UYANIN VE HAYAL KURUN – PAT MESITI

HAYATINIZI DEĞİŞTİREBİLİRSİNİZ – Bölüm I

Büyüklük İçin Yaratılmış

Okuldayken bile genç insanlarla etkileyici bir şeyler yapabilmenin hayalini kurardım. Onların canlılıklarını, özgün düşüncelerini, cesaretlerini ve maceraperest ruhlarını seviyordum. Ben büyüdükçe pek çoğunun gelecek için ümitlerinin kalmadığını gördüm ve bu beni daha olumlu çalışmalara itti.

Gençlik gözlemlerim, şimdi binlerce ilk, ortaokul ve üniversite öğrencisine, okullarını bırakmış çocuklara ve iş dünyasındaki insanlara ümit ve olumlu mesajlar veren uluslararası bir kuruma dönüştü.

Bu hayali neden bir sonraki nesile ulaşmak için kur­dum? Kötü bir çocukluk geçirmiş olduğum ve diğerleri­nin benim yaşadıklarıma maruz kalmalarını engellemek istediğim için miydi? Muhtemelen bununla bir ilgisi var­dır. Ama asıl neden, şartlarımın kurbanı olmak istemeyişimdi.

Büyüklük için yaratılmış olduğumuzu erken kavra­dım. İnanılmaz derecede yaratıcı ve duygusal yaratıkla­rız. İçimde bir şey kıpırdandı ve içinde bulunduğum durumları kabullenmenin verdiği uyuşukluktan “uyandım”.

“Uyanmak” hayallerinize ulaşma yolunda atacağınız ilk adımdır.

Dünyanın dört bir yanında devamlı genç insanlarla, iş adamlarıyla ve din adamlarıyla ilişkiler içindeyim. Nereye gidersem gideyim insanların potansiyellerini boşa harcadıklarını görüyorum, çünkü harekete geçmek ve bir şeyler yaratmak için sebepleri yok. İşte bu, benim deneyimlerimi ve tüm olumlu materyali bu kitapta toplamamı sağladı.

Umarım insanlara kendilerini ve dünyalarını değiş­tirmede yardımcı olur.

 

DAHA NE KADAR UYUYACAĞIZ? – Bölüm İki

Bu toplumumuzda trajik bir durum ama, pek çok insan günde 24 saat uyuyor. İçlerinde yanan bir ışık yok.

Onlar “yürüyen ölüler”. Neden hâlâ uyanmamışlar? Bunun için pek çok sebep var.

İnsanlar ilgisizlik, kayıtsızlık, rahatlık, ağırdan alma huyları yüzünden ve işlerin eninde sonunda biteceğini düşündüklerinden uyumaya bu kadar eğilimliler. Hayatta hiçbir amaçları yok ve hiçbir şeyin tarafında da değiller. Belki de uyanmaktan korkuyorlar ve sıcak köşelerine bağlı kalmayı tercih ediyorlar.

Batı dünyasının hayata, “kimin umurunda?” düşüncesiyle ilgisizce baktığı söylenir. İnsanlar rahat bir şekilde bir şeyler elde edebilecek kadar çalışarak yaşarlar. “Kafanı yorma; her şey olacağına varır” derler. En iyisi yerine en azını yapmak isterler.

Uyuşukluk başarının en büyük düşmanlarından biri­dir. Motivasyonu, görüşleri ve talihi etkiler. Dildeki en çirkin kelime uyuşukluk olmalı. Uyuşuk insanların her zaman mazeretleri vardır. Bu da hayatta neden hiçbir ilerleme kaydedemediklerini veya bir şey yaratamadıkla­rını açıklar. En sık rastlanan mazeret ise tüm koşullar mü­kemmel olduğunda yapacakları büyük patlamayı bekli­yor olmalarıdır.

Gerçek şu ki, eğer olanakları değerlendirmezseniz yolunuza çıkan tüm patlamaları kaçırırsınız.

Og Mandino’nun söylediği bir şeyi seviyorum: “Önünüze çıkacak bir fırsatı değerlendirmek, hatta daha iyisi, kendi imkânlarınızı yaratabilmek için her zaman hazırlıklı olun.”

Silkinin ve Büyüyün

Neden bir rüyamız olsun? Daha olgun bir kişiliğe sahip olmak ve kendimizi geliştirmek için. Gelecekle ilgili bir görüşe, bir vizyona sahip olmak, silkinmemize ve bir şeyler meydana getirmek için gerekli becerilerimizi geliştirmemize yol açar.

Yaşayan Gençlik hareketinin oluşmaya başladığı ilk günlerde, temel olarak gençlere hitap edip onları çağdaş ve uygun olaylarla hazırlıyordum. Organizasyon büyüdükçe, aynı zamanda insanları organize etmekte, konserler, promosyonlar düzenlemekte ve finansman bulmakta oldukça beceri kazandığımı gördüm. Tabii ki bunları bir gecede öğrenmedim. Bazılarını kavramam zamanımı aldı ve bu sürenin gerginlik verici olduğunu hatırlıyorum. Ama bu deneyim hayati bir şeydi ve onun sayesinde büyüdüm.

Seçtiğim bir sözü size aktarmak istiyorum: “Her zaman ulaşabileceğinizden daha fazlasını hayal edin. Çağdaşlarınızdan veya atalarınızdan daha iyi olmak kaygısı taşımayın, sadece kendinizden daha iyi olmaya çalışın.” Görüşleriniz olmazsa sıradanlığın üzerine çıkamazsınız.

Önünüze çıkacak bir fırsatı

değerlendirmek, hatta daha iyisi,

kendi imkânlarınızı yaratabilmek için

her zaman hazırlıklı olun.

Bu yolda güçlü ve zayıf yanlarınızı öğreneceksiniz. Eskiden kendine güvenen biri değildim. Yaptığım işten emin olamazdım; aslında bazen biraz sinir bozukluğu yaşıyordum. İlk konuşmamdan önce o kadar çok endişeliydim ki eve hasta dönmüştüm ve bir arkadaşım bana bakmak zorunda kalmıştı.

Bugün, yıllarca konuşma, her yaştan ve her geçmişten insana yol gösterme ve pek çok oturumu idare etme denemesi bana daha büyük hayaller kurmak için gereken kararlılığı verdi.

Hayal kurmak sizi riskleri alan biri yapar. Sizi dışarıya çıkmaya, her zaman güvenli hareket etmekten vazgeçmeye ve inanmaya teşvik eder. Size gerçek amacınızı verir.

ÖZET

  1. Uyanmaya karar verin.
  2. Uyuşukluğa, tavize ve ağırdan almaya savaş açın.
  3. Hayattaki amacınızı belirleyin.
  4. Yeteneklerinizi ve becerilerinizi analiz edin.

Hayallere:

  1. Kendinizi geliştirmek için,
  2. Hayatınıza yön ve amaç belirlemek için,
  3. Dış etkenler tarafından denetim altına alınmamak için,
  4. Önemsiz olma halinizden kurtulmak için,
  5. Hayatınızdan daha fazla zevk alabilmek için,
  6. Diğer insanların hayatlarını iyi yönde etkileyebilmek için ihtiyacımız vardır.

 

KAFA VE AKIL – Bölüm Dört

Hayalinizi Belirleyin ve Ona İnanın

Bir kafa, iki kol, iki bacak, bir burun vs. ile doğduk. Bu kitabı hazırlamak için düşüncelerim ve deneyimlerim yağmur gibi yağarken onların aynı insan vücudunun parçaları gibi belirli bir sisteme sahip olduğunu fark ettim.

Bu şekilde düşünmek öğrendiğim şeyleri yorumlamamı ve anlamamı sağlıyor. Bacakları olmayan bir vücut koşamaz. Aklı olmayan bir vücut faaliyet gösteremez. İş ahlakından, hayal gücünden ve planlı çalışmadan yoksun olan bir hayalperest ilerleyemez. Bir vücut, tasarlandığı gibi çalışmak için parçalarının tamamına ihtiyaç duyar. Bir hayalperest de ilerleyebilmek için tüm karakteristik özelliklere sahip olmalıdır.

Peki, ben bu özellikleri nasıl belirledim? Onları hayal­lerinin peşinden giden diğer insanların hayatlarında gör­düm. Yalnızca güdüleme sağlayan kitaplarda okuduğu­nuz bilinen insanların değil, seyahatlerimde karşılaştığım hiç bilmediğiniz insanların da hayatlarında. Onlar benim ilham kaynaklarım oldu.

Bu çok uzun bir liste ama yılmayın. Bir hayal oluştuğu ve doğduğu gibi “bebeklikten” “çocukluğa” ve “yetişkinliğe” geçmeli. Bir çocuktan, yetişkinler gibi kararlar verip bir evi veya bir işi yönetmesini bekleyemezsiniz. Eğer yaşamınızın amacını belirlemenin ve ona yön çizmenin henüz başındaysanız, hedefinize gelecek ay ulaşmak zorunda olduğunuzu düşünmeyin. Hangi özelliklerin önemli olduğunu öğrenin, sabırlı olun ve onların azar azar gelişmelerine yardım edin.

Öyleyse başlıyoruz. Tepeden başlıyoruz, kafayla.

Kafa

Kafa vücudun en ağır organlarından biri ve en önemlisidir. Sinir merkezidir. Beş duyumdan dördü (görme, duyma, koklama ve tatma) burada yer alır.

Toplumumuzda asıl önem kafanın dış kısmına verilir, özellikle de yüze. Ancak iç kısım, aklınız, hayalleriniz, amacınız ve karakteriniz, asıl önemli olan kısımdır.

Hayat da bundan ibaret olabilir, dış görünüşten. Bazı insanlar pek çok miktarda para ve zaman harcayarak dış görünüşlerine özen gösteriyorlar ama içlerindekini unutuyorlar.

Dünyamızın yüzeyselliği onu boş ve sığ bir hale getiriyor. Aynı genç bir adamın istediğini alabilmek için kız arkadaşına “Seni Seviyorum” demesi kadar boş. Saygılı ve çok çalışan bir işçi işvereninden, sade bir teşekkürden çok daha fazla takdir görmeyi hak eder. Ya da ailesine önem veren ve inanan bir ebeveynin yasak ilişkiler peşinde koşması gibi yüzeysel.

Bir hayalperest

olayların önünde gider

ve omuzlarının üstünde

iyi bir kafa taşır.

Temel, cevher, moral, karakter; bunlar bir hayalperestin içinde olan şeyler. Gerçek hayalperestler derin ama eğlenceli, hoşnut ama tatminsiz, olgun ama içlerinde büyüme isteği olan insanlardır.

Hayalperestler yüzeysel insanların tuzaklarından etkilenmezler. Onlar gerçeği arzularlar. Dünyalarını etkileyecek faydalı bir hayat yaşamayı dilerler.

Sahte Başarı mı, Ruh Sağlığınız mı?

Yeşil bir çevrede şirin bir evin, yollardaki lüks arabaların, çocukların özel okullarda okumasının, denizaşırı ülkelerde yapılan tatillerin ve kılık kıyafetin “Ben başarıyım.” dediği bir toplumda yaşıyoruz. Hatta tüm bu şeyler limitlerine dayanmış bir düzine kredi kartıyla, kişisel kredilerle, uzun süreli kira kontratlarıyla ve sarsılmış maddi durumlarla desteklenmiş bile olabilir. Bu başarı mı?

Ruh Sağlığı

Hayalperestler gerçek sağlığın içten, karakter, dürüstlük, samimiyet, doğruluk, adalet ve insaf duyguları ve denge – hayatın sadece bir alanında değil her alanında mükemmele ulaşmak- gibi şeylerden doğduğunu fark ederler.

Bu özellikleri taşıyan, tipik bir orta sınıf mahallesinde yaşayan ve temiz ama ortalama bir sedan kullanan kişi, “komşusuyla sidik yarıştıran” kişiden daha çok gelişme temeline sahiptir.

Önemli olan içinde yaşadığınız daire değil, o dairenin içinde yarattığınız evdir. Size kişilik ve değer kazandıran şey kullandığınız araba değil, sürücünün özellikleridir.

Yüzünüzün ardındakiler, dış görünüşünüzden daha değerlidir.

Akıl

Bir hayalperestin aklı ileriye, olumluya yöneliktir. Görme yeteneği olan kişi, yaratıcı, çalışkan, azimli olan, çözümler üreten ve problemlere takılıp kalmayan kişidir.

“İnsan düşüncesini yaşar” diye bir söz vardır. Yani siz düşündüğünüz kişisiniz. Aklınız davranışlarınızı etkiliyor.

Aklımızın değeri en çok küçümsenen bölümü hayal gücümüzdür. Aynı zamanda en kötü kullanılan bölümü­dür de.

Var olan her şey, arabalar, evler, hatta sandalyeler ve kahve fincanları bile, birinin hayal gücüyle ilk hayal ola­rak ortaya çıktı.

Akıl düşünebildiği

ve inandığı her şeye ulaşır.

Kafanızın içinde geleceğinizi, başarınızı ve ulaşacağınız şeyleri hayal edebilirsiniz. Tekrar ve tekrar. Aynı renkli bir film gibi, sadece patlamış mısır ve kola yok.

Aklınızı düşünmeye ve inanmaya ayarlayın.

Başarınızı Hayal Edin

Şunu düşünün: Siz sadece kendi kendinize koyduğu­nuz sınırlarla çevrilisiniz. Hayatınızdan memnun olduğu­nuzu hayal edin, içinde yaşamak istediğiniz evi, destekle­mek istediğiniz organizasyonları ve olayları da. Elde etmek istediğiniz kariyeri ve bunun yaratacağı etkiyi hayal edin.

Sevgi dolu ve destekleyici bir aileyi hayal edin. İnsan beyninin gücü ve hayal kurma kapasitemiz Tanrı tarafından yaratılan, bizim aklımızın alamayacağı kadar muhteşemdir.

Yaşadığınız katı bir ev mi yapmak istiyorsunuz? Hayal edin. Tatillerde ülke içinde veya denizaşırı yolculuklar mı yapmayı istiyorsunuz? Hayal edin. İdareci veya bir numaralı satış temsilcisi mi olmak istiyorsunuz? Hayal edin. 10.000 dolarlık bir çek mi yazmak istiyorsunuz? Hayal edin. Yaşayan Gençlik için 10.000 dolarlık bir çek mi yazmak istiyorsunuz? Bunu kabul etmekten mutluluk duyarım!

Kendinizi sınırlamayın, büyük hayaller hayal edin, büyük mücadelelere girin.

Yaşayan Gençlik mitingleri yüzlerce kişiyi toplamaya başladığında önümde 1.000 kişiyi hayal ettim. Önümde 1.000 kişi olduğu gün kafamda 2.000 kişiyi görebildim. Şehirdeki, rock konserleri için olan, en büyük konser salonuna gidip kendimi sahnede hayal ettim. İnsanlar bana orayı nasıl dolduracağımızı soruyorlardı. Ben de onlara “Kafamda zaten oradayız,” diye cevap veriyordum. Bugün, ülkedeki en büyük spor alanını dolduracak kadar büyük bir kalabalık hayal ediyorum.

Sakin Bir Yer Bulun

Rahatlayabileceğiniz ve hayalinizi serbest bırakabileceğiniz sakin bir yer bulmak iyidir. Ben pek çok hayalimi araba kullanırken kurarım (merak etmeyin, gözlerimi açık tutuyorum!). Bu kontrolünüzü kaybettiğiniz tuhaf bir oyun değil. Aksine kontrollü düşünce.

“İnsan düşüncesini yaşar.” Menajerim Paul, kendisini bir grup insana konuşurken hayal eder. Mesajını kafasında hazırlar, insanları doğru zamanda ilgi gösterirken ve gülerken görür. Ve mesajını ilettiğinde bunun olduğunu görür.

Birleşik Devletler ‘de bir kısmı günlük idmanlara devam ederken diğer bir kısmı basket atmayı hayal eden bir basketbol takımı hakkında yazı okumuştum. Bir hafta sonra gelişmelerini karşılaştırmak için bir araya gelmişler. Kendilerini basket atarken ve maç yaparken hayal eden grup her gün idman yapan grup kadar gelişmiş!

Hayal gücünüz çok güçlüdür. Ama size karşı da çalışabilir. Aklını pornografiyle dolduran bir şirket yöneticisi hakkında başka bir hikâye okumuştum. Bu onun birisine uygunsuz bir davranış yapmasına yol açmış ve her şeyini, işini, ailesini ve kariyerini kaybetmiş.

Hayal Gücünüzü Besleyin

Hayal gücünüzü beslemeye ihtiyacınız vardır. Eğer yeni bir araba beğendiyseniz bir deneme sürüşü yapın, içindeki havayı koklayın, motorun sesini dinleyin, kaportaya dokunun. Renkli broşürler alın. Bu konuda heyecan duyun.

Heyecan ve hayal kurmak sizi

hayalince yakınlaştıracak yakıtlardır.

Çocuklar hayal güçlerini beslerler. Odalarının duvarları posterler, fotoğraflar ve modellerle doludur. Rock yıldızları, yarış sürücüleri, motorlar, uçaklar ve film yıldızları. Kendinizi geleceğinizle çevreleyin.

Eğer bu konuda kendinizi tatmin olmuş hissetmez­seniz size, yapmak istediğiniz şeyleri yapabilen insanları bulmanızı öğütlerim. Onları dinleyin, hayal güçlerini ve heyecanlarını görün. Yaşayan Gençlik hareketi başladı­ğında kahramanlarım olarak gördüğüm insanlarla şimdi aynı seviyedeyim.

Kokuşmuş Düşünceler

Genel “Bu daha önce hiç yapılmadı” mantığıyla olumsuz düşünmek pek çok büyük hayali engelledi. İşte olumsuzluğun yapabileceklerinin bir listesi:

  1. Olumsuzluk gelişmeyi önler, gelecek için planlarınızı engeller. “Olmaması için ” sebepler duyan bir insan sizce ne kadar istekli olur? Örneğin işiniz büyüyemiyor çünkü bu bir gerileme dönemi… Onu asla yapamayacaksın çünkü gerekli eğitimin yok… Veya asla kilo veremeyeceksin çünkü bunu daha önce başaramadın.
  1. Olumsuzluk olanaklardan çok özürler yaratır. Her olanak için özürü olan birine rastlayacaksınız. Bu olumsuzluğa ayarlanmış bir aklın biçimidir. Fakat bir hayalperest olanaklar yakalamalı ve ona dört elle sarıl­malıdır. Özürler bulmayın.
  1. Olumsuzluk inançtan çok şüphe yaratır. Olumsuzluk şüpheyle uyum içerisinde büyür. Genç insanların hayatlarını etkilemek için Yaşayan Gençlik’i büyütmek istediğimizde bize tavsiyeler veren insanlardan bile şüphe sesleri yükseldi. Başarının şüphenin olumsuz sesleri üzerine değil de inancın temelleri üzerine kurulduğunu çabuk anladım. Tanrı’ya inanç. İnsanlara inanç. Yaptığınız şeye inanç.
  1. Olumsuzluk (maalesef) kendi kendine ürer ve bu uyuşmazlığa ve bölünmeye yol açar. Olumsuz insanların kalabalıkta birbirlerini bulabilmeleri hayret vericidir. Etraflarına “Hayır, bu imkânsız, üstesinden gelebileceğimizden daha fazlasıyla uğraşıyoruz” diyen dalgalar yayarlar. Sıklıkla iş hayatında ve kilise ortamında insanlar bir liderin veya bir hayalperestin yolundan giderler ve yapıcı eleştiriler yaparlar. “Herkesin ne dediğinin farkında mısınız?” veya “Amacımıza ulaşamayacağımızı size söylemenin benim görevim olduğunu düşündüm çünkü…” gibi şeyler söylerler. Bir hayalperest olarak eleştirilerin size gözdağı vermesine izin vermeyin. Eğer bu size de olursa “Kim söylüyor?” diye kendinize sorun, Eleştiriyi olumsuzlukların nereden geldiğini bulmak için kullanın. Pek çok zaman “Herkes!” gerçekten sizin için üzülüyormuş gibi görünürler ama parmaklarını bile kıpırdatmazlar. Yaptıkları tek şey size olumsuz dalgalar göndermek ve size karşı birlik olmaktır. Olumsuzluktan başka hiçbir şey insanları küçültmez, onun için hayalinizi konuşun ve olumlu düşünün! Piskopos Fulton Sheen’in dediği gibi “Akıl devamlı geri kalan bir saat gibidir, onu devamlı iyi düşüncelerle ayarlamalısınız.” Bunu severim.
  1. Olumsuzluk başarısızlık zihniyetini besler. Olumlu insan başarabileceğini bilen insandır. Yapabileceğinizi de düşünseniz, yapamayacağınızı da düşünseniz siz doğrusunuzdur. Olumsuz insan başarma olasılığının olduğunu düşünen insandır.     
  2. Olumsuzluk amaçtan ve eğlenceden yoksundur. Fikirleriniz sizi duygusal olarak etkiler. Olumlu dü­şünce ve inancın eğlenceli ve tatminkâr bir hayat yara­tabileceği yerde olumsuzluk acı ve sağlıksız bir yaşam yaratabilir.                                                    
  3. Olumsuzluk yükseltmez, aşağıya çeker. Olumsuzluğa eğilimli bir insan her zaman hatalar bulur. Olumluya eğilimli bir insan her zaman cevaplar bulur. Japonların bir atasözleri vardır “Sorunu çöz, suçu kimseye yükleme.” Basit ve çok doğru.                                                                                                                                                       
  4. Olumsuzluk hayal kurma kapasitesini baltalar. Olumsuzluk sınırlayıcı, bir etkendir. Gidebileceğiniz ve işinizin büyüyebileceği kadar uzağa, bir spor karşılaşmasında kaydedebileceğiniz tüm puanlara, kazanmayı arzuladığınız paraya her zaman sınırlar koyarlar. Diğer yandan olumluluğun hiçbir limiti yoktur, yıldızları hedefler.                                                                                                                         
  5. Olumsuzluk kendi varlığını haklı çıkarır. “Şu anda olduğum insan olmama izin verildi çünkü bu bir aile geleneğidir. Yaşadığım yerdeki imkânsızlıklar nedeniyle daha ileriye gidemiyorum. İşim daha önce de kötüye gitmişti, bir kere düzeltmeye çalıştım ama bir da­ha yapamam.” Eminim bunlardan çok duymuşsunuzdur.
  1. Olumsuzluk ilişkileri kötüleştirir. Olumsuz insan her zaman diğerlerinin kötü yönlerini görecektir. Bir hayalperest ise her zaman iyi yönleri görecektir ve bu olumlu bir yaklaşımla olur.

 

İyi Veya Kötü Hissetmek Sizin Elinizde

Düşüncemizin hareketlerimizi etkileyişi gariptir. Nasıl davranacağınızı siz seçersiniz. Fred Smith’in You And Your Network (Siz ve Şebekeniz) adlı harika kitabını okudum. Fred bizim ruh halimizi seçtiğimizi söylüyor. Çok doğru. Moraliniz kötü olmak zorunda değil. Siz öyle olmasını istiyorsunuz. Öyleyse istemeyin. Düşüncelerinizi değiştirmeye karar verin.

Bugün pek çok insan çeşitli trajedilerin kurbanları. İş hayatındaki ve evlilikteki başarısızlıklar, çocukların suiistimal edilmesi, reddedilme, boşanma, sözle rahatsızlık vermeler, psikolojik baskılar, ırkçılık, ekonomik dengesizlikler vs. Bu tip insanlarla beraber olup onlara yardım etmek için hayatımı harcarken en büyük trajedinin bu insanların bir kısmının kurban olarak kalmayı seçmeleri olduğunu gördüm. Onlar bir “kurban eğilimi” geliştiriyorlar. Daha iyi olacaklarına daha haşin oluyorlar.

Ünlü satış eğitimcisi

Dale Carnegie’ın sözlerini düşünün:

“İçinde bulunduğunuz durum ve

kendiniz için üzgün olmak

sadece bir enerji kaybı değil

aynı zamanda sahip olabileceğiniz

en kötü alışkanlıktır.”

Hayatta nerede olduğunuz hiç önemli değildir. Önemli olan nereye gittiğinizdir. Herkes kırılır, herkesin üzüntüleri olur. İncinmek incinmektir, başarısızlık da başarısızlık. Nasıl paketlendiği önemli değildir. Tüm değişikliği yapan sizin vereceğiniz tepkidir.

Zafer Mantığı

Kurban düşüncesinin ardında yaşamanın en büyük etkenlerinden biri bir şeyi görmek ve ona ulaşmaya çalışmaktır. Eğer bir hayaliniz varsa “zafer mantığı” geliştirirsiniz.

Kenar mahallelerde yaşayan insanlar gördüm ama kenar mahalle onların içinde yaşamıyor. New York’ta genç insanlarla çalışırken karşılaştığım kıvırcık saçlı, kendisine en az beş kat büyük gelen pantolonu ve küçük pis ayakkabılarıyla dolaşan şirin çocuğu hatırladım. Omuzlarında iki kocaman su bidonu ve su pompası taşıyordu. Pompa ve bidonlar kendisinden büyüktü ama bu onu yıldırmıyordu. Çılgınlar gibi kaldırıma su sıkıyordu. Oyun oynadığını sandım ve ona “Hey ufaklık. Ne yapıyorsun?” diye seslendim.

Yıldırım gibi hızlı cevap verdi: “Bu şehri temizliyorum.”

Hayattaki başarınız geçmişte olan şeylere değil

gelecekte olabilecek şeylere bağlıdır.

Kenar mahallede yaşayan bir çocuk vardı ama kenar mahalle onun içinde yaşamıyordu. İşte ben buna hayal­perest derim. Bazıları bu hayalin sadece bir çocuğun hayali olduğunu söyleyebilirler. Ama ben hayallerin ger­çekleştiğini söylüyorum.

Büyük Düşünmek

Hiçbirimiz her konuda uzman değiliz. Geleceğiniz için planladığınız şeye ulaşabilmek için büyümenizin, düşüncelerinizi değiştirmenizin ve yeni beceriler kazanmanızın gerekliliği tartışılmaz. Görüş açınız sizi büyümeye ve üstün olmaya isteklendirir.

Aynı zamanda eğer hayal önemli değilse veya çok küçükse büyümek için güdülenemezsiniz. Bu nedenle BÜYÜK hayaller kurun.

Büyük hayaller kurmak için cesaretiniz olmalı ve onlara ulaşabileceğinizi bilmelisiniz. Size bir çocuğun gözlerindeki büyük hayaller ile ilgili, bir kitapta okudu­ğum örneği vermek istiyorum.

Bir adam kendisine doğru elinde o ana kadar gördüğü en büyük çubuk şekerin arkasında neredeyse kaybolmuş kızı gördüğünde, sıcak bir yaz akşamı deniz kenarında yürüyormuş. Yaklaşık altmış santim boyunda ve otuz santim eninde bir şeker. Adam gülmüş ve kız yanına gelince sormuş. “Senin gibi küçük bir kız bunun hepsini nasıl yer?” Kız tereddüt etmeden cevap vermiş: “Görüyorsunuz bayım, içim dışımdan çok daha büyüktür.”

Ne kadar büyüksünüz? Siz ve ben düşüncelerimizi genişletmeliyiz. Tek sınır sizin yarattığınız sınırdır. Tanrı bizim içimizi büyük yaratıyor ama hayat bizi küçültüyor. Her durumu değiştirin. Hepsi sizin düşünceniz. Hatırla­yın, büyük hayaller büyük hayalperestlerden çıkar.

ÖZET

Kafa

  1. Yüzeysel ve katı görünüşlü olmayın.
  2. Dürüstlük, samimiyet ve doğruluk gibi iç özelliklerinizi ortaya çıkartın.

Akıl

  1. Olumlu düşünün.
  2. Çözümleri hedefleyin.
  3. Yaratıcı bir hayalperest olun.
  4. Hayal gücünüzü kullanın.
  5. Ruh halinizi, davranışlarınızı ve tepkilerinizi seçin.
  6. Büyük düşünen biri olun.
Reklamlar

One thought on “UYANIN VE HAYAL KURUN – PAT MESITI

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s