdan da ruh, o esnada vatanı olan bedeninin yanlış yerlere sürüklenmemesi için bu işlemi gerçekleştirir.

Ruh, bedeni ruhlar alemindeki denklemi için terk ettiğinde, bedende kalan enerjiyle birlikte beynin neredeyse yüzde 100’ü de devrededir. Bizler normal hayatta beynimizin yüzde lOO’ünü kullanmadığım, sadece belli bir bölümünü kullandığımız için beynin güçlerinden tam olarak haberdar değiliz. Oysa uyku halindeyken beynimiz yaklaşık yüzde 100’lük bir çalışma sistemi içerisindedir. Beyin bu yüzde 100’e yakın çalışma halindeyken, bilinçaltına atmış olduğu ve ruhu sıkıştıran, çocukluğundan bu yana kaydettiği bütün verileri görme gücüne sahiptir. Ruhun yaşamış olduğu denklemi beyne üç ila beş saniyelik görüntüler halinde göstermesinin sebebi ise gece biz rüyadayken nöronlarımızın harekete geçerek iletişim ağını ona göre dizayn etmesindendir. Bu süreçte ruhumuz, rüyadaki bilgi ağını alarak nöronların iletimi sonucunda bunu beynin hafızasına iletir, biz de böylelikle o bilgi ağına ulaşırız. Biz bunu uyanıkken kullanılmayan 85 milyar nöronun kullanımı sonucu elde ederiz. Bizim bunu bugünkü teknolojik aletlerle ölçmemiz olanaksız olsa da 85 milyar nöronumuz gece biz uykudayken aktiftir.

Rüyada yaşadığımız sıkıntılı ve negatif denklemi farklı birkaç örnekle tasvir edebiliriz;

Rüyalarımızda zaman zaman bize saldıran hayvanlar görürüz. Diyelim bir köpek tarafından ısırıldığımızı görüyoruz. Ruhlar aleminde negatif ruhlar tarafından sıkıştırılmış ya da cinler tarafından saldırıya maruz kalmış, hapsedilmiş veya sıkıntılı bir durumda kalmış olan ruhumuz, beynimize bu durumu negatif bir algıyla, köpek ısırmasından duyduğu korku ve hissiyat yoluyla gösterir. Bazen de rüya içerisinde bağırıp sesimizi duyuramadığımız, sürekli birilerinden dur durak bilmeden kaçtığımız, dizlerimizin ya da bedenimizin hareket edemez halde kıpırdayamaması gibi durumlar yaşarız. Böyle durumlarda beden, kendisini tamamen terk etmiş olan ruha bir an önce dönmesi için sinyal gönderir. Bazen de rüya halindeyken beden birtakım reaksiyonlar gösterir. Terleme, sıkışma, bedenin belli bölgelerinde kasılma veya ıstırap gibi. Aslında ruh o esnada “gerçek sistem” dediğimiz ruhlar aleminde bir savaş vermektedir. Bu dünyada bazı insanların çekim kuvveti dedikleri ve bazı insanları ve olayları kendilerine pozitif veya negatif yönde çekmelerinin sebebi rüya halinde, ruhlar aleminde ruh gruplarını birbirinden ayıran manyetik enerji tabakalarından sıklıkla geçmeye çalışmalarından kaynaklanır. Mıknatıs şeklindeki bu enerji tabakalarının etkisi ruhun hafızasında barındığından, bu ruhların dünyadayken enerjileri kendi üzerlerinde toplama özellikleri oluşur. Bazı zamanlarda ruhlar bu enerji tabaklarını zorlarlar ve diğer ruhların olduğu tarafa bu tabakaları yırtarak geçerler. Bu durumda korumasız kaldıklarından, bu sefer orada ölmüş ya da dünyaya gelecek olan ruhlarla karşılaşırlar. Fakat bu karşılaşma sistem içerisinde doğru olmadığından, bu durum rüya halindeyken yaşadıkları sıkıntılı hallerle kendini gösterir.

Bazı insanların uyku halinde ölmelerinin sebebi ise ruhun çıkmış olduğu denklemde, sıkışmış olduğu noktadan geri dönememesinden kaynaklanır. Bu işlem, ruhumuzu bu dünyada zayıflatmış olmamızdan ve yapmış olduğumuz tercihler sonucunda kaderimizde o noktada ölmek varsa ecel dahilinde gerçekleşir. Bu olayın uyku halinde gerçekleşmesi, ruhun dünyadan ayrılma zamanı gelmiş olduğundan sadece bir sebeptir.

Rüya bilimi, ruhların tasarladığı bir bilimdir ve inanılmaz zengindir. Yeryüzündeki bütün ruhlar aynı denklemi ve aynı şifreleri kullanırlar. Mesela bütün ruhlar beyne ferahlık içeren görüntüler göndermek istediklerinde suyla ilgili imgeler kullanırlar, sadece suyun içerisindeki materyalleri değiştirirler. Ruhun beyne güneşin doğması gibi muhteşem görüntüler göndermesi, aslında o kişinin yaşamında doğru yolda gittiğinin ve böyle devam ederse ileride güzel şeyler yaşayacağının habercisidir. Ruh, doğa resimlerini ya da başka güzellikleri gösterirken beynin kabul edeceği bütün materyalleri kullanarak yönetmenlik yapar ve dilediği gibi bu materyalleri montajlar.

Gece uykuya geçmeden önce, ruhu negatifin saldırısına karşı zırhlandırarak ruhlar alemine göndermek mümkündür. Kişi bunu uykuya geçmeden önce Yaratıcı’dan koruma talep ederek yapar. Koruma talebinde bulunan kişi sistemin ana merkezine sinyal gönderir. Kişi koruma talep ettikçe bilinçlenir ve uyku halindeki sürecini daha bilinçli yaşar. Koruma talebiyle birlikte yeryüzünden çekilen görevli meleklerin bazıları, kişinin ruhlar alemine yapacağı yolculukta onu korumak için kalırlar. Meleklerin sayısı ve gücü, kişinin talebine, ruhunun gücüne ve Yaratıcısıyla kurmuş olduğu samimi bağa göre belirlenir. Bu koruma, ruhun gezintisi esnasında daha rahat ve daha huzurlu olmasını, negatifin saldırısına uğramamasını, yaradılışla daha sağlıklı bir işleyiş içerisinde olmasını ve negatifi daha doğru şekilde algılayabilmesi için pencerelerinin açılmasına yol açar.

Her insan uyurken rüya görmeyebilir, ama bu ruhunun bedeninden çıkmadığı anlamına gelmez. Rüya esnasında ruh bedenden haberdarken beden ruhtan haberdar değildir. Rüyadan da görüleceği üzere bizler bedenin değil ruhun yönetimi altındayız.

Rüyanın çeşitleri vardır:

  1. Bilinçaltına yükleme yoluyla, talep sonucu görülen rüyalar
  2. Ruhun kendi rüya denklemi içerisinde karıştığı ve ertesi günkü denklemi tasarladığı rüyalar
  3. Gelecekten haber almak üzere o haberleri tasarladığı rüyalar

Bilinçaltına Yükleme

Bilinçaltına yükleme yapma yöntemi, kokuyla başlayan ve farklı argümanlarla devam eden bir süreçtir. Uyku halindeyken beyin dışsal aktivitelerini en aza indirgerken içsel, yani ruhla olan yolculuğunu kontrol altında tutmak için yüzde 100 faal olduğu bir seviyeye geçer. Bu sayede içsel dengenizden tutun da aşk hayatınıza, iş hayatınızdan öğrenim hayatınıza kadar iç veya dış dünyanızda görmek, bilmek veya öğrenmek istediğiniz her şeyi bilinçaltına yükleme dediğim teknikle deneyimlemeniz mümkündür. Hatta tedavi olmak istediğiniz hastalıklarınızdan bile birazdan anlatacağım bu yöntemi kullanarak kurtulabilirsiniz. Diğer yandan, dış dünyada meşgul olduğunuz mesleği geliştirmek ya da okuduğunuz bölümle ilgili öğrenmek istediklerinizi pekiştirmek için de aynı yöntemi uygulayabilirsiniz. Kişi, rüya halindeyken psikolojik hastalıklarından tutun da bugün medeni dünyanın kurduğu okullarda öğrendiklerini bu çok etkin ve aktif metotla rüyada öğrenebilir. Bunun için rüya denkleminde görmek, öğrenmek veya yaşamak istediklerinizi uykuya dalmadan önce bir ses kayıt cihazına kaydedin. Bu kaydı hazırladıktan sonra içsel döngünüzü buna tamamen inandırarak kendinizi yatağa bırakın. Sonra gözlerinizi kapatın ve kaydı dinlemeye başlayın. Bunu yaparken, koruma talebinin yanı sıra, kendinizi pozitife yönlendirmenin bir yöntemi olarak kokuyu kullanabilirsiniz. Bu yöntem, ruhunuzun ruhlar alemindeki denklemini bilinçli bir şekilde kurmasını sağlarken dış dünyada geliştirmek istediğiniz yetenek veya edinmek istediğiniz bilgileri çok daha etkin ve kolay bir yolla öğrenmenizi sağlayacaktır. Bunu şimdi anlatacağım uygulamalarla daha net anlayacaksınız:

Diyelim müzisyensiniz ve çalmakta zorlandığınız bir parçayı pratik etmek istiyorsunuz. Parçayı kayıt cihazınıza (ya da telefonunuza) kaydedin ve uykuya öylece dalın. Ya da bir ruha aşıksınız ve onunla rüyada bir denklem kurmak istiyorsunuz. Onunla ilgili güzel şeyler düşünün ve sisteminize emrederek ruh denkleminizde onunla birlikte olmak istediğinizi kayda, oradan da dinleme yoluyla şuuraltınıza yükleyin. Bunun için şöyle bir kayıt hazırlayabilirsiniz: “Ben bugün veya bundan sonraki süreçte rüyamda X şahsı görmek istiyorum; X şahsı görmek istiyorum; X şahsı görmek istiyorum…” Kaydı bu şekilde tekrarladığınızda beyniniz bu bilgiyi şuuraltınıza iyice yerleştirecektir. Sonra, hayal dünyanızda onu genişleterek, kokunun yanı sıra hafif bir müziğin eşliğinde (aşkla ilgili olguları canlandırmak istiyorsanız romantik müzikler de seçebilirsiniz) uykuya dalın. Bu yöntem sayesinde, rüya denkleminde ilişkide olduğunuz veya aşık olduğunuz kişiyle daha sağlıklı bir ilişki kurabilirsiniz. Mesela onun farklı ruhlarla farklı denklemler kurmasını engellemek veya aşkınızı büyüterek ilişkinizi güçlendirmek amacıyla, uykuya dalmadan önce varsa fotoğrafı ona bakarak ya da sadece onunla olan güzel anılarınızı ya da onunla ilgili sevdiğiniz şeyleri hayal ederek uykuya dalabilirsiniz. Bu durumda, ruh bunun farkında olsun veya olmasın, beyin almış olduğu veriyi ruha yükleyerek rüya aleminde sevdiği ruhla bir araya gelmesini sağlamak için ona gerekli kodları yükler. Ruhlar birbirini tanıdığı için ruh denklemini beraber kurarak devam ederler ve bu sayede denklemi kurduğunuz kişi farklı ruhlarla tabiri caizse sizi aldatmaz. Ya da onlarla farklı bir denklem kurarak ilerleyen zamanlarda ilişki kurmaz. Aynı yöntemi arkadaşlarınız, aileniz veya başka ruhlarla ilgili de uygulayabilirsiniz.

Hiç kimseyle bir denklem kurmak istemiyor ama ruhunuzu güçlendirmek istiyorsanız, Yaratıcı’yla doğru bir bağ kurup koruma talebinde bulunabilirsiniz. Bunu yaptıktan sonra içsel döngünüzün ruhlar aleminde güçlenmesi için telkinde bulunun: “Ruhlar alemindeki güç kaynağından yararlanacağım” ya da “Ruhlar aleminde çok güçlü bir hale geleceğim” ya da “Enerjimin insanlar üzerinde etkili olmasını istiyorum, ruhun kaynağından bu enerjiyi talep ediyorum” şeklinde talebiniz hangi yöndeyse ona göre kaydı yapıp uykuya dalarken dinlemeye başlayın ve o kayıt tekrarlasın. Tekrarladıkça beyninize, beyninizden de ruhunuza işleyecektir. Ruh ve beyin bir bütünlük halinde çalıştığı için ister istemez birbirinden çok da bağımsız hareket edemez. Siz farkında olmadığınız sürece ruhunuz beyniniz üzerinde etkili olurken, siz farkında olduğunuz andan itibaren ruh ve beyin ortak bir çalışmanın içerisine girer. Bu ortak çalışmanın içerisinde kaydı tekrarlattığınız zaman, ruh bu denklemin içerisinde kendini güçlendireceği argümanlar arar. O da nedir; ruhlar aleminde güç kaynağını güçlendirme noktasındaki bölgeler neresiyse o kaynağa yakın yerlere hareket eder.

Eğer ki rüyanızı hatırlamak istiyorsanız “Beynimin ruhlar aleminde yaşamış olduklarımı hatırlamasını istiyorum” diyerek beyninizi kodlayabilirsiniz. İsteklerinizde net olmalısınız. Talebiniz neyse onu net kodlayın. Ya da tarih sınavına gireceksiniz, onunla ilgili bilgileri uykuya dalarken dinleyin. Sabah kalktığınızda bilgileri tekrar gözden geçirin, sonra da sınavınıza gidin. İnanılmaz bir etki yaratacaktır. Dolayısıyla bilinçaltı yüklemesini bu şekilde tamamlayabilirsiniz.

Beynin bilinçaltına ve bilinçdışına attıklarına ulaşmasını kolaylaştırmak için ortamda yanan bir mumum eşliğinde doğal bir kokunun olması çok önemlidir. Her kokunun beyininiz, gönlünüz ve ruhunuz üzerinde farklı ve kuvvetli bir etkisi vardır. Her çiçek, beyninizde ve sisteminizde ayrı bir etki yaratarak sistemimize katkı sağlar. Bu nedenle kokular insan gelişimi noktasında çok etkin bir rol oynar. Görsel güzellikleriyle ruhumuzda aşk, sevgi, masumiyet vb. etkiler yaratırken, kokularıyla da beynimizin gelişimine katkı sağlarlar. Bulunduracağınız kokuyu seçerken bunun en sevdiğiniz, sizi en çok rahatlatan doğal bitki veya çiçek özü olmasına özen göstermelisiniz (bu kokuların kaynağının toprakla teması kesilmemiş bitki olması çok önemlidir). Güzel ve ferah kokuların uyarıcı etkisi olduğu için beynimizin rahatlamasını ve sistemini daha kolay açmasını sağlamanın yanı sıra cinsel tercihlerimizi, yoğunluğunu ve aktivitesini en etkin seviyede normalleştirerek ruhumuza ve ilişkimize de katkı sağlarlar.

Yeryüzündeki her şeyin karşılığı insanda olduğu için kokular insan üzerinde çok etkilidir. Onun için insanın sistemi çiçek ve çiçek kokularına ihtiyaç duyar; özellikle de gül kokusuna. İnsan beyni çiçeğin doğal rengiyle rahatlık sağlarken koku sistemindeki enerjiyi dizayn eder. Ama insan sistemi sınırlandırılamaz bir sistem olduğu için insanın yeryüzündeki bütün kokularla bağı vardır. Sadece kendisine uyabilenler olduğu gibi bir de uymayanlar vardır. Onun için en sevdiğiniz koku hangisiyse en çok o koku size uyuyor demektir. Onun doğal olanını bitki şeklinde odanızda bulundurursanız veya doğaya çıkıp o çiçeğin kokusunu içinize çekerseniz, sizde karşılığı olduğu için beyninizi inanılmaz derecede rahatlatarak onu hazır bir öğrenme seviyesine getirir, duygu ve hormonlarınızı dengeler, konsantrasyonunuzu sağlar. Bir şekilde şefkat, merhamet ve masumiyet duygularınızın kabarmasına yol açar, affediciliğinizi ön plana çıkarır. Böylece bir kişiye ne kadar sinirli olursanız olun, o an yaşamış olduğunuz duyguyla karşınızdakini genelde affedersiniz. Ya da çiçekten almış olduğunuz görsel ve duyusal zevkle kendinize, çevrenize ve yeryüzüne olan sevginiz ve ilginiz artar. Diğer yandan görsel zenginliğiyle koku, insanın beyin sistemini açar ve siz farkında olmasanız bile yeryüzüyle en ektin şekilde bağınız olduğunu fark etmenizi sağlar. Bu da kişinin yine farkında olmadan özel bir varlık olduğu hissine kapılmasına yol açar.

Saydığımız bu etkenlerle beraber daha güzel, daha sağlıklı ve daha bilinçli bir aşamaya geçmek istiyorsanız, doğal ve sevdiğiniz kokuların yanı sıra, gece uykuya dalmadan önce ekranda belgesel gibi rahatlatıcı ve pozitif şeyler izleyin ya da hayal dünyanızda pozitif ve güzel bir dünya hayal ederek uykuya dalın. İhtiyaç duyacağınız yetenekleri kazanmak için hafif bir müzik, bir mum veya doğal bir kokunun eşliğinde öğrenmek istediklerinizi hayal dünyanızla süsleyerek bir videoya kaydedin, sonra da sesini açarak uykuya dalın. Bu yöntem, öğrenme olasılıklarınızı çok daha etkin ve aktif hale getirecektir.

 

Rüya Denklemi
Bilinçaltına yükleme yaparak ruhumuza yükleme yaptığımız gibi, ruhlar aleminde birbirini tanıyan ruhlar kader planı dahilinde ortak bir denklem oluşturmak üzere bunun hazırlığını yapabilir ve gündelik hayatta bedenlerini buluşturmak üzere ruhlar aleminde bilinç altına yükleme yapabilirler. Hani olur ya, bazen birileriyle tanışırız ve sanki o kişileri önceden de tanıyormuşuz hissine kapılır ve hiç yabancılık çekmeyiz. İşte bu gibi durumlar, uyanık halde tanışan kişilerin ruhlar aleminde zaten tanışmış, ortak kader planı ölçütünde yaşanacakları beraber kurgulamış, bunun bilgisini bilinçaltına yüklemiş ve bedenlerinin bir araya gelmesiyle bütün sistemlerinin bundan tatmin olmuş olmasından kaynaklanır. Bunun bilgisi ruhun hafızasında kayıtlı olduğundan, bu tür karşılaşmalarda bedensel ve çevresel kalıplar etkisiz kalır ve kişiler çabucak kaynaşırlar.

En temelinde ruhlarımız zamandan ve mekandan bağımsız olduklarından ruhlar aleminde bütün sistemi gözlemleyebilme yetisine sahiplerdir. Sistemi gözlemleyebildikleri için de o sistemin argümanlarından kimleri nasıl bir araya getireceklerini, kimleri kullanarak bir başkasıyla bir araya geleceklerini bilirler. Kader planı dahilinde bir denklemin kurgulanabilmesi için onlarca, hatta yüzlerce ruh ortak bir çalışma içerisine girebilir. Ruhlar aleminde ruhumuzu sınırlandıran hiçbir unsur olmadığından ruhlarımız diledikleri yere ruh birliği ağını kullanarak anında seyahat edebilir. Bu sistem sayesinde bir ruhun aynı anda milyonlarca farklı ruhla bağlantıya geçmesi mümkündür. Onun için ruh birliği de dediğimiz ve bütün ruhların ortaklaşa denklem oluşturabildikleri bu yapı, varoluşun en kapsamlı ve de en hızlı bilgi-işlem veri akışına sahip bir ağdır. Bu ağ sayesinde, diyelim birimiz bir diğer kişinin annesiyle tanışacak, ruh bunu önce kendisine yakın bulduğu o diğer kişiden geçecek şekilde tasarlayabilir. Ruhlar birbirlerine; “Sen onla tanışacaksın, sonra onu oradan getireceksin, sonra da onunla onu bir araya getireceksin” diye yükleme yaparlar.

Ruh denkleminde oyun kurucu olanlar özellikle güçlü ruhlardır. Ruhlar, bazı durumlarda işlevsel olarak doğrudan birbirleriyle temas kuramayacaklarını bildikleri için bazı ortak kararlar alır ve o kararla birlikte de ağı harekete geçirirler. Diyelim bir ruhun bir başka ruhla doğrudan buluşma imkanı ya da gücü yok. O zaman diğer bir ruhu araya sokarak onun hedefteki kişiyle kendisini buluşturmasını sağlayabilir. Diyelim sizinle dünyaca ünlü bir kişi bir araya gelecek. Sizinle o kişinin ruhu ruhlar aleminde bir araya gelerek bunun planlamasını yapar. Sonra bedenlerinizi de bir araya getirmek için ortak denklem kurarsınız. Bunu yaptığınız andan itibaren sistem çalışmaya başlar ve aradaki ruhlar, ruh birliği sayesinde sistem ağını örmeye başlarlar. Siz o kişiyle bir araya geldiğiniz andan itibaren ikiniz de birbirinize hiç yabancı gelmezsiniz çünkü zaten tanışıyorsunuzdur. İşte bu, ruhun yapmış olduğu bir denklemdir. Yani kişinin ruhun bilinçaltına yükleme yapması gibi ruh da kişinin bilinçaltına yükleme yapabilir.

Denklem hep aynı şekilde çalışır; gece tasarlanır, gündüz yaşanır. Yaşayacaklarımızı gece tasarlayan ise ruhumuzdur. Gündüz ise ruhumuzun tasarladıklarını hayata geçiririz. Dolayısıyla yaşadığımız her şey, aslında gece ruhumuz ruhlar alemindeyken çoktan tasarlanmıştır. Ve bütün bu tasarılar, önceden de belirttiğimiz gibi kaderimiz ve seçimlerimiz dahilinde gerçekleşir. Ruhun en etkin olduğu hal bedende olduğu hal olduğu için, ruh bedenindeyken Yaratıcı’dan kaderine müdahale etmesini talep ederse, O’nun müdahalesi sonucunda ertesi günden itibaren kurulacak olan denklem de değişir. Dolayısıyla, bizler çabamızı ortaya koyarak kader planımızı O’na teslim ettiğimiz durumlarda, ruhumuz da ona göre bir denklem tasarlar. Çünkü Ruhumuz O’nundur. O’ndan ayrı olmadığı için de rüya denklemi dediğimiz hadise tamamen olması gerekenler üzerinden kurgulanır. Ancak gerisi ruhların gayret ve çabasına bağlıdır.

Rüya denklemini en etkin şekilde yaşayanlardan bir grup da hamile kadınlardır. Hamile bir kadın rüya denklemine içinde barındırdığı ruh veya ruhlarla birlikte çıkabilir. Bu olduğunda, bu sefer ev sahipliği yaptığı ruhlarla bir bütün halinde ruhlar alemine geçiş yapmış olur. İçinde taşıdığı ruhlarla enerjisi birleşerek geçiş yaptığı için de bu süreçte çok daha güçlü olur. Bu sefer sisteme ve rüya birliğine erişmesi, geleceğe dair rüyalar görmesi daha etkin olur. Bazense hamile bir kadının karnındaki çocuğun kaderinin yazılışına rüya halinde şahit olduğu da olur. Ama çoğu zaman bu veri hafızasından silinir. Fakat her ne olursa olsun, hamile bir kadının rüyası her zaman için daha etkindir.

Ruhun denkleme girebilmesi için en yakın gece enerjisine ihtiyacı vardır, bunun için de belli bölgelere gitmesi gerekir. Örneğin, eğer kişi gündüz uykuya geçtiyse, ruhu dünyanın o anda gece enerjisi olan bölgelerine gitmek durumunda kalır. Ama bazı durumlarda ruhun farklı coğrafyalara geçiş yapamadığı olur. Geçiş yapamadığı zaman ise bedeninin olduğu yere geri dönmek durumunda kalır. Bu sefer, ruhunun gücü sınırsız olduğundan, bedeninin uykuda olduğu yerdeki diğer insanlarla, onlar o esnada uyanık da olsalar bir rüya denklemi kurar. Ancak bu denklem, gece insanların çoğu uykudayken ruhların ortaklaşa kurduğu rüya denklemine benzemez. Bir ruhun bedeni uyanık olan ruhlarla kurduğu denklem ona rüya olarak gösterilse bile o esnada tam bir rüya tasarımı söz konusu olmaz. Ama ruh bunu bir rüya denklemi olarak görür.

Normal şartlarda, uykuya geçtiğimiz andan itibaren görevli meleklerin çoğu göğe çekildiğinden, sağımızdaki ve solumuzdaki meleklerin sevaplarımızı ve günahlarımızı kaydetme işlevi o noktada kalkar. Ama bizler uyku düzenimizi değiştirerek gündüz vakitlerini uyuyarak geçirdiğimizde, aynı döngü içerisinde geceleyin göğe çekilmesi gereken melekler bizimle birlikte sabaha kadar beklemek zorunda kalır ve bizlerin sabaha karşı uykuya dalmasıyla diğer melekler gökten inerken onlar göğe yükselir. Nitekim, gündüz uyurken saldırıya uğramamamızın sebebi, meleklerin gündüz yeryüzünde olmalarından kaynaklanır. Bize eşlik eden meleklerin göğe çıkmaları gereken vakitte göğe yükselememesi sistemde boşluğa ve sıkışmalara yol açar. O nedenle herkesin kendi bölgesinde gece saatinde uykuya dalması çok önemlidir.

Elbette hayatlarımız düz bir çizgide gitmez. Çoğu zaman iş seyahatleri veya başka nedenlerle uyku düzenimiz şaşabilir. Ancak işimiz nedeniyle yaşadığımız topraktan çok uzaklarda uyku döngüsüne girmemiz, oralara bedenimizi de götürdüğümüzden bir sorun teşkil etmez. Fakat, ruhumuzun bedenimizin bulunduğu yerden uzaklara taşınması, gittiği yerin kodlarıyla bizim kodlarımız uyuşmadığından ve bu durum beden sinyallerimizin zayıflamasına yol açacağından, bedenimizin çok daha zayıf ve korumasız kalmasına neden olur. Hem bu nedenden hem de melekleri bekletmiş olmamızdan ötürü çoğu zaman sıkıntı yaşarız. Üstelik yarın ki ruh denklemini diğer ruhlarla tasarlamamız gerekirken, ruhumuz hiç beraber olmadığı farklı kıtadaki ruhlarla denklem kuramadığı için bir bocalama dönemi yaşar. Dolayısıyla diğer ruhlarla aynı uyku döngüsünde ilerleyen herkes işini ve hayatını tasarlayıp uygularken, biz bu süreyi uzak diyarlarda başıboş geçiriyor ya da kendimiz gibi başka ruhlarla sınırlı bir denklemin etrafında dönüyor oluruz. Örneğin bu gece uyumazsak yarını tasarlayamaz veya iki önceki gün tasarladıklarımızla yetinmek durumunda kalırız. Dolayısıyla sabahlamak diye tabir ettiğimiz geceyi uyanık halde geçirme durumu hem günü tasarlayamamamıza hem bedenimizden uzakta olduğumuz için sistemimizi besleyemememize hem de yalnızlaşmamıza yol açar. Yine de en temelinde hepimiz aslında gün içerisinde neyi yaşayacağımızı ve de ne yapacağımızı biliriz. Bazen öleceğimizi bile biliriz. Bir iki ay öncesinde bunu hissedip bütün sevdiklerimizle ruhlar aleminde vedalaştığımız bile olur.

Rüya denklemi içerisinde de ruhun eğitimi vardır. Eğitimi olduğu için bazen derler ki “Ne kadar gönülden konuşuyor.” Bu, medeni dünyanın ilmine göre olacak bir şey değildir. Bu tamamen ruhumuzun ruhlar alemindeki ilminden kaynaklanır. Çünkü ruhun fiziki boyutunda ilmi olduğu gibi ruhlar alemi de dediğimiz fizik ötesi boyutunda da bir ilmi ve şu an halihazırda devam eden bir eğitim süreci vardır. Dolayısıyla bu “gönülden” konuştuğunuz durumlar, ruhunuzun kendini ruhlar aleminde yetiştirmesi, bilgilenmesi ve bunun sonucunda bildiklerini aktarmasıdır. Dolayısıyla aslında konuşan ruhunuzdur. Ruhun konuşması, diğer ruhlar üzerinde daima tesirli olur. Çünkü ruh, bunun ruh birliğine ait bir bilgi olduğunu bilir. Nitekim “Rabbim” dediğimiz, bizim gönlümüze sığmış olan ruhumuzdur. O bize şah damarımızdan daha yakındır, çünkü ruh O’nundur, O’dur.

Evet, bu zamana kadar insanoğlunun geleceğe gidemeyeceği söylenmiş olsa da rüya ilmini gerçekten bilen ve bilinçaltına gerekli yüklemeleri yapan ruh geleceğe gidebilir. Gelecekte gördüğü bilgileri alarak beyni bilgilendirebilir. İnsanların bir zamanlar kahin dediği kişilerin bunu bilinçsizce gerçekleştirdiği görülmüştür. Zamanında sadece kahinlerin gerçekleştirebileceğine inanılan bu gerçeklik, aslında tüm insanların donanımında mevcuttur. Çünkü ruh için zaman ve mekan yoktur ve ruh gelecekten haber alabilir. Bugün yeryüzündeki dini inanışlara göre geleceği sadece Yaratıcı görebilir. Fakat ruh zaten Yaratıcı’ya ait olduğundan, gerekli şifreler yüklendiği andan itibaren o şifreler içerisinde geleceği de görebilir. Bu da ancak Yaratıcı’nın izin verdiği ölçüde, belli bir bilinç seviyesine ulaşan insanlar tarafından gerçekleştirilebilir. Peki nedir bu şifreler? Bilinçaltına yükleme yapmak ve bütün sistemi ona göre inandırmaktır. Bununla ilgili bilinçaltımıza yine kayıt yöntemiyle nasıl yükleme yapabileceğinize gelirsek:

Diyelim geleceğe gitmek istiyorsunuz. Ruh denkleminde gelecekle ilgili merak ettiğiniz neyse önce onun ses kaydını yapın: “Ben gelecekte A kişisiyle ilişkimin olup olmayacağını görmek istiyorum” ya da “Ben şu tarihte şu sınavımdan geçip geçmeyeceğimi görmek istiyorum” ya da “Ben ileride zengin olup olmayacağımı görmek istiyorum” gibi. Kaydı hazırladıktan sonra uykuya dalarken bilinçaltınıza bu kodlamayı yapın. Uyku durumunda beynin yüzde 100’ü açıldığı için kodlamaların hepsini alır. Aldığını, zaman sürecindeki bir denkleme koyarak o anda sizin ihtiyacınızın yoğunluğuna göre hangi seçeneği seçtiyseniz o seçeneği yükler ve sizi geleceğe gönderir.

Bu noktada kişinin buna inanması çok önemlidir. Kendini buna inandırdıktan sonra kişi isterse ruhunu geleceğe gönderebilir. Peki, bir insan kendini buna nasıl inandırabilir? İnsanın kendi kendisini ikna etme mekanizmaları vardır. Mesela ilk etapta yalan söyleyen bir insan bunu kendisine kabul ettiremez. Bir aşamaya geldikten sonra ise bunu normal karşılamaya başlar, çünkü söylediğine kendi de inanmaya başlamıştır. Hatta yalan söyleyen kişi çift karakterli şizofrenik bir duruma bile gelebilir. İşte, tıpkı insanın yalan söyleme mekanizmasında söylediklerini kendisine kabul ettirmesi gibi, gelecekle ilgili sıkıştığı ve gerçekten ne olacağını görmek istediği zamanlarda da bunu beynine yükleyerek kabul ettirebilir. Bu noktada beyin artık böyle bir sorunu olduğunu kabul eder ve bunu bilinçaltına atar. Uykunun en derin halinde yüzde 100 açılan beyin, bilinçaltında gördüklerini ruha yükler. Kendisine yüklenmiş olan bu bilgiyle beraber ruh denklemine dahil olan ruh, ruh birliği denilen bilgi ağı sayesinde gelecekle ilgili mesajları görebilir ve çözebilir. Bunun da ötesinde ruh, geleceğiyle ilgili görmüş olduğu ve olmasını arzu etmediği gerçeklikleri dünyada ve ruhlar alemindeki yaşantısında bu sayede değiştirebilme şansına sahiptir. Bilinçaltına yerleştirme yapılarak ruhun yönlendirilmesi yöntemiyle, insanoğlunun hiçbir teknolojinin çözemeyeceği iletişim ağını kullanabilmesi mümkündür. Çünkü asıl teknoloji insandır. Hiçbir şeyin barındıramayacağı teknolojiyi kendi içinde o barındırır.

Bilinçli Seyahatler
Aslında yaradılışımız gereği gece uyku halindeyken yaşamış olduğumuz bu seyahatleri gündüz de gerçekleştirebiliriz. Yani, uykuda olduğumuz hal içerisinde nasıl ki ruh serbestçe gezebiliyorsa, kendi şifrelerini çözerek o seviyeye gelen ruhun bu seyahatleri normal hayattayken de bilinçli olarak gerçekleştirmesi mümkündür ki insanoğlu bunu bir gün gerçekleştirecektir. Bütün insanların ruhları bu seyahatleri yapmaya uygundur. İnsan, bilincini arttırarak bu seyahatleri öğrendikçe gündüzleri dahi kendini bir nevi uyku haline getirerek ve beynindeki belli sistemleri kapatarak ruhuna bu seyahatleri yaptırabilecektir. Fakat, nasıl ki insanoğlu rüya ilmine henüz tam manasıyla ulaşamadıysa, bu gerçekliği tam olarak keşfedemediğinden bunu yapabileceğinden de haberdar değildir. Yoksa bizler tahmin ettiğimizin ya da bugüne kadar bize öğretilenlerin çok ötesinde olan varlıklarız.

İlerleyen yıllarda, insanlığın kendini ve yaradılışı keşfetmesi ve şifrelerini çözmesiyle beraber, dünyadaki haberleşme ağı insanlar üzerinden yapılacak ve ruhlar haber alınması gereken bölgelere doğrudan seyahatler yaparak orayı anında görebilecekler. Günümüzde dinleme cihazları ya da başka yöntemlerle edinilmeye çalışılan istihbarat bilgilerine bu yöntemle ulaşılacak ve bu sistemi en iyi şekilde kullanan ve bir yere kendisini diğer ruhlara hissettirmeden gidebilenler istihbarat ajanı olacaklar.

Ruhun bir diğer özelliği de uyku halinde yaşamış olduğu denklemde sıkıştığı noktada, bedeninde bıraktığı kısmını geri çekmesiyle beraber bedende meydana gelen hasarı tedavi edebilme şansına sahip olmasıdır. Ruh, bir hayat merkezi ve enerji kaynağıdır. Eğer ki ruh, uyku
esnasında bilinçli bir rüya gerçekleştirir, kişi de bunun farkında olursa sistemini de bedeninin tedavisi için açar ve ona göre koruma talep ederse, o zaman yaşamış olduğu denklemin içerisinde ana enerji kaynağına başvurarak kök hücre üretimi gerçekleştirir. Kök hücre üretimiyle beraber bedendeki hasarlı bölgeyi de tedavi edebilir. Nasıl ki ruh henüz doğmadan, en saf haliyle, anne rahmindeki bir bebek olarak annenin hasarlı organını kök hücre üreterek tedavi edebiliyorsa, dünyada da kendisini anne karnındaki o en saf ve parlak haline getirebildiğinde bunu bilinçli olarak gerçekleştirebilir. Günümüzde, aynı yöntemle kök hücre üreterek kendi kendini bilinçsiz olarak tedavi edenler de mevcuttur.

İleri ki yıllarda, talep olması halinde, ruh, rüya ve seyahatlerle ilgili görmüş olduğum diğer teknik ve tatbiki bilgileri de sîzlerle paylaşacağım. Rüya bilimi ve ilimi doğrultusunda vermiş olduğumuz bu bilgilerle beraber, insanlar kendilerindeki bu gerçekliği görme ve onu bu doğrultuda kullanma noktasında ilerleyebilirler. Bilinçaltına yükleme yoluyla ruhu yönlendirme tekniğini dileyen herkes uygulayabilir. Bunu uygulayan her insan, bunun yeryüzündeki bir sırrın daha açığa çıkması demek olduğunu görecektir.

Hangisi rüya?
Rüyayla ilgili şimdiye kadar anlattıklarım hep bu dünyayla ilgiliydi. Gelin bir de öbür dünyayla ilgili olan rüya denklemi nasıl gerçekleşiyor onu irdeleyelim.

Gündüz yaşadığımız bu hayat mı, yoksa rüya diye tanımladığımız gece alemi mi gerçektir? Rüya olan çok güçlü olduğu halde, gece uykuya daldıktan sonra bütün bedenimizi etkisiz hale getiren ve beynin yüzde 100’lük kullanımıyla beraber gerçek alemde sınırsızca bir şeyler yaşayan ruhumuz mu, yoksa gerçekten bu dünyada yaşamış olduğumuz sistem içerisinde hiçbir şeyin kalıcı olmaması mı? Zevk yaşıyorsunuz, korkuyorsunuz, cesaretli oluyorsunuz, hepsi bir yerden sonra geçiyor. Acıkıyorsunuz, yerini tokluğa bırakıyor. İnsan susama işlemini gün içerisinde birçok defa yaşıyor. Sigara içiyorsun bitiyor. Korku yaşıyorsun, korku yerini endişeye, endişe yerini hüzne, hüzün yerini sevince, sevinç yerini aşka, aşk yerini ekonomik kaygılara, isteklere, inanca bırakıyor. Hep bir rüya şeklinde, insanı ayakta tutmaya çalışarak biri yerini bir diğerine teslim ediyor. Bunlar, sanal bedenin gereklilikleri olduğu için görülen rüyalardır. Hani rüyanın kalıcılığı olmaz, hissiyatı devam etmez “Bir rüya gibiydi” deriz ya, tamamı ve devamı olmayan hisler yaşadığımız bu dünyada aslında bizler bir rüyada yaşıyoruz. Dünya hep kendi etrafında döner, güneş her gün doğar. Hiçbir şey yerini değiştirmeden, sistem her gün aynı şekilde ne zaman bulut doğuracağını ve ne zaman yağmur yağdıracağını bilir. Her şey ne kadar sıradan, ne kadar da aynı…

Bu rüyadan uyanarak gerçek olanın peşine düşmemiz gerekiyor. O zaman gerçeklikle rüyalarımızı zenginleştirebiliriz. Bu dünyayı, yani rüya alemini bir sınav gibi düşünelim. Bu sınavı da güzel sanatlar akademisine giriş sınavı gibi. Bizim görevimiz, o resmi en iyi şekilde yapmaktır. Resmini en iyi şekilde çizen tam puan alır. Bu rüya içerisinde herkes çizmiş olduğu rüyayı oynuyor. Herkesin kendisinin çizdiği bu rüyaya da ruhun kaderi diyoruz. Dünyadayken yaşadıklarımız aslında ruhun rüyasıdır. Bu dünyaya gelirken Yaratıcı bize rüya görme şansını vermiştir ve biz aslında bu rüyayı görürüz. Sanal, simülasyon bir oluşum, bir animasyon gibi düşünün. Dünya, ruhların yarattığı animatik bir sahnedir. Ruhlar aleminde olan ruhların hepsi, aslında uyanık olduğumuz zamanlarda rüya görmekte ve yaşadığımız her şeyi resme dökmektedir. Uykuya daldığımızda onlar gerçek alemde yaşıyor, biz ise olanları şifreli halde rüya şeklinde görüyoruz. Öbür dünyadaki ruhlarımızla bağlantıya geçmemizin yoluysa beynimizin yüzde 100’ünü kullanmaktır.

Ruha bu dünyaya gelince çok önemli bir şans verilir. O şans, o bedeni ruhuyla ışıldatmak ve onun seviyesini arttırmaktır. Bu zamana kadar gelmiş olan bütün inançların, dinlerin ve peygamberlerin getirdikleri, bu alemin nasıl yaşanacağıyla ilgili yaradılıştan gelen bilgilerdi. Onlar bu rüya aleminin elçileriydi. Bu rüyanın nasıl dizayn edileceğiyle ilgili gerçek alemden bulunduğumuz rüya alemine, bu rüya doğru şekilde yaşansın, bu resim doğru şekilde çizilsin diye haberler ve şifreler getirdiler. O bedenlerden canlanabilmesi için o ruha, o ruhun da o kafesten kurtulabilmesi için ışıldayan o bedene, gerçek aleme geçeceğini ve kurtulacağını bildirmek üzere o bilgileri ilettiler. Ruhların bu dünyaya bir beden içerisinde gelmelerinin nedeni, bedenleriyle bütünleşerek hayat bulmaları içindir. Ruh, bedensiz bütün alemlerin üzerine, sonsuz ve gerçek olan asıl aleme çıkamaz. Orada yaşayabilmesi için oraya bir bedenle çıkması lazımdır. Yani ruhlar ancak bedence kurtuluşa erebilirler. Bu yüzden, rüya dediğimiz bu dünya alemine ne kadar bilinçli yaşar ve ruhumuzla bedenimizi ne kadar bütünleştirirsek o zaman ruhumuz o bedenle ışıldayarak gerçek aleme intikal edecek ve ruhumuzun sonsuz ıstırabı ve hapsi sona erecektir.

Ben, bütün hayatımı hep orada yaşadım, burada da rüyalar görmeye devam ettim. Sizler galiba hep burada yaşayıp orada rüyalar gördünüz. Gelin hep birlikte gerçek olanla yaşayarak burayı bir rüya olarak görelim ve buradaki rüyalarımızı güzelleştirelim. Bu rüyayı şekillendirmek ve güzelleştirmek bize kalmıştır. Bu rüyayı güzelleştirecek ve şekillendirecek olan ise dişil olandır. İnsanoğlu aslında bir rüyadan ibaret olan bu dünyaya gereğinden fazla yöneldikçe gerçek olan alemi kaçırır. Bu dünya bir matriks ve bizler bu matriksin içerisinde birbirimizi bulacağız. Dişil enerjinin anahtarımız olduğunu bilecek ve onunla bu rüyadan uyanacağız. Aksi halde bu rüya hepimizi kendi içerisinde çatışmalara sürükleyecek ve orada bağlı olduğumuz ruhumuzu zedeleyerek ona zarar verecektir.

Sizler, bu gerçeklikle ruhlarınızın bütünlüğünü sağlayacaksınız. Bilim veya ilimle değil, kendi içinize yerleştirilmiş olan bilim adamları ve bilim kadınlarıyla dişil enerjinin merkezini harekete geçirecek, onunla sistemi okuyacak ve ruhlarınızı ruhlar aleminden buraya davet ederek gücünüzü ve farkındalığınızı arttıracak ve ışıldayacaksınız. Sonsuz zevklerin, sonsuz hayatın yaşandığı aleme ruhunuz ve bedeninizle birlikte intikal edeceksiniz. O zaman sonsuz ve gerçek olan Yaratıcı’nın aleminde, oraya uygun bedenimizle var olarak O’nunla bir olabiliriz. Sanal olmayan sonsuz gerçeklikte, bu dünyadaki gibi geçici duyguların, hüzün, sevinç ve zevklerin olmadığı, her şeyin sonsuz olarak devam ettiği o muhteşem gerçeklikte var olabiliriz.

Enis Timuçin

Ruhlarınız Hatırlayacak

Timen Yayınları

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s