ANAHTAR

YAŞAM

*Yaşam, kalbinden dışarı doğru yayılan zamanı ve bulunduğun hali varoluşun sınırlarına esneten bir özgürlük halidir.

*Yaşamınızın anlamını kavradığınızda -mutlu olduğunuzu hissettiğiniz şeyi yapmaya başladığınızda- iyileşmeniz başlar…

*Eğer hayatın genel bir tanımını arıyorsanız onu bulamazsınız. Dinamik ve değişkendir. Şimdi burada olan daima hayattır. Ama asla aynı değildir. Hayat yaşanandır, tıpkı akan bir nehir gibi asla aynı olamaz.

*Kültür ve birikim kendine güvenmen için vardır. Onlar olmadan kendimizi boşlukta sahipsiz hissederiz. Kişi kendi bilgeliğine açıldığında kültür yok olur. Sadece bilen ve bilinen var olur. Güvensizlik ve korku sona erer. Bu yaşamın asıl olan halidir.

*Mutlu olabilirsin her zaman. Mutluluk nesnel olmadığı için çok kişi tanımlayamaz. Bu yüzden mutlu olma girişiminde bile bulunmaz. Sadece aklına geldikçe gülümsemen yeterli. Yemek yerken gülümse … çünkü bu büyük bir şans. Yürürken gülümse … o daha büyük bir şans. Yaşadığın için gülümse, bu en büyük şans … Milyonlarca hücre arasından sen seçilmişsin. Daha ne olsun buna, düşünüp düşünüp gülünebilir bence.

*Büyümüş olduğunu içsel olarak bildiğinde artık her şey tamamlanmıştır. Tek yapacak şey kalır, tekrar çocuk olmak…

*Hastalık ve alışkanlıklarımızdan, onların bizi yansıttığını düşündüğümüz için vazgeçmeyiz. Dahası onları kendimizden bahsetmek için övgü kaynağı olarak kullanırız. Onlar olmazsa toplumda yer bulamayacağımızdan korkarız. Pek azımız bunların ileride rahatsızlık vereceğini ön görerek kurtulma yollarını arar.

SEVGİ

*Sevgiyi ifade et deselerdi şöyle derdim; sevgi uzaktan mavi görünen iri bir toptur. Evrenin tam göbeğinde duran. Üzerinde sevgililerin yaşadığı.

*Aşk temizce görmektir. Net görmektir. Ve sevilen, en net zihin olmadığında görülür. Zihin yoksa ego yoktur. Zihin yoksa taraf yoktur. Koşulsuz sevgi, zihnin perdesi düştüğünde kalpten bilinen sevgidir.

*Gerçek aşk, eksik bir durumdur. Bahsettiğim “aşk”a sadece aşkın kendisi olunarak ulaşılabilir. Varoluşta aşka tamlama eklenemez, ona düşünerek ulaşılamaz. Düşünerek tanrıyı bulamadığın gibi. O yüzden kafandan çıkan düşünce seni tanrı arayışında bir yola götüremez. Düşünerek Tanrıyı yorumlayanlara kızma. Kalbinden aşka inan, o zaman eksik olamazsın.

*Tüm herkes aşka bağlıdır. Ancak en az bir şart ileri sürüldüğünde aşk masumiyetini kaybeder. Aranılan bir şey olmaktan çıkıp sahiplik edilebilen haline gelir. Çok kişinin onu aramasına şaşırmamalı. Ama onu zihnin aramasına şaşırabilirsiniz.

*Gerçek aşk senin ona kendini anlatmak zorunda olmadığın, sesini duyurmak için boğazını patlattığın aşk değildir ki. Aşk hiç kişiliktir. Tek bile değildir ki. Onun içinde kaybolmuyorsan aşk değildir ki. Aşk her gördüğüne hayran olmak demek değil midir? Sonunda aşk da doğru anlaşılacak. Aşk, hiçliğe yok olurcasına düşmüş olmak olacak.

ZİHİN

*Sessizliğin de bir kaç türü vardır. Biri senin dışındaki sessizlik, ona gürültü diyebilirsin. Ne duymak istersen onu algılarsın. Biri sendeki sessizlik. Hiç gürültünün olmadığı yerde duyulandır. Ona bakarsan bir sessizlik daha bulursun, içindeki sessizlik. İçeri baktığında görünür sadece. Bulduğunda onsuz yaşam saraylarda bile yalandır.

*Zihni pürüzsüz, sessiz olana konuştuğunu duyurabilirsin ama ona bir şey söyleyemezsin. Ve onun sana bir cevap vermiş olduğunu duymuş olabilirsin ama söylememiştir.

*İnsanlara bekledikleri cevapları ver. Senin cevabın sana aittir onun sorusunun cevabı ona aittir. Her kişinin cevabı kendine özeldir. Öğrenemeyecek diye düşünme. Yaşam senin öğretinin üzerine kurulu değildir.

*Bazısı başkalarının fikirlerini kendininkiymiş gibi savunur. Bazısı sadece kendi fikri olsun ister. Bazısı başkalarının ve kendisinin fikirleri olduğunu bilir. Bazısı sadece kendi fikirleri olduğunu görür. Bazısı kendi düşüncelerinin akıp gittiğini ve ona ait olmadığını fark eder. Bazısı pek çoğunu gönderir ve bazısının hiç bir fikri yoktur.

Egomonya. Bir çok şey iki egonun birbirine üstün gelme mücadelesinden başka bir şey değildir.

*Herşey egosaldır. Şuna gidersem veya şunu yaparsam böyle olur zannı egosaldır. Bir ülke değiştirmek, bir yer görmek, daha çok kazanmak, daha az kazanmak egosaldır. Elbette onu devirmenin yolu mekanizmasını anlamaktır. Modern kölelik bir yerde insanın egosuna hizmet ederken bir yandan da onu yıkmaktadır. Çünkü olana müdahale edilemez. Siz tüm müdahaleler esnasında eğer müdahil olmadığınızı anlarsanız ego yenik düşmüş demektir. Yaşamın tüm fonksiyonu budur, yani yaşamı farkında olarak yaşamak. Daha iyi anlayalım; ego devamlı isteyen ve doyurulmak isteyen pozisyonundadır. Elbette ki o hiç tatmin olmaz. Ne kadar düşünce ve durum varsa o egodur. Tanımlayabiliyorsanız o egodur. Kim diyorsa ki “ben iyi yaşadım” egosunun hizmetinde yaşamış olur. Burada bir sorun da yoktur. Sorun egonun hizmetinde yaşadığını anladığında başlar. O zaman tüm hayat çöpe gitmiş olur. Tekrar başlanmak zorundadır. Yapılması gereken tüm şey egonun gölgesinde yaşandığının anlaşılması ve daima akılda tutulmasıdır. O zaman yapılanlar ile yapılmayanlar ayrışmaya başlar. İzleme zorunluluğu doğar. Her izleyici de bir gün mutlaka yapanı (kendini) izlemek durumunda kalır. Buna meditasyon diyebilirsiniz ya da tanrısallık; fark etmez. O sadece sessizliktir başka hiç bir şey değil…

ÖFKE

*Öfke karanlıkta anahtar deliğini bulamadığın bir kapı gibidir… ışık yakmak zorundasındır.

TANRI

*Ölümleri normal karşılamak için Tanrı acıyı yenebilme bilgisini verdi. Bu da yetmez dedi, onun algısını da verdi… Bu da yetmez dedi, kalbini verdi. Bu da yetmez kulum rahat etsin dedi, kendini verdi. Bu da yetmez dedi, çekip giderim kulum yerime geçsin dedi… Bunun da yetmeyeceğini bildiği için şöyle dedi; ben tüm evreni sizin için yarattım.

*Önce kendini unutan köprüden geçecek. Sonra tam kendini bilen… Daha sonra az kendini çok başkalarını bilen geçecek. Daha sonra ise çok kendine isteyip az başkasına veren. En son çok kendine alan ve kimseye vermeyen geçecek. Kimse geride kalmayacak. Geriden en son “O” geçecek. Ardında kimseyi bırakmadığını bildirerek.

*Her şeyi sona erdir. Sona ersin. Bir şey çalışıyorsan onu bir süre sonra bırak alışkanlık yaratmasına izin verme. Kola içiyorsan ara ver ve başka bir tadı dene. İnaçlarına ara ver. Bugün tanrı bir tanedir diyorsan yarın kendine tanrılar yarat ve tapınmaya başla. Sonra nasıl olsa eski tanrına dönersin. Seni affedecektir. Bugün kendisini bir kaç kere aldatan kadın bile eşini affetmiyor mu? Hem ne var bunda. Tanrı politiktir, bir kulunun asla başka bir tanrıya gitmesini istemeyecektir. Bu yanlış bir propaganda yanlış bir reklam olmaz mıydı. Düşünsene , “hey Tanrım, ben diğer tanrı hakkında bazı dedikodular duydum sana söylememi ister misin?” İşin bu boyutu ilginç biliyor musun. Biz tanrıyı bile kendimizleştiriyoruz. Ona bakış açımız tamamen kendimize bakış açımız. Birimizden para dilendiğimiz yetmiyor ondan da dileniyoruz. Evimizde huzursuz isek cennetini talep ediyoruz. Açıkça bunu ondan isteyebiliyoruz ve bunu bize sağlamak zorunda değil. Ölüp cennete gidemediğinde ne diyeceksin “o kadar dua etmiştim ve sen hiç birini kabul etmedin tanrım”. Sana şunu söyleyebilir, “Bu hiç adil değil, senin hakkında şahsi bir şey düşünmedim. Sen sadece mutlu olmana izin vermedin. Benden talep ettin. Her şey burnunun ucu kadar yakındı ama dönüp bakmadın.” Bu yüzden her şeyi sona erdir. Hiç bir şeye fazla takılma. Takılmak alışkanlığa dönüşür. Yaşamın tek düze olmasına izin verme. Onu tek düzelikten kurtardığında güneş gibi parlayacaksın ve tüm çağlar boyu huzurla yaşayacaksın.

ÖLÜM

*Ölümsüz yoktur, korkusuz vardır. Ölümsüzlük boşuna aranmamalıdır. Korkusuzluk ölümsüzlüktür.

*Ölümden sonra yaşam var mı sorusu açıkça tek yanlı bir bakış açısını yansıtır. Bu tıpkı evrenin sonlu olduğunu ya da güneşin battıktan sonra doğacağını düşünmek gibidir. İnsanlık tek fikre saplanıp hüküm vermektense diğer sonucu da göz önüne almalıdır… Yaşamdan sonra ölüm var mı… Bu bilinmezi aşmak için yürekli ve yargısız olunmalı.

KARMA

*Her ne yapıyorsan karmadır. Yapmadığın değil. Karmadan sen olanı çıkartırsan kalan “olan”dır. Örneğin taşın karması burada olmasıdır. Ağacın karması burada kök salmasıdır. Rüzgarın karması ağacı ve yaprakları savurmasıdır. Ateş yakıyorsa senin karmandır ve bu onun da karmasıdır. Çünkü ateş senin açından sebeb, onun açısından da  sebeb sensin. İkiniz arasındaki karmayı sadece onu durdurmaya gücü yeten durdurabilir. Bu güç ateşin içindeki ve senin içindeki güçtür. Ateşin üzerinde yürüyene bak. Karması sona ermiştir ateşle. Ve ateşin karması sona ermiştir üzerinde yürüyenle. Karma durumdur. Durum bir karmadır.

 *Zaman ve boyutlar açık. İsteyen daha üst boyutlara geçebilir. Gerçeğiniz neye uyuyorsa orada olabilirsiniz. Bunun için şart sevmek ve istemektir. Yanlışları sorun etmeyin yanlışlarınızı da yanınızda götürebilirsiniz. Ama onları en sonunda bırakmanız istenecektir. Bütünlük kazandıkça zaten bırakabileceksiniz. Ama tüm bunları uygun boyutlarda yapmak en akıllıca olanıdır.

AYDINLANMA

*Aydınlanmış olmanın en eğlenceli yanı aydınlanmamış rolü oynamaktır.

Reklamlar

6 thoughts on “ANAHTAR

  1. Hayat + Yaşam _ ve anahtar İnsan , İnsandan istek Tanrının isteği, hangi insanlar doğru kapıyı açar, bence Tanrı bu işe karışmaz karışsa ne düzen olur ne de Tanrının isteği olur, yani cesaret bilgi ve insan değerini bilen insan kapıyı açar, Evrende insan anahtar şifre konumunda olduğunu fark ettim Dünyadaki insanların çok azı gelecek hakkında bilgilere sahip, kısaca sanki dünya sonsuza kadar duracak ve kendileride yaşayacak çoğul ve sıradan insanların yaşamları böyle,, İnsanların değişik ülkelerde ve dilleri renkleri yaşam tarzları ve egoları değişik, bu insanlar kendi gayretleriyle Anahtar konumunda olmak zorunda tanrının yani muazzam enerjinin isteği sanki bu yönde bende böyle bir algılama ve düşünce,, şöyle düşün sadece 2 nesil 100 sene evvel kültür medeniyete bak ve 100 sene sonrası yani 2115 senesini algıla ve sen orda olmayacaksın ama hayat ve yaşam çok farklı devam edecek yeni nesil insanlar Anahtar olmak için bilmeden yarışacak , iyide hangi kapı acaba,, insanlar devamlı ölüm ve nesil de değiştiğine göre sizce değişmeyen nedir bence dünya bütün insanlar dünyaya hizmet ederek ölür giderler dünya gelişmeye devam eder,, ya sonrası güzel soru ya sonra, bu soru bana göre dünyada gelmiş ve geçmiş insanların devamıyla ruhen kopyalı yeni nesil insanlar EVREN de yaşam mücadelesi ve yeni dünyalar için ANAHTAR olmak zorunda işte burda İNSAN olmanın değerini BİLEN insanlar evrende olacak ki TANRININ isteğide bu yönde CESARET BİLGİ VE İNSAN DEĞERİNİ BİLEN İNSAN tanrının ANAHTARIDIR evrende Yeni Dünyalar ,,,saygılarımla ,,,zeki taylan ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,

  2. İkilem olarak farz ve bahis konusu ettiğiniz herşey üçüncü boyutun algısından kaynaklanmaktadır. Zaten zor olan tanrının veya o her ne ise onun birliğini kavramak değildir. Böyle düşünebilme yeteneğini herşeyde bulmak, onu arama kapasitesini ileri seviyelere taşımak zordur. “1” Bilincini zaman zaman ben bile şaşırarak izliyorum. Kavradıklarımla şaşkınlaşıyorum. Konuya bağlarsam insanın bilincinin üçüncü boyutun dışına çıkacağı noktaya geliyoruz. Bu halde biz bu boyutun temalarıyla üst boyutları tarif ve ziyaret edebileceğiz. (Bazılarımız zaten başarıyorlar) Bu durumda yeni dünyalar için yer açılacak ama insan anahtar olma vazifesini isterse sürdürmeyecek. Ama bunu kim ister? Biz 3. boyuta aşığız kim evini terk etmek ister. Bu da ayrı bir handikap olarak görünüyor. Fakat şunu göz ardı etmeyiniz. Fizik sadece 3. boyut değildir. Başka boyutlarda seçimler olmayabilir. Seçimsiz bir boyut her ne kadar yavan da olsa yaratılabilir. Biliyorum çünkü öyledir. Bu halde sözlerinize katılıyorum fakat çok azımız başaracak. (Karetta kaplumbağalarından binlercesi arasından sadece onlarcası yetişkin olur) Geri kalan insanlık bu boyutta kalmaya gitgide derine batmaya devam edecek. Tanrının deneyimi bu boyutu çok sevmesi ve deneyime devam etmek istemesi bence. İstek derken de bunu farzı misal olarak alıyorum çünkü dilimizin kelimeleri bilgiyi aktaramıyor. Tanrı aslında karışmaz derken biz karıştığımız kadar işin içindedir. Daha derin anlamlar var fakat bu da açıklanamayacak derinlikte anlaşılmak yerine sadece tepki doğurabilecek şeylerdir… Onu da alimlere bırakıyorum. Svg

  3. İnsan ve sayısal gerçek 2 olduğunu öğrendim yani 1 sayısalın madden önemi olsa bile yaşamın 2 ciye ihtiyacı var şöyle düşün Hayat 2 cinin devamı olan 1 ci erkek 2 ci dişi Yaşamın gerçeği artı olan her zaman dişi _ dişi olan Kaplumbağa kumsalda 50 adet yumurta bıraksa bile 2 kaplumbağanın beden yapısını taşır bunlardan 10 adeti hayatta kalsa bile 2 nin devamı olur kısaca her zaman 2 nin devamı İnsanlarda böyle ve her zaman 2 nin devamı olarak yaşarız , ve bedenimiz ölürken 2 nin devamı olan beden her zaman yaşar aslında ölmeyiz ölen bedenimiz , 2 her zaman vardır ve ruhen onun devamıyız ,, yani kısaca şimdiki bireysel aklın binlerce evvel yaşıyan 2 dir ve bütün insanlar onun bedenini ve aklını taşır arasıra arızalı çıkan bedenler gelecekte yoktur ve eksi olur devam eden bedenler geçmişin izlerini taşır,, aslında hepimiz gerçekte aynıyız 1+1=2 X =0 X 0 ve kardeşiz anne baba dahil hepimiz ilk 2 yiz ve anahtarız saygılarımla ,, zeki taylan ,,,,

  4. Bilincimiz gelişiyor. Bilgi tamamlanıyor. Tüm amaç yazılar ve sözler bunun için var. Örneğin tek başıma var olsaydım şimdi bildiklerimi bilemeyecektim. Çünkü keşfetmem uzun sürerdi. Ancak doğa denge verecekti. Ya öğrenecek kadar çok uzun yaşayacaktım ya da bilen birinin yanında tekrar doğacaktım. Kanun tamamlanmaya doğru itikler daima. svg

  5. aydınlanmış olmanın en eylenceli artık sıradan olamamaktır.
    “Uzaktan dans ettiğinizi görüp müziğin sesini duyamayanlar size deli derler.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s